Eldorado Altın Madenciliği Şirketi’nin Yunanistan ve Türkiye’de işlettiği altın madenlerine karşı eş zamanlı olarak basın açıklamaları gerçekleştirildi. EGEÇEP, İklim Adaleti Koalisyonu ve Kazma Bırak Kampanyası, Yunanistan’dan Selanik ve Megali Panagia Altın Madenciliğine Karşı Mücadele Komiteleri ile birlikte, uluslararası protesto eylemi gerçekleştirdi. İzmir’de de Eldorado Altın Madenciliği Şirketi’ne ait Tüprag Metal Madencilik tarafından işletilen Efemçukuru Altın Madeni’nin önünde bir araya gelen yöre halkı ve aktivistleri madenin kapatılmasını istedi.

Yunan ekoloji savunucuları da eşzamanlı eylem yaptı

Yunanistan’daki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de Eldorado şirketinin Halkidiki Yarımadası’nda bulunan işletmesinin önünde toplanarak aynı yönde basın açıklaması yaptı. Megali Panagia Mücadele Komitesi ve Selanik Altın Madenciliğine Karşı Mücadele Komitesi’nin düzenlediği eyleme çok sayıda ekoloji aktivisti katılarak Eldorado Altın Madeni’nin kapatılmasını istedi.

Açıklama sırasında bazı sivil kıyafetli kişilerin eyleme katılanları çekmesi kısa süreli gerginliğe neden oldu. Bu kişiler kendilerini JASAT üyesi olarak tanıttı. Basın metnini okuyan EGEÇEP Eş Sözcüsü Baha Okar Eldorado Gold’un Türkiye’de iki altın madeni bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Uşak Kışladağ ve İzmir Efemçukuru. 2006 yılında Kışladağ’da siyanür sızıntısı nedeniyle 1500 kişi zehirlendi, ancak kan örnekleri çalındığı için bunu kanıtlayamadık. Nedense bu çok uluslu şirketlerin diğer suçlarını da kanıtlayamıyoruz çünkü yasalardan muaf tutuluyorlar. Ancak Türkiye’de altına verilen değerin, insan ve hayvan hayatından, karbon emisyonlarından, kültürel değerlerden, insanların geçim ekonomisinden daha fazla olduğunu, altın uğruna bunların hiçe sayıldığını biliyoruz. Bu yüzden altın madenciliğine karşı savaşıyoruz.

unnamed-1.jpg

Burada Efemçukuru’nda ise altın madeni İzmir’in su kaynaklarının yanı başında yer alıyor. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan Tahtalı Barajının koruma alanı sınırında. Yaklaşık 200 bin kişinin içme suyunu karşılamak için planlanan Çamlı Barajı’na su sağlayacak derelerin ise mutlak koruma alanı içinde yer alıyor. Bu yüzden şimdiye dek Çamlı Barajı yapılamadı. İzmir’in suyu, Marmara Gölü’nü kurutmak pahasına, ta Manisa’dan Gördes’ten getirildi. İzmirli bu yüzden Türkiye’nin en pahalı suyunu tüketmeye mahkûm bırakıldı. Bilimsel çalışmalar sonucunda, Efemçukuru maden işletmesinin, iddia edildiği gibi siyanür kullanılmıyor olsa bile, ağır metal kirliliği yaratacağı, sadece bölgenin yeraltı ve bölgede uygulanan ekolojik tarımı sona erdireceği, kısacası ekolojik ve toplumsal bir yıkıma yol açacağı raporlarla tespit edildi. Ne yazık ki köylülerimiz bunun sonuçlarını kuruyan ağaçlarda, gelişen yerüstü su kaynaklarını kirletmekle kalmayacağı, yörenin bitki ve orman örtüsüne zarar vereceği, hastalıklarda gözlemeye başladı bile.”

Eldorado Gold’un altın ve kâr hırsının sınır tanımadığını ifade eden Okar “Ege’nin karşı kıyısında, Yunanistan’da Şirket ekonomik krizi fırsat bilerek sömürgeci bir sözleşme elde etti, polis ve yargı desteğine sahip oldu. Ayrıca iş gücünün bir kısmını, direnişi bastırmak için kullandı. Halkidiki’de milyonlarca ton asbest içeren toksik toz salacak bir açık maden planlıyor. Büyük bir orman ve dağ alanını yok ederek, su kirliliği ve su kaybına ve arkeolojik sit alanlarının yok olmasına neden oldu. Eldorado, ayrıca Hollanda ve Barbados Adaları üzerinden bir vergi kaçırma düzeni kurdu. Yunanistan’daki son felaket sel baskınları, Eldorado’nun inşa edeceği devasa atık barajlarının kolayca çökebileceğini kanıtladı. Ayrıca, deprem bölgesinde bu kadar büyük toksik barajlar inşa etmek çılgınlıktır. Şirket, işsizlik oranının yüksek olduğu bir bölgede, emekçilerin iş ihtiyacını sömürerek yerelden destek topladı. Şimdi tüm izinleri aldıktan sonra, madencileri 12 saatlik işgününe zorlayarak saldırıya geçti” diye konuştu.

unnamed-2.jpg

“Ege’nin iki yakasında mücadele ediyoruz”

Açıklama şu sözlerle sona erdi:

Egenin iki yakasında da, toprağımızın zenginliği doğası ve insanlarıdır. Eldorado her ikisini de yok ediyor. Bu yüzden Eldorado’yu kovmak, bölgeye verdiği zararı onarıp yeniden canlandırmak ve madencilikten uzak, insanları ve doğayı kârın üstünde tutan bir yön çizmek için mücadele ediyoruz.

Bizler Eldorado Gold’a ve tüm diğer maden şirketlerine karşıyız.

Yerel ekosistemleri ve devasa alanları kirleten ve yok eden, çalışanların ve yerel halkın sağlığını tehlikeye atan ve aynı zamanda iklim krizine önemli ölçüde katkıda bulunan madenciliğe karşıyız. Üstelik iklim krizinin şiddetlendirdiği aşırı hava koşulları nedeniyle, madencilik yapılan tüm alanlar sel gibi büyük felaketlerin riski altında.

Kâr, “gelişim” ve “yatırım” adına tüm bölgeleri madencilik şirketlerine sömürge şartlarında teslim eden, çevre ve işçi koruma önlemleri üzerinde neredeyse hiç kontrol sağlamayan hükümetlerimizi kınıyoruz.

Doğa ve yaşam için mücadelesinde hükümetler, şirketler, polis ve yargı arasındaki yakın işbirliği aracılığıyla baskılara maruz kalan tüm hareketlerle dayanışma içindeyiz.

Madencilikle mücadele aynı zamanda savaşa karşı bir mücadeledir. Derinleşen ekonomik kriz, enerji kaynakları ve ham maddeler üzerinde egemenlik mücadelesi, silahlanma yarışı ve milliyetçi çatışmaların şiddetlenmesi gibi jeopolitik rekabetleri körüklüyor. Bugün bölgemizde gittikçe daha fazla savaşın dehşetini hissediyoruz. Dünya genelinde askeri çatışmaların yoğunlaşacağı genel bir dönemin eşiğindeyiz. Toprağı, denizi ve havayı paylaşan halklar düşman değildir. Bölünecek hiçbir şeyimiz yok, savaşmak ve silahlara, şirketlerin kâr hırsına yem olmak istemiyoruz.

Kapitalistlerin ve hükümetlerinin çıkarlarına karşı bizim silahımız, halkların ortak mücadelesi ve dayanışmasıdır.

Efemçukuru altın madeni hakkında

Kanadalı Eldorado Gold Madencilik Firması’nın Türkiye’deki şirketi Tüprag’a ait Efemçukuru Altın Madeni, İzmir’in içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Tahtalı Barajı uzak mesafe koruma havzasındaki yer alıyor.

2005 yılında ÇED olumlu kararı alarak inşaat çalışmalarına başlanılan Efemçukuru Altın Madeni, 2011 yılında işletmeye geçti. Şirket 2012 yılında bu kez kapasite artırımı için ÇED olumlu kararı aldırttı. 10 yıllık maden işletme süreci 17 yıla çıkarılırken 2.5 milyon tonluk cevher işletme planı ise 8.5 milyon tona çıkarıldı.

Efemçukuru bölgesinde altın arama faaliyetlerine devam eden Tüprag Metal Madencilik için verilen son kapasite artışı izni EGEÇEP adına avukat Arif Ali Cangı ve bölgede yaşayan Ahmet Karaçam tarafından Anayasaya Mahkemesi’ne taşınmıştı. TÜPRAG’a bağlı Efemçukuru altın madeninin bölgedeki yeraltı sularını kirlettiği bilirkişi raporuyla ortaya konmuştu.

Efemçukuru Altın Madeni, aynı zamanda yaklaşık 300 bin kişinin içme suyu ihtiyacını karşılamak için projelendirilen Çamlı Barajı’nın da mutlak koruma alanı içerisinde de yer alıyor. Efemçukuru Altın Madeni’nin faaliyete geçmesi ile birlikte baraj planlama sürecinden çıkarılmıştı. Ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı geçtiğimiz Nisan ayında Çamlı Barajı’nın projesi için ‘nihai karar’ verdiğini duyurmuştu. Karar kamuoyunda ‘Maden kapatılmadan Çamlı Barajı’nın faaliyete geçmesi mümkün mü?’ sorusunun sorulmasına neden olmuştu.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz