Suruç Katliamı’nın 105. ayında adalet mücadelesi sürüyor. Suruç Aileleri İnisiyatifi, her ay olduğu gibi bu ay da Kadıköy’de Halitağa Caddesi’nde bir araya geldi. Katliamda yaşamını yitiren 33 düş yolcusunun fotoğraflarının taşındığı eylemde, “Kalplerimiz adalet için atsın” pankartı açıldı.

Eylemde ilk olarak Suruç Aileleri İnisiyatifi’nden Emrah Topaloğlu söz aldı. Kobanê’yi yeniden inşa etmek için yola çıkan sosyalist gençlere yönelik Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi’nde DAİŞ çetesi tarafından gerçekleştirilen katliam saldırısının nasıl göz göre göre yaşandığını anlatan Topaloğlu, katliamı gerçekleştiren Abdurrahman Alagöz’ün birkaç gün önce GBT yapılmasına ve hakkında yakalama kararı olmasına gözaltına alınmadığını hatırlattı.

Katliamdan sonra canlı bombayı bölgeye getiren Abdullah Ömer Arslan’ın halk tarafından yakalanarak polise teslim edildiğini, polisin bu kişinin sakalını tıraş ederek serbest bıraktığını hatırlatan Topaloğlu, bu kişiyle ilgili mahkeme heyetine sundukları taleplerin kabul edilmediğine dikkat çekti. Topaloğlu, “Bu davanın peşini bırakmayacağız” dedi.

“Etkin soruşturma yapılmalı”

33 düş yolcusunun yoldaşlarından Adnan Özcan basın açıklamasını okudu. Suruç Katliamının yaşandığı günden bu yana adalet mücadelesini sürdürdüklerini hatırlatan Özcan, “Katliamı gerçekleştiren katil Abdurrahman Alagöz’e kimlerin yardım ettiğinin açığa çıkarılarak cezalandırılmasını istiyoruz. Katliamda ihmali bulunan kamu görevlilerinin tespit edilerek haklarında etkin bir soruşturma yapılmasını istiyoruz” dedi.

Mahkeme heyetinin taleplerinin hiçbirini kabul etmediğini, davanın tek sanığı olan Yakup Şahin’e ceza verdiğini ve böylece dosyayı kapatmak istediğini vurgulayan Özcan, “Biz davanın bu şekilde kapatılmasına göz yummayacağız. Bütün failler ve onlara yardım edenler açığa çıkarılana kadar adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi. Özcan, firari sanıklar yönünden devam eden davanın bir sonraki duruşmasının 21 Mayıs günü Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görüleceğini bilgisini paylaştı.

Talepler sıralandı

Özcan, duruşma öncesi taleplerini şöyle sıraladı:

  • Davada firari olarak aranan Deniz Büyükçelebi ve İlhami Bali’nin, Suriye’de Türkiye’nin hakimiyetinde bulunan bir kampta kaldığı iddia ediliyor. Bu iddianın araştırılarak sanıkların Türkiye’ye getirilmesini ve cezalandırılmasını istiyoruz.
  • Katliamda kullanılan bombaları temin ettiği için tutuklanan Süleyman El Aggal dosyaya sanık olarak getirilsin.
  • Firari sanık İlhami Bali’nin kırmızı bültenle arandığı sırada Konya Devlet Hastanesinde tedavi olduğuna dair belgeler ortaya çıktı. Bu belgeleri mahkemeden gizleyen sağlık çalışanları ve sağlık bakanlığı hakkında soruşturma başlatılsın.
  • Katliam günü olay yerinin fotoğraflarını çekerken yakalanan Abdullah Ömer Arslan’ın kullandığı motorun sahibi olan Fadile Uyanık son duruşmada çelişkili ifadeler vererek motorun kendi adına olmadığını iddia etmişti. Resmi belgelerle yalanlanan bu durum hakkında işlem başlatılsın ve Fadile Uyanık mahkemeye yalan beyan vermek suçundan cezalandırılsın.

“Adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz”

105 aydır kararlılıkla sürdürdükleri adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Özcan, “Katliamın bütün failleri cezalandırılıncaya kadar mücadele edeceğiz. Suruç için adalet herkes için adalet. Hiçbir düş yarım kalmayacak” diye konuştu.

Açıklamanın ardından Suruç Katliamında yaşamını yitiren 33 düş yolcusunun isimleri sayılarak “Yaşıyor” dienildi.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz