27 sendika, dernek ve platformun ortak çağrısıyla bir araya gelen işçiler kamu ve belediye taşeron işçilerinin sorunlarını ve taleplerini sıraladıkları basın açıklaması ile Türk-İş, Hak-İş ve Disk/Genel-İş’in tutumunu eleştirerek mücadele vurgusu yaptı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Kıymetli işçi arkadaşlar, emek dostlarımız ve değerli basın emekçileri, hepiniz hoş geldiniz!

Bugün burada, belediye şirket işçileri adına, yaşadığımız haksızlıkları ve mağduriyetleri dile getirecek ve taleplerimizi sıralayacağım.

Bu alanda, kamu taşeron işçilerinin yanı sıra, belediyelerin hizmet aldığı taşeron firmaların sömürü çarkında yıllarca kamu hizmeti üreten, iş yükü yıllar geçtikçe artan ama emeğinin karşılığı verilmeyen, her seçim dönemi sil baştan çalışma koşulları değişen, hem ekonomik darboğazla cebelleşen hem de siyasi baskılara maruz kalan, meslek hastalığına uğradığında çürük elma sayılan, haklarını talep etmek için sesini yükselttiğinde nankör ilan edilen belediye şirket işçileri olarak bulunuyoruz.

Bizler, 24 Aralık 2017 tarihinde yayımlanarak, 2 Nisan 2018’de yürürlüğe giren 696 sayılı KHK ile belediye şirketlerine geçirilen, ama gerçekte, kadro vereceğiz diye mağdur edilen, belediye çalışanlarıyız. 696 sayılı KHK ile “asıl işi yapan kadroya alınacak” diye açıkça belirtilmesine rağmen, belediyelerdeki 450 bin taşeron işçi, Nisan 2018’de norm kadro yerine, belediyelerin kurduğu belediye şirketlerine geçirilmiştir.

Belediye şirket işçileri, yerel yönetimlerde 7/24 esasına göre, kamusal alanda halkımıza kamu hizmeti üretmektedir. Belediye şirketlerinde kamu hizmeti üreten işçiler çok çeşitlidir. Bizler, Asfalt işçileri, Aşçılar, Büro ve Çağrı Merkezi çalışanları, Enerji işçileri, Fen işleri – park bahçe çalışanları, Garsonlar, Güvenlik görevlileri, İtfaiye Erleri, Kütüphaneciler, Mimarlar, Mühendisler, Operatörler, Otobüs şoförleri, Öğretmenler, Sayaç okuma işçileri, Su ve kanalizasyon çalışanları, Şehir plancıları, Şoförler, Teknikerler, Teknisyenler, Temizlik işçileri, Usta öğreticiler, Veteriner hekimler, Yazılımcılar, Zabıta memurları ve daha sayamacağımız birçok branşta emek veren, en zorlu koşullarda dahi bütün özverisiyle vatandaşa hizmet etmekten ve sorunlarını çözmekten geri durmayan belediye şirket işçileriyiz.

Ülkemizde büyükşehir, il, ilçe ve belde olmak üzere, 1393 belediye bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Eylül ayı verilerine göre, belediyelerde hizmet veren norm kadrolu 39.043 işçi bulunurken, belediye şirket işçisi sayısı 607.999’a ulaşmıştır. Norm kadrolu işçi sayısı her geçen gün azalırken, şirket işçisi sayısı ciddi oranda artmaktadır.

“Kamuda taşeron kalmadı, 1 milyon işçiye kadro verdik” söylemi, bugün maalesef, belediye şirket işçileri ve genel idarelerdeki taşeron işçiler ile birlikte, sayıları yine 1 milyona yaklaşan mağdur işçi kesimini ortaya çıkarmıştır.

Hâlihazırda Kamuoyuna lanse edildiği gibi, kamuda kadro dışı kalan işçi sayısı 90-100 bin değil, belediye şirket işçileri ile birlikte 1 milyondur. Ve dolayısıyla, 4-5 milyon vatandaşı doğrudan ilgilendiren devasa bir mağduriyet ulu ortadadır.

Nisan 2018’den itibaren, yaklaşık 6 yıldır, taşeron firmaların isim değiştirmiş biçimlerinde, yani belediye şirketlerinde, modern kölelik devam etmektedir.

Türk-iş, Hak-iş ve Disk/Genel-iş, bu durum yeni ortaya çıkmış gibi kadro ve ilave tediye taleplerinde bulunmaya başlamıştır. Ama bu sorunları ve talepleri arada bir dile getirmek yetmez! Biz sorunlarımızı dile getirmekten vazgeçmeyecek ve haklı taleplerimizin takipçisi olacağız.

607 bin 999 belediye şirket işçisi olarak taleplerimiz şunlardır:

1. NORM KADRO: 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’nun 49. Maddesi yeniden düzenlenmeli, belediyelerde hizmet üreten işçilerin çalışma statüsü Norm Kadro esaslarına göre düzenlenmeli, Norm Kadro sayıları revize ile artırılmalıdır.

2. TABAN ÜCRET: Sendikalar tarafından her ay açıklanan “Yoksulluk Sınırı,” tüm belediye işçilerinin net taban ücreti olmalıdır.

3. İLAVE TEDİYE: Belediyelerde hizmet üreten tüm işçiler kamu işçisi olarak kabul edilmeli, 6772 sayılı kanuna göre, 52 günlük ilave tediye ayrım gösterilmeksizin her işçiye ödenmelidir. Ayrıca geriye dönük hakkedişlerimiz de teslim edilmelidir. Belediyelerde çalışma barışı sağlanmalıdır.

4. İŞ GÜVENCESİ: Haksız, hukuksuz, keyfi şekilde işten çıkarmalara son verilmelidir. İş davaları “Bölge İdari Mahkemeleri”nde görülmeli, davayı kazanan işçi işine kesin suretle ve hemen dönmelidir. Dosya masraflarının ağır olması işten çıkartılan işçilerin hak aramasındaki en büyük engeldir. İşten çıkartılan her işçiye baro tarafından ücretsiz avukat sağlanmalı ve iş davaları dosya harçlarından muaf tutulmalıdır.

5. VERGİ ADALETİ: Toplu İş Sözleşmelerinde (TİS) paraya taalluk eden tüm mali ve sosyal haklar “Brüt” yerine “Net” olarak belirtilmelidir. Belediye işçileri “Gelir Vergisi” yükü altında ezdirilmemelidir. İşçiye vergi muafiyeti sağlanmalı ve vergiler işveren tarafından karşılanmalıdır. İşçi Ocak’ta ne kadar ücret alıyorsa Aralık ayında da aynısını almalıdır.

6. EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET: Belediyelerdeki kadın erkek eşitsizliği, kadın istihdamının arttırılması ile çözülecek kadar basit bir sorun değildir. Belediyelerdeki cinsiyetçi iş bölümü ve ücretlendirme son bulmalı, kadınların güvenceli ve güvenli çalışabilmeleri için şartlar yerine getirilmelidir. Belediye çalışanlarının çocukları için kreş hakkı, günün koşullarına uygun ve gerçekçi biçimde karşılanmalıdır. Doğum iznine ayrılan kadın işçiler, döndüklerinde işlerini kaybetme endişesi taşımak zorunda kalmamalı.

Bunların dışında:

60 günlük sendikal ikramiye,

Haftalık 35 Saat çalışma,

Enflasyon oranında zam,

Refah payı,

Meslek pirimi,

Eşit yemek ve ulaşım ücreti,

Tayin hakkı verilmelidir.

Belediyelerin ve belediye şirketleri yöneticilerinin, holding patronu gibi kar elde etmeye çalışmaları, çalışanlarına maliyet kalemi olarak bakmaları, hem azalan sayıda işçi çalıştırmaları hem de performans baskısında bulunmaları, iş kazalarının ve iş cinayetlerinin önünü açmaktadır. Tüm belediyelerde, işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun çalışma koşulları sağlanmalıdır. İş kazası durumunda, asıl işveren olan belediyenin sorumluluğu göz ardı edilmemeli, sorumluluğu taşeron şirkete ya da işçinin kendisine yıkma gibi tavırlardan kaçınılmalıdır. Belediyelerde oldukça yaygın olan meslek hastalıklarına karşı, uygun sayıda personel istihdam edilmeli; iş yükü hakkaniyetli biçimde dağıtılmalıdır.

İş kanunu işçilerin çıkarlarına göre yeniden düzenlemelidir. Sendika ve toplu iş sözleşmesi kanununda değişiklik ile sendikal örgütlülüğün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Sendika aidatı tutarları düşürülmeli; aidatlar sendika tüzüklerinin insafına bırakılmamalıdır.

Anayasa 128 maddesi gereğince belediyelerde, güvenlik, mimarlık, mühendislik, zabıta gibi alanlarda memur işi yapan tüm işçiler ayrım yapılmaksızın memur kadrosunda istihdam edilmelidir.

İşten çıkarmalarda kod mağduriyetinin giderilerek mahkeme kararından sonra suçu sabit olan işçi için çıkış kodları verilmeli; işçinin kıdem tazminatı ve işsizlik maaş hakkını elinden alan kodlar kaldırılmalıdır. Haksız işten çıkarmalarda, işçilerin iş akdini sona erdiren kamu görevlileri, işçiye ödenecek kötü niyet tazminatlarından kişisel olarak sorumlu tutulmalıdır. Bu sayede, keyfi işten çıkarmalarda caydırıcılık olmalıdır.

Son olarak; Filistin’de yaşanan insanlık dışı vahşetten dolayı, tüm belediye şirket işçileri adına İsrail’i kınadığımızı ve bir an önce Gazze’deki soykırımın durdurulması gerektiğini yineliyoruz!

Özak tekstil İşçileri, Argobay işçileri ve ülkemizin dört bir yanında ekmek ve haysiyet veren, direnen tüm işçilere selam olsun!

Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyor, katılım ve katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ediyoruz.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz