İstanbul Doğa Savunmaları çağrısı ile Kadıköy’deki Karaköy İskelesi önünde bir araya gelen yaşam ve doğa savunucuları 13 Aralık günü cumhurbaşkanı kararnamesi ile 80 bin metrekaresi İstanbul’da toplam 11 ilde 1 milyon hektarlık orman alanının statüsünün kaldırılmasına karşı basın açıklaması gerçekleştirdi.

İstanbul Doğa Savunmaları adına Zuhal Turhan tarafından okunan basın açıklaması metninin ardından Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi Başkanı Sezai Kaya, Ümraniye Kent Savunması adına Bulut Can Okuducu, DİSK Enerji-sen sendikası adına Süleyman Keskin, EHP adına Nehir Sevim ormanları ranta açan kararnameye dair söz aldılar. Konuşmacılar büyük bir doğa yıkımına yol açacak bu kararnamenin anayasal ve yaşam haklarına saldırı boyutunda olduğunu ve kabul edilemeyeceğini söylediler.

İDS basın açıklamasında bu kararname ile AKP iktidarının ülke ormanlarını tümüyle inşaat yağmasına açmaya kararlı olduğunun anlaşıldığını, fakat doğa savunucuları olarak mücadelelerinden vazgeçmeyeceği vurgulandı. Açıklamada ayrıca 2018’den bu yana orman statüsünden çıkarılan alanların 1500 hektarı geçtiği belirtilerek orman statüsünden çıkarılan bu alanların kimleri zengin edeceği soruldu. Bunun takipçisi olacaklarını belirttiler.

İstanbul Doğa Savunmaları basın açıklamasında şunları söyledi;

Kamuoyunun 2/B olarak bildiği ve 1973 yılından günümüze kadar “Bilim ve fen bakımından
orman niteliğini kaybettiği” gerekçesiyle 626 bin hektar orman alanı, orman dışına çıkarılmış ve 2012 yılında yürürlüğe giren 6292 sayılı kanunla da işgalcilerine öncelik tanınarak, parayı yatıranın mülkiyetine devredilmişti. 2/B ile Orman sınırları dışına çıkarma uygulaması yağma ve talan için yeterli olmamış ki; 2018 yılının nisan ayında torba yasanın içine serpiştirilen birkaç maddeyle ormanlarımızın önemli bir kısmını yok edecek yeni bir düzenleme daha yapılmıştı.

Orman Yasası’na eklenen bu Ek Madde 16 ile, Bakanlar Kuruluna/Cumhurbaşkanına istediği
orman alanını orman rejimi dışına çıkartma yetkisi verildi. Konuyu bilen herkesin Anayasa’ya aykırı olduğu konusunda hem fikir olduğu bu EK 16 Madde ne demekti…
Bu ek maddede; “…bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar
görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler ile bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması
uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlar…” içinde
Cumhurbaşkanınca belirlenecek alanların orman dışına çıkarılacağı ve orman sınırları dışına
çıkartılan alanın iki katından az olmamak üzere yeni orman tesis edileceği yazmaktadır.
Aslında ister iki kat, isterse 10 kat olsun bir yerdeki doğal orman alanını yok ettiğinizde,
yapılan yeni ağaçlandırmalarla onu geri getiremeyeceğinizi, ormanların ağaç toplulukları
olmaktan öte bir ekosistem olduğunu, bir orman ekosisteminin oluşması için onlarca yıl
geçmesi gerektiği çoğu kişi tarafından bilinmektedir.

Kamuoyunun açık bir şekilde anlayacağı şekilde ifade etmek gerekirse; Ek Madde 16,
ormanda gözüne kestirdiğin yeri getir, ben oraya “taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman
vasfı taşımayan alan” muamelesi yaparak, önce orman sınırı dışına çıkarıp, sonra sana
devrederim demekten başka bir anlama gelmez. İlgili yönetmelikte orman dışına çıkarılacak
yerlerin çevre ve şehircilik il müdürlükleriyle, milli emlak müdürlükleri tarafından talep
edileceğinin yazması tam da bu anlama gelmektedir.

Tüm bu gerçeklere rağmen, önce bakanlar kuruluna, cumhurbaşkanlığı sistemine geçtikten
sonra da Cumhurbaşkanına istediği alanları orman dışına çıkarma yetkisi veren EK-16. madde uygulaması ile; yasanın yürürlüğe girdiği 2018 yılından bugüne kadar,1500 Hektarı geçen orman alanı orman sınırları dışına çıkarılmış ve bu alanlar ‘hak sahibi’ olarak tanımlanan işgalcilerine satışı olanaklı hale getirilmiştir.

Bugüne kadar orman sınırları dışına çıkarılan alanlar yetmemiş olacak ki;12 Aralık 2023
tarihinde ise yine bir gece yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile 80 bin m2’si
İstanbul’da olmak üzere 11 ilde toplam 1 Milyon 137 bin m2 orman alanı daha bir gecede
orman sınırları dışına çıkartılmıştır.

İstanbul’un Kuzey Ormanları, 3.Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu ve 3.Havalimanı gibi Mega
Rant Projeleri ile zaten delik deşik edilmiş ve inşaat talanına açık hale getirilmiştir. Bu
uygulama ile İşgalcilerin bu alanları devletten çok ucuza alarak, özellikle İstanbul’da çok
büyük rantlar sağlayacağı bir gerçektir. Açıkça; orman alanı üzerinde ev, bina vb. yaparak
halkın ormanını işgal edenler cezalandırılmaları gerekirken 2/B uygulamasında olduğu gibi
ödüllendirilmiş olacaktır. Bu düzenleme 2018 yılına kadar orman işgali yapanları ödüllendiren bir düzenleme olduğu gibi, bu yolla yeni orman işgallerini de teşvik edecek, bu
ödüllendirmeden cesaret alanlar ormanları işgal etmeye devam edecektir. Kuraklıktan
musilaja büyük bir Ekolojik krizin içinde kalan İstanbul’un daha fazla betona değil, suyun,
nefesin, yaşamın kaynağı olan ormanlara ihtiyacı olduğunu Yönetenler ne zaman
anlayacaklar…

Orman sadece ağaç değildir. Orman; canlı ve cansız varlıklardan oluşan bir ekosistem olup,
ülke ormanları ciddi bir biyoçeşitliliğe sahiptir ve içinde 494 kuş ve 169 memeli hayvan türünü barındırmaktadır. Bu ekosistemin hâkim unsuru olan ağaçlar olmasa da orası yine orman sayılır. Bilindiği gibi Orman Kanunu’nun birinci maddesinde orman tanımlanırken “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır” der. Yani sadece üzerindeki ağaçlar değil, altındaki toprak da ormandır. Bir
ormandaki bütün ağaçlar yanıp yok olsa da madencilik vb. amaçlarla kesilip yok edilse de
oradaki toprak kaldırılıp altındaki maden çıkarılmış olsa da orası halen hukuken ormandır. Bir yerin orman vasfını kaybetmesi eğer insanlar üzerine beton dökmemişse, yanardağdan gelen lavlar üstünü kapatmamışsa veya ırmağın önü heyelanla kapanıp geride kalan ormanlar su altında kalmamışsa bilimsel olarak da mümkün değildir.

Orman içi açıklıklar ormanın bir parçasıdır ve yaban hayvanları için beslenme ve su içme
alanıdır. En fazla canlı türü sık orman alanlarında değil, EK16. madde ile yerleşime açılması
öngörülen taşlık, kayalık gibi açık alanlarda olur ve bu alanlar biyolojik çeşitlilik açısından
sıcak noktalardır.

Anayasa’nın 169’uncu maddesi, “Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme
müsaade edilemez” hükmü ile devleti, ormanları korumak ve sahalarını genişletmekle
görevlendirmiştir. Oysa; Ek 16 Madde, ormanları korumak bir yana ormanları işgal edenleri
ödüllendirmekte ve yeni işgalleri teşvik etmektedir. Devletin yapması gereken orman
alanlarını işgal edenleri ödüllendirmek değil, işgal edilen orman alanlarındaki yapıları yıkarak o alanları yeniden ormanlaştırmaktır. Ek 16. madde ile; ülkede ormansızlaşmanın ve orman bozulmasının artacağı çok açıktır. Yönetenlerin görevi; ülke ormanlarını bu tür yağma ve talanlara açmak değil, Bir an önce, Paris İklim Anlaşması ile “Glasgow Liderlerinin Ormanlar ve Arazi Kullanımı Deklarasyonu”na attığı imzalara sahip çıkarak ülke ormanlarını korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak olmalıdır.

İSTANBUL DOĞA SAVUNMALARI
TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ MARMARA ŞUBESİ
KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI
BEYKOZU SAVUNUYORUZ PLATFORMU
ÜMRANİYE KENT SAVUNMASI
GÖKTÜRK YEŞİL KALSIN GİRİŞİMİ
AYDOS ORMAN SAVUNMASI
VALİDEBAĞ GÖNÜLLÜLERİ
BURGAZADA ORMAN GÖNÜLLÜLERİ PLATFORMU
BAHÇEŞEHİR GÖLET GÖNÜLLÜLERİ
KADIKÖY KENT DAYANIŞMASI
MALTEPE ÇEVRE VE YAŞAM PLATFORMU
ATATÜRK KENT ORMANI GÖNÜLLÜLERİ
USKUMRUKÖY PLATFORMU
SİLİVRİ ÇEVRE DERNEĞİ


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz