İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Mayıs’ta yasaklara karşı direnen 50 devrimcinin tutuklanmasını Kadıköy’de bulunan İskele Meydanı’nda protesto etti. ‘1 Mayıs tutsakları onurumuzdur’, ‘1 Mayıs’tan, Taksim’den, arkadaşlarımızdan vazgeçmiyoruz’ dövizlerinin taşındığı eylemde ‘1 Mayıs’a, Taksim’e, tutsaklara özgürlük’ ve ‘1 Mayıs’ta 25’i öğrenci 50 devrimci tutuklandı, hepsini alacağız’ pankartları açıldı. Eylemde sık sık ‘Devrimci tutsaklar onurumuzdur’, ‘Her yer Taksim, her yer Direniş’ sloganları atıldı.

Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Özgül Saki, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek ve Kezban Konukçu; DEM Parti MYK üyesi Musa Piroğlu’nun yanı sıra çok sayıda kurum temsilcisi ve yurttaş katıldı.

Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını okuyan Tuğgen Gümüşay, 1 Mayıs’ta binlerce insanın emekleri ve özgürlükleri için sokaklarda buluşmasına karşın Taksim’in yasaklanmak istediğini vurgulayarak, “İşçilere siyanürlü madenlerde ölmek yasak değil, kadınların sokak ortasında öldürülmeleri yasak değil, öğrencilere KYK yurtlarında ölmek yasak değil, emeklilerin açlık sınırının altında yaşaması yasak değil ancak Taksim size yasak denmiştir. Bütün engellemelere, şiddete, kara propagandaya rağmen binlerin Taksim’e yürüme iradesi kırılamamıştır” diye belirtti.

Gümüşay’ın okuduğu basın açıklamasının devamında öne çıkan bölümler şu şekilde:

İstanbul’da iki ayrı fotoğraf: Korku ve direniş

1 Mayıs’ın üstünden 10 gün geçti. 1 Mayıs günü, İstanbul’da iki ayrı fotoğraf ortaya çıkmıştır. Bir yanda korkunun, bir yanda direnişin fotoğrafı vardır.

“Bozdoğan Kemeri, korkuyu örtemez”

Ümüklerine çökülmeye çalışılan işçilerden, özgürlüklerini savunan kadınlardan, geleceklerini eline almak isteyen öğrencilerden, inancına ve kültürlerine sahip çıkanlardan, doğasının ranta peşkeş çekilmesine karşı olanlardan, geriye atacak bir adımı kalmamış emeklilerden, iktidarın soykırımcı İsrail’le iş birliğine karşı Filistin halkının yanında olanlardan korkanlar; İstanbul’da adı konulmamış bir OHAL ilân etmiştir.

Milyonlarca insanın; emeği ve özgürlüğü için Taksim’de, 1 Mayıs Meydanı’nda buluşma ihtimali dahi Saray’a metrobüs duraklarını kapattırmış, caddelerdeki trafiği durdurtmuş; Saray bir stadyum dolusu polisi görevlendirmiş ve hatta trafik polislerine bile çevik kuvvet kıyafetleri giydirmiştir.

Bu korku; iktidarın, açlık ve sefalete mahkûm etmeye çalıştığı milyonlardan, sıtmayla ölüm arasında sarkaça çevirdiği yaşamlarımızın öfkeyle dolmasından, bu öfkenin 1 Mayıs’ta, Taksim’de yan yana olmasından duyduğu korkudur. O gün, Bozdoğan Kemeri’nin altında kurulan barikat, Saray’ın bu halktan, onun ayağa kalkma ihtimalinden duyduğu korkuyu örtemez.

“1 Mayıs’ın ikinci fotoğrafı direniştir”

Bu korku; son on günde 50 arkadaşımızı, 1 Mayıs’a katıldığı için, Taksim’e yürüdüğü için tutuklamıştır. Ama nafiledir. Çünkü İstanbul’da 1 Mayıs’ın ikinci fotoğrafı direniştir.
Kurulan her barikatın önüne; işçilerin, emekçilerin, öğrencilerin, kadınların gündemleri taşınmıştır. İnsanca ve onurlu bir yaşam mücadelesinin karşısına kurulan her barikat; karşısında direnişi, halkın ve yoksulların öfkesini bulmuştur.

Yeni değildir, Taksim’e yürüyen iradeyi her zaman o barikatların karşısında bulacaksınız.
Dün Taksim’e yürüyenlerin mücadelesi; halkı soktuğunuz cendereye karşı, savaş politikalarınıza karşı, sermaye yararına OVP’nize karşı, fetvadan bozma eğitim müfredatınıza karşı, yine sokaklarda olacaklar. Tıpkı bugün burada olduğumuz gibi.

“Hedef göstermeler bu iradeyi kıramaz”

Üstelik 1 Mayıs’ta sergilenen direniş, yayılmaktadır. Son on günde ODTÜ, İTÜ, YTÜ, Boğaziçi, Eskişehir, Antakya, Samandağ, Mersin, Hopa, Trabzon, Kocaeli, Artvin, İzmir, Ankara’da; 1 Mayıs’ta Taksim’e doğru yürüyen irade selamlanmış, tutuklanan 50 arkadaşımızın yalnız olmadığı haykırılmıştır.

1 Mayıs’ın akşamından itibaren, 1 Mayıs’a katılanları; karanlık saçan medyasından Vali’sine, liberallerden İçişleri Bakanı’na tüm işçi-emekçi düşmanlarının hedef göstermesi bu iradeyi kıramaz.

“Gerçek suç!”

Plastik sopaları, damacanayı hedef gösterenler; binlerce polisi, işçi-emekçilerin karşısına dikmeyi, kentin bütün ana arterlerini kitlemeyi şiddetten saymamaktadır. 1 Mayıs 2010-2011-2012’de tek bir sorun yaşanmadan milyonlarca insanın buluştuğu Taksim Meydanı’nı kapatmayı suçtan saymamaktadır.

Asıl suç, asıl şiddet budur. Sadece bu da değil; Gerçek suç: Orta Vadeli Programla halka kemer sıkma politikalarını dayatmak, halkı her geçen gün yoksullaştırmak, emeğini ve haklarını çalmaktır.

Gerçek suç, halkların eşitlik, özgürlük ve barış özlemlerini bastırmak, kadınların ve gençlerin özgürlük mücadelesini baskıyla sindirmeye çalışmaktır. Gerçek suç, Filistin halkına yaşatılan zulüm karşısında soykırımcı İsrail’le ticari ilişkileri sürdürmektir.

“Arkadaşlarımızın talepleri milyonların talepleridir”

Tüm bu saldırılara karşı insanca, onurlu bir yaşam mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. Taksim biziz, hepimiz oradaydık, arkadaşlarımızın arkasındayız.

Taksim’e yürümek istediği için gözaltına alınan arkadaşlarımız, milyonların insanca yaşam talebine sahip çıkmıştır, Taksim’e yürümek istediği için gözaltına alınan arkadaşlarımız eşit, özgür ve kardeşçe yaşanacak yarınlar talebine sahip çıkmıştır.

Tutuklanan arkadaşlarımızın talepleri hepimizin talepleridir, milyonların talepleridir. Milyonları yargılayamazsınız. Taksim’i de arkadaşlarımızı da alacağız.”

“50 kişi değil hepimiz oradaydık”

Daha sonra gençlik örgütleri adına Irmak Biter söz aldı. Tutuklanan arkadaşları için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Biter, “1 Mayıs alanı Taksim’dir dediği için 25’i üniversiteli, 50 kişi için bugün buradayız. Kayyum rektöre, geleceksizliğe karşı yürüdük. Sadece 50 kişi değil hepimiz oradaydık. Hepimiz barikatın üstüne yürüdük. Ne ev baskınlarınız, ne gözaltı, ne tutuklamalarınız bizi yıldıramaz. Arkadaşlarımızı alana kadar mücadeleye devam edeceğiz” diye belirtti.

Konuşmaların ardından eylem sloganlarla son buldu.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz