İsrail, Gazze’de aylardır bütün dünyanın gözü önünde soykırım yapıyor. Yardım bekleyen Gazzelilerin üzerine bombalar yağdırıp katliamlar yapması karşısında bile Birleşmiş Milletlerden (BM) İsrail’e karşı bir ‘kınama’ kararı dahi çıkartılamıyor. Çünkü Batılı emperyalistlerin İsrail siyonizmine verdikleri destek devam ediyor.

Peki, bu tablo karşısında Erdoğan iktidarı başta olmak üzere söze gelince Filistin davasının savunuculuğunda birinciliği kimseye bırakmayan bölgedeki iş birlikçi rejimler ne yapıyor?

Sert açıklamalarla halkların öfkesini yatıştırmaya çalışıyorlar. Bir de Filistin halkının yanında oldukları propagandasını devam ettirebilmek için de ‘insani yardımlar’ gönderiyorlar!

İktidar medyası Erdoğan’ı “emperyalizme kafa tutan lider” olarak propaganda etmeyi seviyor.

Peki, ocak ayında Türkiye’yi ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile görüşen Erdoğan neyin pazarlığını yaptı?

Filistin’in haklarının mı? Elbette hayır.

İsveç’in NATO üyeliğinin onaylanması karşılığında Türkiye’ye 40 F-16 uçağının satılmasının.

Çünkü Erdoğan iktidarı için gerçekte Filistin davasının bu F-16’lar kadar bile değeri yoktu.

ABD ve Batılı emperyalistler için ‘savaş örgütü’ NATO’nun önemi özellikle Ukrayna savaşı ile birlikte artmışken NATO üyesi Türkiye’deki Erdoğan iktidarı, Filistin için Batılı emperyalistleri zora sıkacak tek bir adım attı mı?

Aynı şekilde Katar başta olmak üzere ABD emperyalizminin S. Arabistan, BAE, Ürdün, Mısır, Kuveyt, Bahreyn, Umman gibi iş birlikçi körfez ülkelerinde de askeri üsleri bulunuyor.

ABD emperyalizmi karşısındaki pozisyonları, bu rejimlerin Filistin davası için yaptıklarının ve yapacaklarının sınırlarını belirliyor. O yüzden de lafın ötesinde aylardır devam eden İsrail’in işgal ve katliamlarını durdurabilecek tek bir adım bile atılmıyor.

Erdoğan’ın Sakarya mitinginde açılan ‘İsrail ile ticaret utancı sonlandırılsın’ pankartının apar topar kaldırılmasının bize söylediği açıktır: İsrail’le ticari ilişkilerini bile kesmeyenlerin Filistin davasının gerçek savunucuları olabilmeleri mümkün değildir.

Bu tablo elbette Erdoğan iktidarının ideologlarının ve medyadaki sözcülerinin işlerini de zorlaştırıyor.

İktidarın yeni Osmanlıcı söylemlerine ve Sünni İslam liderliği iddiasına ideolojik dayanaklar yaratmayı kendisine iş edinmiş olan isimlerin başında Yusuf Kaplan geliyor. Kaplan, Yeni Şafak’taki köşesinde Gazze’deki soykırım ve katliamları da böylesi bir yaklaşımla ele alan yazılar yazıyor. Türkiye’deki Erdoğan iktidarının Gazze ve bölge halkları için “beklenen” kurtarıcı olduğunu propaganda ediyor.

Ancak Kaplan geçtiğimiz günlerde Akit TV’de katıldığı bir programda Erdoğan iktidarının Gazze’de “kurtarıcı” olduğu propagandasını yapmak isterken suç üstünde yakalanıyor! Kaplan bu programda Türk askerinin Gazze’de olduğu iddiasını gündeme getirerek “Cumhurbaşkanlığından aradılar, ‘şu an Gazze’deyiz’ dediler” açıklamasını yapmıştı. Fakat ‘yalancının mumu’ atasözünü hatırlatırcasına bu iddianın doğru olmadığı kısa sürede ortaya çıkınca Kaplan özür dilemek yerine “Ben yalan söyleyecek adam değilim” diyerek kendini savunmaya çalışmakla kalmadı, bu yalanı ortaya çıkaranları da “içimizdeki İranlılar” olmakla suçladı.

Kaplan’ın kendisini ve Erdoğan iktidarının politikalarını eleştirenleri “İrancılık” ile suçlaması, yeni Osmanlıcı söylemlerinin ve Sünni İslam liderliği iddiasının hareket noktalarından birini oluşturuyor. Ancak daha önemlisi Kaplan her ne kadar aksini iddia etmeye çalışsa da İran karşısındaki bu konumlanış aslında Erdoğan iktidarının ABD ve Batılı emperyalistlerden bu konuda bölgesel bir rol üstlenme istek ve beklentisinin de dışa vurumu olarak anlam kazanıyor.

Yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için şunu da belirtmek gerekiyor: Rusya ve Çin emperyalizmi tarafından desteklenen İran’ın da Filistin gibi davalara desteğinin sınırlarını yine kendi bölgesel çıkarları belirliyor.

Ancak Kaplan’a göre kendi bölgesel çıkarları için bile olsa bugüne kadar İsrail’e karşı konumlanış ve Filistin davasının desteklenmesi konusunda en net tutum alan İran, İsrail ve Batılı emperyalistlerin iş birlikçisi ama İsrail’le en fazla ticari ilişkisi bulunan ve Batılı emperyalistlerin ‘savaş örgütü’ NATO’daki görevlerine sadık olan Türkiye’nin Lideri Erdoğan, Gazze ve bütün İslam dünyası için “beklenen” kurtarıcı oluyor!

Daha ekim ayında Erdoğan, “Gazze için kıyam” ilan etmiş ve ortağı Bahçeli de “Gazze için yola revan olmazsam namerdim” açıklamasını yapmıştı. İsrail aylardır kıyım yapıyor ama Kaplan’ın “kurtarıcı”ları nedense bir türlü harekete geçmiyor, geçemiyor.

Yazının ikinci bölümünde Kaplan’ın biraz da Necip Fazıl’dan rol kaparak entelektüel-felsefi bir kılıfa sokmaya çalıştığı görüşlerinin aslında hangi çıkarlara hizmet ettiğine daha yakından bakacağız. Ancak bitirirken Türkiye’nin Gazze’de olduğunu söyleyen Kaplan’a bir kez daha soralım: İsrail katliam ve işgallerine devam ederken Türkiye Gazze’de ne yapıyor?


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz