Türk-İş’te yapılan açıklamada konuşan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, konfederasyonlar olarak geçtiğimiz çarşamba bir toplantı yaptıklarını ifade ederek, “Bir süreç yaşıyoruz. Ülkemizde çalışanlar insan onuruna yaraşır bir yaşam talep ediyor. 1994 krizini, 2001’i, 2008’i yaşayan arkadaşlarımız var. Şimdi de bir kriz yaşıyoruz. Bu ekonomik kriz diğerlerine benzemiyor.14 ay önce kamuda iyi bir ücret alındı. Kamuoyunun tamamına yakını memnun oldu. Bizim de memnun olduğumuz bir zamdı” dedi.

Emeklilerin ve asgari ücretlilerin büyük sıkıntı içinde olduğunu söyleyen Atalay, “10 bin-17 bin lirayla bir hafta geçinme şansımız yok. Asgari ücret fazladır demek ayıptır, tablo ortada. Biz taşeron ne zaman kadroya alıncak, staj mağdurlarına ne olacak diye beklerken yaşadıklarımız ortada. Bu bedeli işçiler, emekçiler ödüyor. Bunlar işçiyi maraba zannediyorlar Biz sık sık an yana gelmiyoruz. Bir araya gelme mecburiyetimiz var.şansı yok. Nefes almakta zorlanıyoruz. Taleplerimizi kamuoyunun gündemi haline getirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan ise ortak çalışmaya dair, “Üretim çarklarının devam ettiğini, özel sektörde birçok işletmenin 3 vardiya çalıştığını, üretimin arttığını belirterek emek hareketinin emekçilerin maaşları artmıyor. Buna göre asgari ücretli sayısı azalmıyor, artıyor. Dünyanın en kötü milli gelir dağılımında en son sıralarda Türkiye yer alıyor. Bütün bu rakamlara bakıldığında; iş kazalarındaki ölüm oranı, milli gelirdeki dağılımın adaletsizliği. Kim kazanıyor? Biz bu gidişatın Türkiye’nin hak etmediğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı

“Herkesi mücadeleye davet ediyoruz”

DİSK Genel Başkanı Arzı Çerkezoğlu ise şöyle konuştu: “Ortak açıklama metninde, asgari ücretten vergiye çalışmaya hayatına dair 10 başlık altında topladığımız konular yer alıyor. Yaşadığımız bu tablo tesadüfen ortaya çıkmış değil. Ülkeyi yöneten siyasi iktidarın siyasal ve sınıfsal tercihlerinin bir sonucudur. Gerçek bir demokrasiyle bu sorunların üstesinden gelinebilir. Emeğine ekmeğine sahip çıkan herkesin, bütün sendikaları, emeğin yanında olan bütün siyasi partileri memlekete sahip çıkmak için herkesi yan yana omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz”

Daha sonra Çerkezoğlu, enflasyonunun sebebinin sabit gelirli olmadığını, asgari ücrette artış yapılması gerektiğini ifade etti. Çerkezoğlu, üç konfederasyonun ortak bildirisinde yer alan 10 maddeyi şu şekilde özetledi:

  • Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut sistem ücretleri mağdur ediyor. Vergi sistemi yeniden yapılandırılmalı. Çalışanlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır.
  • Ücretleri düşük tutarak bunu sağlayamazsınız. İşçi, memur ve emekli maaşları TÜİK’in hesaplamalarına göre artırılıyor. Yaşanan enflasyonla açıklanan enflasyon arasında büyük bir fark var. Henüz zamlar ücretlere yansımadan elektriğe yüzde 38 zam yapıldı.
  • Asgari ücret acilen artırılmalıdır. Çalışanların neredeyse yarısı asgari ücret seviyesinde ücret almaktadır. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline geldi. Ülkedeki yüksek enflasyon sebebi sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsıdır, dar gelirli işçiler değildir. Enflasyonu düşürmek için işçilerden fedakârlık beklenemez. İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur.
  • Kamuda ücret dengesizliğine son verilmeli. Kamuda ücret farkı hat safhada. Buradaki ücret dengesizliği sona erdirilmeli.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesinde olmalı. Milyonlarca emekli, asgari ücretin çok altında aylık alıyor. Emekli aylıkları hesaplanırken büyüme tümüyle hesaba katılmalıdır.
  • Sendikal örgütlenmenin önündeki hakların kaldırılması: Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyesi olan işçilerin topluca işten çıkarılmasının önüne geçilmelidir.
  • 696 KHK’nin kapsamı dışındaki taşeron işçiler derhal kadroya alınmalıdır. Bu işçilerin sürekli kadroya geçirilmesi ve kamuda taşeron işçi statüsüne son verilmelidir.
  • Tasarruf tedbirleri gerekçesiyle çalışanların hakları aşındırılmamalı. Tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücretten kesintiye gidilmesi ve sosyal haklarının azaltılması kabul edilemez.
  • İnsan onuruna yakışan bir çalışma için mesleki hastalıkları azaltan ve çalışma şartlarını iyileştiren bir sistem yaratılmalıdır.
  • Çalışma hayatında ayrımcılık son bulmalıdır.

Zam talebi var, eylem planı yok

Atalay, açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Temmuz zammına ilişkin konuşan Atalay, “Bizim arkadaşlarımız bununla ilgili bir süreç işletiyor, çalışıyorlar. Bölgelerde, ilçelerde 3 konfederasyon beraber çalışma yapıyor. Zam yapılmazsa ne yapacağımızı size tek tek anlatırız. Siz şimdi ağustosta ücret uygulanacak diye bakıyorsunuz. Bununla ilgili ülkedeki bütün sivil toplum örgütleri, sendikalar taleplerini iletiyorlar. Sendikanın olduğu yerde asgari ücret olmaz ama öyle bir noktadayız ki geçen sefer komisyonun yüzde 90’ı asgari ücretliydi. Biz 6 ayda bir belirlensin diye talep etmiştik. Bugün de aynısını talep ediyoruz. Bununla ilgili olumlu olumsuz ne tablo önümüze getirecekler bilmiyorum. Ne çalışma yapılması gerekiyorsa o çalışmayı uygulayacağız. Ortak hareket için önce bölgelerde başlayacağız. Ama karar almadan söylemek uygun değil. Neresi gerekiyorsa tespit edilecek. Sonra da Ankara’da miting yapacağız. Getirebildiğimiz işçileri getireceğiz. Getiremediklerimiz örgütlü olduğumuz işçileri getireceğiz. ILO’da görüştüğümüzde zam yapılmayacağını söylediler. Biz de ihtiyaç olduğunu söyledik” diye konuştu.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz