İran’ın 8’inci Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 19 Mayıs’ta Azerbaycan dönüşünde içinde bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu ölmesinin ardından rejimin iç ve dış politikası açısından farklı tartışmalar gündeme geldi.

Cumhurbaşkanlığı seçim süreci başlarken bu süreç, rejim içinde “klik savaşları”nı da gündeme getirdi. Ancak geçtiğimiz meclis seçimlerinde birinci turda yüzde 41, ikinci turda ise yüzde 8’lerde kalan halk katılımı rejimin yeni bir seçime hazır olmadığını da gösteriyor. Halkın günden güne rejime olan öfkesi pekişirken, özellikle işçi ve emekçiler açısından tepkiler sürüyor.

Geçtiğimiz günlerde İran’ın birçok bölgesinde işçi grevleri ve eylemleri tekrar gündeme geldi. Evrensel Gazetesi’nden Ela Ava petrol, ve demir çelik sektörlerinde işçilerin eylemleri devam ederken son gelişmeleri ve rejime karşı mücadeledeki tutumları, İran Emek Konfederasyonu Sözcüsü Fuad Keykhosravi ile konuştu.

“Tüm baskılara rağmen sesini çıkaran bir işçi sınıfı var”

Son 7 yıldır İran’da işçi hareketini farklı yönleriyle konuşuyoruz. Özellikle Mahsa Amini eylemlerinin ardından neredeyse geçen 2 yılda sokakta genel hareketlilik görüntüsü azaldı ama işçi ve emekçilerin eylemleri sürdü. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçtiğimiz yıllardan bakarsak günden güne yaşam koşullarının işçi ve emekçiler açısından daha kötüye gittiğine şahit olduk. İran’ın en büyük kesimi işçi sınıfının sefaletle boğuştuğu bir süreçten geçiyoruz. Geçim derdi en önemli sorun olarak önümüzde duruyor. İran’da yeni yılın ardından belirlenen asgari ücret yaklaşık 7 milyon tümen (yaklaşık 3 bin 700 lira) bir işçinin mesailer ve ek ödemelerle ancak 10 milyon tümen aldığını biliyoruz. Tahran’da işçi ve emekçilerin yoksul semtlerde kiralayacağı evin fiyatı ise bu ücretin yarısından fazla. Depozito olmadan ev kiralanamıyor ki depozito fiyatları (İran’da yıllık alınıyor) yaklaşık 300 milyon tümen (yaklaşık 150 bin lira) olduğunu düşünürsek bir işçi ailesinin en temel hakkı olan barınma karşılanmıyor. Sefalet dur durak bilmeden büyüyor ve işçi ve emekçilerin doğal olarak öfkesi de rejime karşı büyüyor.

Öte yandan hızla artan işsizlik ve işten atmalar, işçi sınıfını her an tehdit eden bir mesele olarak önümüzde duruyor. İran işçi sınıfının yüzde 97’si geçici ve dönemsel sözleşmelere bağlı çalışıyor. Çok güvencesiz ve esnek çalışma hakim. İran rejiminin içinde bulunduğu mali krizler de işçi ve emekçilerin hakkı olan sigorta ve emeklilik kasalarından para çalınmasıyla sürüyor. Sağlık haklarından bile yararlanamayan işçi ve emekçiler tüm bu yaşadıklarına tepkili. Özellikle özelleştirmenin hızlanmasıyla birlikte aylarca maaş almayan işçiler oluyor. İşçiler en ufak bir örgütlenme hakkından mahrum. Dolayısıyla bu ağır koşullara karşı bütün baskılara rağmen ses çıkaran bir İran işçi sınıfı var.

Son yıllarda özellikle emeklilerin eylemlerine de şahit oluyoruz. Her pazar, İran’ın farklı illerinde emekliler ortak eylemler yapıyor. Bu yaklaşık 2 yıldır sürüyor. Öğretmenler ve emekli öğretmenler her salı eylemlerini gerçekleştiriyor.

“İran’da işçi ve emekçiler evlerine çekilmedi”

Mahsa Amini’nin eylemleri sürecinde rejimi devirmek üzere gerçekten inanılmaz bir kararlılık tüm toplumu sardı. Ama biliyoruz ki özellikle rejimin vahşi baskılarının sonucu sokaktaki hareket biraz sönümlendi. Ama rejime karşı tepkide bir değişiklik yok. İran halkı ve özellikle işçi sınıfı bulduğu her fırsatta rejime karşı tepkisini ortaya koymaya çalışıyor. Ancak rejimin o dönemki baskıları azalmadı, baskı dozu arttı. Öğretmenler, işçi ve emekçiler arsasında öne çıkan, harekete liderlik eden bütün isimler bastırıldı. İşten atıldı, tutuklandı. Bu sürecin çok olumsuz etkileri oldu. Özellikle örgütlenmenin zayıf olduğu, rejimin tamamen yasakladığı, her türlü işçi örgütlenmesine en sert biçimde müdahale edildiği gerçeğini hatırlamamız lazım. Bu bir yandan hareketin bütününü zayıflatan bir yerde duruyor. İşçiler biriktiriyor, rejim dağıtıyor. Dolayısıyla bu süreç işçiler için çok riskli bir süreç. Ama sınıf öğreniyor, deneyim biriktiriyor.

Son 20 yıldır özellikle işçi örgütlenmelerinde ciddi bir deneyim birikimi var. 10 yıl önceye kadar petrol işçileri arasında neredeyse en ufak örgütlenmeler bile yoktu. Ancak son 7 yıla baktığımızda muazzam bir gelişme görüyoruz. İşçi ve emekçiler arasından öne çıkan işçi liderleri etrafında işçiler birikti, birim birim konseyler kuruldu. Öğretmenler açısından da benzeri bir eylemlilik ve örgütlenme sürecine şahit olduk. Okul okul, il il süren bir örgütlenme süreci var. Konseyler ise böyle oluştu.

Bu süreçte siyaset ve ekonomik taleplerin iç içe geçmesi deneyimle birlikte bilinç sıçraması da yarattı. Bu yüzden sokaktaki genel hareket sönümlenmiş görünse de işçiler ve emekçiler evlerine geri çekilmedi.

“Bu rejim olduğu sürece işçilerin talepleri karşılanmayacak”

Mahsa Amini eylemleri sürecinde ve hatta öncesinde işçi ve emekçilerin grevleri çok gündeme geliyordu. Grevler hâlâ sürüyor mu? Grevlerin genelde haberlerini alıyoruz ama nasıl sonuçlandıklarına dair bilgiler pek yaygınlaşmıyor. Grevler nasıl sonuçlanıyor?

İşçi ve emekçilerin grevleri ve eylemleri dediğim gibi dönem dönem zayıflasa da kendini toparlıyor. Mesela şimdi sohbetimizin sürdüğü anlarda İran’da proje kapsamlı çalışan petrol ve gaz işçileri grev hazırlığında. Özellikle maaşların arttırılması talebi öne çıkıyor. İşçiler haziranın ortasına kadar talepleri karşılık bulmazsa tamamen iş durduracaklarını açıkladılar. Petrol işçileri iki yıl önceki gibi 100 bin kişiyi aşan bir grev süreci planı içerisinde.

Grevlerin sonuçları hakkında ise şöyle bir çerçeve çizelim; İşçilerin talepleri İran rejimi olduğu sürece karşılanamaz. 45 yıl boyunca deneyimlerimiz gösterdi ki İran rejimi hep daha saldırgan davrandı. Geri adım atmadı. Ancak işçi ve emekçilerin eylemlerinin ciddi boyutlara ulaştığı dönemlerde rejimin kısmi geri attığını görüyoruz. Ancak bunlar çok küçük kazanımlar. Ki bu kazanımlar sonrası genelde o hareketi örgütleyenler ya tutuklanıyor ya işten atılıyor.

Bir örnek vermek isterim, geçtiğimiz aylarda Ahvaz Çelik Fabrikası işçileri çok yaygın bir grev örgütledi. Grev fabrikayla sınırlı kalmadı, işçiler iş durdurup sokaklara çıktılar. Çok etkili bir süreçte ve tabii her an patlamaya hazır olan toplumu tetikleyebilirdi. Bu yüzden işçilerin bazı taleplerinin karşılanacağı sözü verildi. İşçiler işe döndü ise 20 kişiden fazla örgütçü işçi işten atıldı. İşçiler bu süreçleri de biliyor. Rejimden bir şey ummuyor, kendi hareketini güçlendiriyor.

Ekonomik taleplerin siyasi taleplerle iç içe geçtiği bir süreçten de bahsettiniz. Geçtiğimiz aylarda meclis seçimlerdeki katılım oranı da rejime karşı halkın sırt çevirdiğinin bariz göstergesi oldu.

“Reisi’den sonra daha sert bir dönem bekliyoruz”

Reisi’nin ölümünün ardından tekrar cumhurbaşkanlığı seçimleri gündemde. İşçiler arasında bu mesele nasıl tartışılıyor?

İran rejimi, kendi içindeki klikler arası çatışma olsa da, son noktada bekası için halka karşı birleşiyor. Dolayısıyla göstermelik “iyi” ve “kötü” isimler bayat tartışmalara döndü. Halk nezdinde rejimin maskesi uzun süre önce düştü. Reisi’den sonra yumuşama değil hatta daha sert bir dönem işçi ve emekçileri bekliyor. Özellikle 2018’den bu yana halkın sokakta daha radikal sürdürdüğü mücadele meşruluğunu tamamen yitiren bir İran rejimini ortaya çıkardı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri halk açısından bir anlam ifade etmiyor. Özellikle meclis seçimlerinde katılım oranını bundan bile daha az bekliyorduk. Cumhurbaşkanlığı açısından şunu diyebilirim ki halk, özellikle işçi sınıfı rejimi çoktan geride bıraktı. Reisi’nin ölümü toplumda büyük mutluluk uyandırdı. Reisi, işçi sınıfının önemli bir bölümü ve sosyalist hareketin en büyük katillerinden biriydi. Özellikle Reisi döneminde işçiler üzerindeki baskı çok arttı, ajan ekiplerinin işçiler arasına nüfuz ettiğine şahit olduk. “Adalet İsteyenler” örgütlenmesi adı altında Besicler ve Devrim Muhafızlarına yakın olan isimler işçileri ihbar etmek üzere hareketlere dahil olmaya çalıştı. Birçok işçinin hayatını olumsuz yönde etkiledi. Ancak çok hızlı ifşa oldular.

İran rejimi, ABD, Çin ve Rusya emperyalizmi ile kurduğu dengeleri hep kendi bekası için ilerletir. İran rejimi kendi krizlerini çözmek üzere önümüzdeki süreçte bütün emperyalist güçlere hiç şüphesiz kucak açacak. Umman’da ABD ile görüşmesi de bunun ufak bir göstergesi. Baskıyı içeride daha da arttıracak.

İran rejimi bölge halkları için tehdit ve İran halkı için yıkımdan başka bir şey değil. İçeride ise bütün baskılara rağmen rejimi devirmeye kararlı bir halk var. Ama yavaş ama hızlı. Bu süreç ilerliyor.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz