Filistin Direnişiyle birlikte Gazze’de savaşa son diyerek bir araya gelen yazarlar The New York War Crimes’ı çıkartıyorlar. Gazetenin 8. sayısı Mayıs ayında “Long Live Student Intifada” dosyasıyla çıktı. Gerçeklerin ve direnişin üzerini sis perdesiyle, yalan ve karartmayla örtmeye çalıştıkları bu dönemde bu çabayı değerli buluyoruz. 10 Mayıs 2024 tarihli gazetede ABD ve dünyada Filistin için üniversite işgallerinin başını çeken Cal Poly Humboldt üniversitesinden direnişçi öğrencilerle yapılan röportajı Türkçe çevirisiyle paylaşıyoruz. “Birlikte mücadele etmeyi birbirimize borçluyuz” diyerek direnen sıra arkadaşlarımızın deneyiminin, dünyada büyüyen öğrenci hareketinin önünü açacağını düşünüyoruz. “Yaşasın Öğrenci İntifada’sı” diyerek tüm direnenleri selamlıyoruz.

Cal Poly Humboldt Üniversitesi, büyük bir ivmeyle kampüslerdeki Filistin kurtuluş hareketinin militan cephesine dönüştü. Siemens Hall’un—öğrenciler tarafından yeniden konulan adıyla ‘İntifada Hall’un—işgaline karşı yapılan polis saldırısını püskürttükten sonra komün, kampüsün büyük bir kısmını ele geçirdi. İki katılımcıyla deneyimleri ve çabaları üzerine konuştuk.

İşgalin ilk günü hakkında bize bir şeyler anlatır mısınız?

O gün Yahudilerin Hamursuz Bayramıydı ve biz de geleneksel Seder yemeğini yapmayı planladık. Bir grup Yahudi öğrenci büyük tencereler dolusu matzo ball çorbası getirmişti. Öğleden sonra, 16:30 civarında, oldukça sakin bir işgal olacağını düşünerek Siemens Hall’a girdik. Girer girmez kampüs polisi ile karşılaştık. Kampüste, bir bina işgali olduğu ve “ölümcül olmayan” silahlarla gelen polislerin yolda olduğu haberleri hızla yayıldı. İnsanlar, polislerin içeri girmesini engellemek için barikat kurma kararı aldılar.

Meşhur damacana ile birlikte dolaşıma giren video, polisler yığın halinde binaya giriş yaparken, büyük bir öğrenci kitlesinin dışarıda toplandığı bir anda çekildi. Dışarıdaki kalabalığın da desteğiyle, insanlar içeride polisi püskürtebilecekleri gücüne sahip olduklarını hissettiler.

Biz diyorduk ki: Mesele üniversiteyi işgal etmek. Mesele bu üniversiteye kriz yaşatmak.

Sizce militanlığın kampüsünüzde bu kadar etkili olmasının sebebi ne?

Pek çok insan kişisel bir militanlık anlayışıyla geldi. Ama aynı zamanda Amerikan İmparatorluğu ve devam eden soykırım hakkında gerçekten güçlü inançları ve bunlara karşı öfkesi olan pek çok insan da vardı. O ilk saatlerde kurulan yoldaşlık, daha önce yapmamış olsalar bile insanları militanca davranmaya iten şeydi. Polisin, açıkça yanlış olan bir şeyi protesto etmek üzere bir araya gelmiş bir topluluğa saldırdığını görmek, insanları inanılmaz bir güç ve inançla hareket etmeye iten şeydi.

Bu kampüsteki insanlar New York’taki gibi değil. NYU öğrencisiyseniz bir öğrenci örgütü kurmak çok kolay. The New School’a gidebilir ve kampüslerinde örgüt kuran insanlarla konuşabilirsiniz ve onlar da bir temsilci gönderirler ve bunun çok net bir metodik yolu vardır. Ayrıca okulunuzda bir örgüt kurmaya ve sizi doğru yola sokmaya hazır, bir sürü 50 yaşında Troçkist ya da Maoist olacaktır değil mi? Ama burada bu altyapı kesinlikle yok.

Bu yüzden insanlar yaratıcı düşünmek zorunda kalıyor, başka yerlerden ipucu alıyorlar. Genellikle öğrenci örgütleri ya da genel olarak çeşitli sol örgütler tarafından önerilen bu katı eylem biçimlerine sahip olmak yerine, insanlar birbirlerinden fikir aldılar.

Militanca bir hareketi ortaya koymak için mücadele eden öğrencilere öneriniz nedir?

En önemli ders cesurca hareket etmek ve insanların geleceğine inanmaktır. Kampüsü işgal eden öğrenciler için, taviz vermeye isteksiz oldukları tek nokta binayı terk etmekti. Alanı savunmak ve bu noktada güçlü durursak insanların bizi destekleyeceğine inanmak doğrultusunda önemli bir çaba vardı. Ki bu daha sonra açıkça gerçekleşti.

Barikatlarda polise karşı mücadeleyi sürdürme konusunda gerçekten önemli olan şey, kampüsü işgal eden öğrenciler arasında olan bu hassasiyetti. İnsanlar barikatları tutarken, arkalarında onları elleriyle besleyen ve mandalina soyan başka insanlar vardı. İçeride, polislerden korunması gereken güzel bir yoldaşlık olduğu apaçıktı. Cal Poly Humboldt’ta çok sayıda yoksul ve hatta evsiz olan öğrenci var.

Sizce bu koşullar mücadelenizin gidişatını nasıl etkiledi?

Okul, insanların okulu alt üst etmeye hazır olduğu bir ortam yarattı. Büyük bir barınma krizi var. Yurtların çoğunda küf var. Bu yılın başlarında, kampüsün içinde kendi arabalarında yaşayan evsiz öğrenciler tahliye edildi. Kampüste yoğun ve sürekli bir gözetim ve denetim altında bulunma hissi var.

Öğrenciler yönetimin kendilerini önemsemediğini düşünüyor. Bu yüzden fırsat verildiğinde bu hislerini eyleme dökebiliyorlar. Ve ilk gece polisi püskürtmeyi başardıklarında; yönetime ya da polise boyun eğmenin bizi güvende tutmadığını, birbirimizi güvende tutma gücüne bizzat kendilerinin sahip olduğunu öğrenmiş oldular. Dolayısıyla ortaya çıkan siyaset, en iyi haliyle somutlaşmış, deneyimlerden öğrenilmiş bir siyasetti.

Ayrıca burada güçlü bir yerel halk var. Başından beri, okulun ve yerel polis güçlerinin sömürgeciliğin bir uzantısı olduğuna, ve bu iki yüzlülüğe dair güçlü bir farkındalık zaten vardı. Bu, polise ve okula karşı öğrencilerin militanca bir tutum almasında büyük bir itici güç oldu.

Sizler “dışarıdan gelen provokatörler” hikâyesini, şu anda olduğu gibi baskın ve zararlı bir anlatı haline gelmeden önce reddettiniz. Buna ne sebep oldu? Bu yönelim komün büyüdükçe onu nasıl şekillendirdi?

Siemens Hall’u işgal eden ilk grup, öğrencilerden ve arkadaşlarından oluşan bir topluluktan ibaretti. Şartları çok erken belirledik. Daha deneyimli olanlar “dışarıdan gelen provokatörler” söylemlerinin toplumsal hareketler içinde nasıl sinsi bölünmeler yarattığına dair bir anlayışa sahipti. Atlanta’da Wendys’in yakıldığı zamanı hatırlıyor musunuz? Twitter’da bir grup insan dışarıdan gelen provokatör olduğunu düşündükleri bir kadını teşhir etmişti. Kadın sonunda hapse girdi ve sonra öğrendik ki kadın polis tarafından vurularak öldürülen Rayshard Brooks’un partneriymiş.

Dünyadaki konumumuz ne olursa olsun, çeşitli kurumlara olan bağlılıklarımız ne olursa olsun, hepimiz birbirimize bağlıyız. Birlikte mücadele etmeyi birbirimize borçluyuz.

Ülkedeki en büyük kurtarılmış bölgeyi elinizde tuttunuz, kampüsün büyük bir kısmını fiilen işgal ettiniz, oysa diğer yerlerde işgal edilen yalnızca bir avlu ya da bir bina oldu. Komünde günlük yaşam nasıl işliyordu?

İşgalin en güzel yanlarından biri barikatların inşasıydı. Başıboş sandalyelerden, paletlerden, devrilmiş çöp kutularından ve çöp konteynırlarından, metal piknik masalarından ve yere cıvatalanmış metal çitlerden oluşan çok katmanlı barikatlar vardı. Bunun ötesinde, üzerine tebeşirle “bu noktadan sonra polis yoktur” yazılmış bir sınırımız vardı. Bu sınır her gece hareket ediyor ve biraz daha büyütülüyordu.

Kurduğumuz karşılıklı yardım mutfağında çalışan insanlar için görev çok netti. Çevreyi gözetleyen ve sınırımızı koruyan insanlar için görev çok netti. Barikat kurmak isteyenler için görev belliydi. Bizi gerçekten güçlendirebilecek, bir program yapmak olurdu. Boş alan ve zaman insanların enerjisini tüketen uzun toplantılara imkân sağlar. Eğer bu enerji, bölünmeler yaratmak yerine bağlar kurmak için harcanırsa, o zaman ilk gün sahip olunan duyguyu, yani buranın savunulması gereken bir alan olduğu hissini elde edersiniz — burası birlikte güçlü hissettiğimiz, birlikte mücadele ettiğimiz insanlarla dolu bir yer… — duygusunu yaşarsınız.

Polisin gelip işgali sona erdirdiği son gün yaşananları bize anlatabilir misiniz?

Çok izole bir konumda olduğumuz için üniversite ve eyaletin işgali sona erdirmek için yeterli gücü toplaması uzun zaman aldı. Bu, Ventura County kadar uzak bir yerden beş yüz polisin çağrılmasını gerektirdi ki bu yaklaşık 11 saatlik bir mesafedir.

Öğrenciler alanı savunma arzularının güzelliğini ve yoğunluğunu yansıtan çöp tenekesi kalkanları, paten kaskları gibi kendi doğaçlama zırhlarını kuşandılar. Polis, komünü kuşattığında bile birçoğumuz araziye aşinalığımız nedeniyle sadece bizim bildiğimiz yollardan, ormanın içinden kaçmayı başardık. Polisleri alt ettiğimiz için herkesle gurur duyuyoruz. Bu kolay oldu, çünkü polisler aptal. Aynı zamanda gerçekten güzeldi, çünkü bu çocuklar gercekten akıllı. Polis, sayıca bizden fazla olmasına rağmen sadece ideolojik ya da taktiksel olarak tutuklanmasına karar vermiş kişileri tutuklayabildi.

Sırada ne var?

İnsanlarda unutamayacakları ve unutmayacakları bir şeye şahit oldukları, bunun bir parçası oldukları hissi var. Tekrar tekrar duyduğumuz şey, bu deneyimin hayatlarında en gerçek hissettiren şey olduğuydu. Hayatlarımızın koşulları normal değilken, içinde yaşadığımız imparatorluğun koşulları normal değilken, ve dünya gözümüzün önünde yanarken normalliğe katılmanın yoğun bir sahtekarlık olduğu duygusu var.

Her yerdeki gençlerde yoğun bir duygu, gerçeğe ulaşmak ve eyleme geçmek için yoğun bir istek var. Ve bir yol sunulduğunda, birkaç cesur insan bu enerjinin akması ve büyümesi için bir yol sunduğunda, bu enerji ilerleyecektir. Yaratıcılık, enerji ve öfke, ve daha büyük, daha somut bir şey için yoğun bir istek var. Ve eğer onlara böyle bir mekân sunarsanız, oraya doğru koşulacaktır.

Açık olan şu ki yönetim de, polisler de öğrencilerinden korkuyor. Ve tıpkı işgalin ilk gecesinde olduğu gibi, bundan sonra ne olacaksa bizim şartlarımızla olacak.

Öğrenci hareketinin tüm üyelerini, kendi mücadelelerinin koşullarını belirlemeye çağırıyoruz!

Çeviri: Özgür Üniversite Hareketi


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz