31 Mart yerel seçimlerinde, Saray Rejimi özellikle Şırnak ve Hakkâri’ye binlerce asker-polis “seçmen” getirerek seçimleri açık bir hile ile almaya, Kürt halkının iradesini bu yolla en başından gasbetmeye çalışmıştı. Tüm bu “çabalar” Şırnak’ta sonuç vermiş ancak Hakkari’de taşıma “seçmenlere” rağmen halkın iradesi gasbedilememişti.

Seçimlerin hemen ertesinde, Van’da denenen gasp girişimi Kürt halkının direnişi ve dostlarının dayanışması ile geri püskürtülmüştü. O günden bu yana kayyumlar için yol arayan Saray Rejimi, en sonunda 10 yıldır süren bir davayı iki gün içinde bitirerek Hakkâri Belediye Eşbaşkanı Sıddık Akış’a 19,5 yıl ceza verip “hukuksal zemine” kavuşturmuş oldu!

Gezi ve Kobanȇ Davalarından bildiğimiz “hukuk”un ilk örneklerinden olan, 2010’lu yıllardaki KCK davalarından verilen ceza, Saray’ın bir iç savaş hukuku işlettiğinin açık kanıtıdır.

2023 Mayıs seçimlerinde emperyalist efendilerin eliyle kurulan savaş hükümetinin “normalleşen” icraatlarıdır yaşananlar. Saray Rejimi, içeride-dışarıda savaş ilan etmiştir.

İçeride İngiliz vatandaşı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eliyle oluşturulan modern Düyûn-ı Umûmiye ile ekonomik krizin tüm yükünü işçi-emekçilere yıkıyorlar. Buna karşı gelişecek her itirazı, direnişi de 1 Mayıs’ta Bozdoğan Kemeri’ne kurdukları barikatta, 1 Mayıs direnişçilerini tutuklamalarında gördüğümüz gibi bastırmaya çalışacaklar.

Dışarda ise, ABD emperyalizminin bölgemizdeki savaş politikalarının tetikçisi olarak kendisine verilen her görevi hayata geçirmek için büyük bir heves içindedir. Soykırımcı, işgal devleti İsrail ile her türlü ilişkiyi sürdürürken, ABD’nin İran’a dönük savaş politikalarına uygun olarak Irak’ta yeni operasyonların hazırlıklarını yapmaktadır. Tam da bu dönemde, Hakkari’de taşıma seçmenle yapamadıklarını, bildikleri ve her defasında geri tepen kayyuma başvurarak yaptılar.

Elbette tüm bunlar, ”beka” için, elbette “milli menfaatler” için! Efendilerin kâhyalarının “bekası”,  emperyalist efendilerin çıkarlarıdır. “Milli menfaatler”, ABD emperyalizminin menfaatleridir. Bilinir, çiftliğin kâhyası, efendinin kırbacını elinde tutandır.

Yağma, rant ve savaş ekonomisi üzerine inşa edilen Saray Rejimi, kıramadıkları Kürt halkının direnişinden korkmaktadır. İşçi-emekçilere dayatılan sefil yaşama karşı gelişecek isyan ve direnişten korkmaktadır. Saldırıları gücün değil güçsüzlüğün göstergesidir.

Sömürüye, baskıya ve savaş politikalarına karşı işçilerin, halkların örgütlü mücadelesini büyütmek tek çıkış yoludur.

Kurutuluş yok tek başına! Ya hep beraber ya hiçbirimiz!


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz