DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla İstanbul Kadıköy Rıhtım’da bir araya gelen yurttaşlar, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold şirketine bağlı altın madeninde meydana gelen maden katliamına tepki gösterdi.

“Erzincan İliç’te göz göre göre gelen felaketin sorumluları hesap verecek” pankartı açılan eylemde sık sık “Katillerden hesabı emekçiler soracak”, “Kaza değil bu bir cinayet” sloganları atıldı. Açıklamaya aralarında Emek Partisi, DEM Parti, Sol Partinin de bulunduğu çok sayıda siyasi parti destek verdi. Açıklama öncesi iş cinayetlerinde hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

“Göz göre göre gelen bir katliam”

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, devlet yetkililerinin sermayenin çıkarlarını korumak için uyarıları görmezden geldiğini belirtti ve yaşananın ihmal değil kasıtlı bir cinayet olduğunu söyledi.

Atar, “Sermayenin kâr hırsının bu tabloya yol açtığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bu ülkeyi bu hale getirenleri lanetliyoruz. Katillerin yakasını bırakmayacağız” dedi.

İstanbul Tabip Odası adına konuşan Osman Küçükosmanoğlu, “Göz göre gelen bir katliama tanıklık ettik” dedi ve yaşanan katliamın etkilerinin hem insan hem doğa yaşamı açısından on yıllarca süreceğini ifade etti. Küçükosmanoğlu, “Bunun sorumlusu siyasi iktidar ve sermeye sınıfı” dedi.

KESK İstanbul Şubeler Platformu adına söz alan Barış Uluocak, katliamın boyutlarının halktan, emek ve ekoloji örgütlerinden saklanmaya çalıştığına dikkat çekti. Uluocak, katillere karşı birleşik mücadelenin önemine vurgu yaptı.

“Tüm uyarılar gözardı edildi”

Basın açıklamasını TMMOB İKK Sekreteri Seyfettin Avcı okudu. Avcı, faaliyete girdiği 2008 yılından itibaren birbiri ardına ortaya çıkan çevresel felaketlerle sıklıkla gündeme gelen, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesinde gerçekleştirilen sömürge madenciliği ile yalnızca doğa ve kaynakların değil, yaşamların da katledildiğini söyledi.

Avcı, Erzincan’da yaşananların ülke için bir ilk olmadığını belirtti. 2011 yılında Kütahya’da; geçtiğimiz yıl Giresun Şebinkarahisar’da, Gördes’te yaşanan, birkaç gün önce Manisa’nın Yunusemre ilçesinde meydana gelen ve “kaza” diye nitelenen felaketleri hatırlatan Avcı, “Faaliyete girdiği yıldan bugüne, mevzuat dolanılarak parça parça hazırlanan projelerle devasa nitelik kazanan Çöpler Kompleks Maden İşletmesinin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlikeye karşı tüm uyarılar göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır. 2021 yılında “Çöpler Kompleks Madeni”nde kapasite artışı ve ek tesisler yapılmasına yönelik projeye verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açtığımız davalarda; projenin çevre üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribat ifade edilmiş; siyanürlü altın madenciliği yönteminin barındırdığı riskler itibariyle vazgeçilmesi gereken bir yöntem olduğu, bölgenin depremsellik ve heyelan açısından tehlikeleri de ayrıntıları ile vurgulanmıştır” diye konuştu.

Suç duyurusunda bulunulmuştu

Avcı, “2022 yılında siyanürlü solüsyon taşıyan borularda yırtılma neticesinde siyanürlü solüsyon sızdırmazlık alanı dışına taşarak çevresel tahribata neden olmuş olmasına rağmen, ÇED raporundan alıntılarla davaların reddine karar verilmiştir. Kapasite artışına ilişkin ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın yargılaması sürerken 21 Haziran 2022 tarihinde siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hattında oluşan yırtılma nedeniyle siyanürlü solüsyonun çevreye yayıldığı bölgede yaşayan halk tarafından fark edilmiş akabinde meslek örgütleri tarafından da suç duyurusunda bulunulmuştur. Madende yaşanan suça konu olayların ülke genelinde yaygın tepkilere yol açmasının ardından yetkililer tarafından ancak olaydan günler sonra bir açıklama yapılabilmiş; yaşanan felaketin üzerinden geçen 5 günün ardından ancak şirket hakkında para cezası uygulanmış ‘analiz sonuçlarına göre ise lüzum görülen alanlarda çevresel iyileştirme çalışmalarına devam edileceği’ beyan edilmiştir. Ve yine ancak kamuoyunda tepkilerin büyümesi ve sürmesi ile yaşanan felaketin üzerinden geçen 6 günün ardından şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmiştir. Akabinde ise hiçbir şey olmamış gibi durdurma kararı kaldırılmış ve şirket faaliyetlerine devam etmiştir” hatırlatmasında bulundu.

“Genişleme projesine ilişkin ÇED gerekli değil kararı verildi”

Avcı, savcılık tarafından ise yalnızca Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve yöneticileri hakkında “çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçundan soruşturma yürütüldüğünü ve neticesinde taksirle işlenen suç bakımından gerekli ödeme yapıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini aktardı.

Avcı, “Yaratılan tahribat ortada olmasına ve tüm uyarılara rağmen faaliyetlerin durması bir yana; 2023 yılında Çöpler Kompleks Madeni Açık Ocak Genişleme projesine ilişkin olarak ÇED Gerekli Değildir kararı verilmiştir. Dünyada; 1971-2015 yılları arasında siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu 11 büyük çevre felaketi yaşanmıştır. Bu felaketler sonucu siyanürlü atıkların karıştığı göl ve nehirlerde yaygın balık ölümleri gerçekleşmiş, tarım alanları ise siyanür bileşikleri ve ağır metallerle kirlenmiştir. Atık havuzlarından sızıntı, başlangıçta yüksek siyanür derişimleri bozuluncaya kadar, akarsu ve göllerde balıkların, kuşların ve diğer canlıların ölümlerine neden olurken; yayılan ve yeraltı, yerüstü su kaynaklarını kirleten ağır metal bileşikleri de tarım ve hayvancılık yolu ile besin zincirine girerek insanlara ulaşmakta ve zaman içinde ortaya çıkan sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ağır metaller; düşük derişimlerde bile toksik etki gösterebilen elementlerdir. Ağır metaller insanlar tarafından ağız, solunum ve deri yolu ile alınır ve çoğu boşaltım yolları ile (böbrek, karaciğer, barsak, akciğer, deri) atılamazlar. Bu nedenle ağır metallerin büyük bir bölümü, organizmada birikirler. Birikim sonucu, yoğunlaşan bu metaller, etkili dozlara ulaştıklarında; endokrin hastalıklar, nörolojik hastalıklar, kanserler, otizm gibi ciddi hastalıklara neden olabilirler. Tüm bilimsel gerçeklere ve uyarılara rağmen bu yaşananların sorumlusu, faaliyeti yürütenler kadar yürümesine olanak sağlayan, izin verenler, ülkemiz kaynaklarının, doğamızın bir grup yabancı sermayenin çıkarları uğruna yağmalanmasına göz yuman siyasal iktidardadır. İvedilikle sonuçlandırılması yasa ile zorunlu tutulan davaları sürüncemede bırakan, uzamasına neden olan, üzerinden yıllar geçmesine karşın halen yürütmenin durdurulması talebini dahi karara bağlayamayanlardır” dedi.

Madenlerden ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Avcı, “İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, İliç madeni için verilen tüm ÇED kararları iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmadır” diye konuştu.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz