“Bir kilo et seksen lira, tadını unuttum/İnsan gibi yaşamanın adını unuttum/Yoksulluk kader olamaz, kader değildir/Firavunlar bile böyle gaddar değildir/Devlet baba borç içinde, sabret diyorlar”

Cem Karaca & Dervişan’ın ‘Yoksulluk Kader Olamaz’ şarkısında yer alan sözler, günümüzü anımsatsa da 1977’de dinleyiciyle buluştu.

O dönem ülkedeki sert siyasal atmosfere tepki olarak sol mücadelenin ve sendikalaşmanın müzikal yansımasıydı bu sözler.

60’lı yıllardan 80’lere yoksulluk temasının işlendiği onlarca örneğe rastlamak mümkün. Peki ya günümüzde ekonomik kriz her geçen gün derinleşirken şarkılar ne anlatıyor? Tarih bugünleri şarkılarda nasıl hatırlayacak? Müzik tarihçisi Murat Meriç, müzik eleştirmeni Deniz Durukan ve müzisyen İrfan Alış’a sorduk.

∗∗∗

İsyanlar günümüzde bireysel ilerliyor

Murat MERİÇ – Müzik Tarihçisi

’60’lı yıllardan ‘80’li yıllara uzanan süreçte yapılmış şarkılara baktığımızda ana arterde karşımıza yoksulluk bahsinin çıktığını görüyoruz. Tür ayrımı gözetmeksizin üstelik. Füsun Önal “Fakir Kızın Öyküsü”nü anlatırken Tanju Okan art arda gelen zamların üstüne ev sahibinin de zam yapmasıyla kendini parkta buluyor ve bunu “Parkta Yatıyorum” şarkısında anlatıyor. Halk müziğinde ana tema neredeyse bu. Hele hele halk ozanlığı geleneğinin sürdürücüleri olan ve kendilerini sola konumlayan Âşık Mahzuni, Âşık İhsani, Âşık Zamani gibi isimlerde (ve elbette Edip Akbayram’dan Selda’ya onlardan etkilenen isimlerde) bu kaçınılmaz…

Murat Meriç

Küçük burjuva diyebileceğimiz ailelerden gelen Cem Karaca, Alpay gibi sanatçılar bile ya yoksulluktan söz ediyor ya da yoksulların hikâyesini anlatıyor. Bugün olmayan bir tema bu. Gerekçeleri üzerine düşündüğümüzde, değişen hayat koşullarının ötesinde şarkılardaki ve temalardaki değişim karşımıza çıkıyor. Bugün, daha bireysel mevzular önde ve henüz yoksulluk, fakirlik, hayat gailesi bunlar arasına girmedi. Arabeskin ilk zamanlarını hatırlatan bir tavır bu. O dönemde herkes isyan ediyordu ama bu isyan asla toplumsal değildi. Kendi dertleri üzerinden tanrıya yalvaran, yakaran, “Allahım duy sesimi,” diyen müzisyenlerin bir kısmı, şartlar değişince isyanın yönünü değiştirdi belki ama arabesk içindeki isyanlar hep bireysel hatta ilerledi. Bugün, bilhassa genç isimlerin bu yolda olduğunu görüyoruz. Muhtemelen henüz hayatın acımasız kısmına denk gelmemişler, kazançları (şimdilik) onlara yetiyor ve fazla içe kapandıkları için toplumun dertlerine hâkim değiller. Bir dönem şarkı yayınlamak için çok çaba sarf etmek gerekiyordu, bugün artık her şey çok kolay. Bu kolaylık, onları başka bir kolaylığa sürüklüyor ve toplumun, dertlerinin dışına itiyor. Bu yüzden (yine bu kaydı düşüyorum: şimdilik) yoksulluk radarlarının dışında. Şüphesiz “yoksul edebiyatı” denen şeyin azalması ve kimi çevrelerce ayıp karşılanması da bunu etkiliyor ama o okun ucu bir gün birilerine dokunduğunda şarkılar ister istemez o yönde ilerleyecek. Kim bilir, belki hiçbir zaman bu olmayacak ama gidişat fena; muhtemelen herkes yakında bu bahiste bir söz söyleyecek.

∗∗∗

Sadece maddi değil, manevi yoksulluk

Deniz DURUKAN – Müzik Eleştirmeni

Günümüzde yoksulluk, eskisi kadar şarkılara yansımıyor gibi gözükse de öyle değil. Sadece yoksulluğun şarkılarda konu edilmesindeki paradigma değişti. Yoksulluk, adaletsizlik ve sömürü düzeni politik rap’te dolaysız biçimde ele alınıyor. Bu nedenle, yoksulluk temasını daha net duyabiliyoruz. Başkaldırıyı, hesap sormayı da içeren şarkılar bunlar. Sokağın sesiyle birlikte sınıfsal olan da dile getiriliyor.

Deniz Durukan

Diğer müzik tarzlarında, özellikle alternatif müzikte, yoksulluktan neredeyse hiç söz edilmiyor. Asıl paradigma değişimini bu tarz müziklerde görüyoruz. Yoksulluk bir mesele olarak geri planda kalıyor çünkü yoksulluğu da içeren daha büyük bir çöküşü, kendini değersiz hissetmeyi, gerçeklik yitimini sıklıkla görüyoruz bu tarz şarkılarda. Son dönemde yazılan şarkılarda çöl, çöp, boşluk, sahte, yalan, kaybolmak gibi kavramlar sıklıkla karşımıza çıkıyor. Çölleşme, yaşadıkları ülkenin, dünyanın tanımı. Çöp ise değersizlik hissiyle beraber, her anlamda yoksulluğu işaret ediyor. Çağrışım ve metaforlarla insanın yitirdiği değer, “ben” üzerinden anlatılıyor. Sadece maddi değil, manevi yoksulluğun dışavurumu bu.

∗∗∗

Umutsuz şarkılar denizinde yüzüyoruz

İrfan ALIŞ – Müzisyen

Son dönemde insanlar bireysel özgürlük denen şeyi abartarak yalnız adacıklarında yaşamaya başladı ama anlamadıkları şey bunun mümkün olmadığı… Çünkü fakirlik sosyal bir durumdur… Tek bir insanın çözeceği bir şey de değildir. Biz bunu anlattık çok defa.

İrfan Alış

Birlikte hareket etmeyi gerektirir bu işler… Hele müzisyenler şu an inşaatta çalışan bir işçiden az kazanıyor ve hepsi tek başına kapalı gişe çalıp yırtmayı hayal ediyor, olmayınca da kızıyor… Ama fakirliğini anlatan gerçeğin içinden çıkan şarkılar yazmıyor çoğu müzisyen… Daha kendine dönük. Soyut konularda gezinerek saklarlar bu gerçeği…  O kadar olay olur memlekette bir sürü şey başına gelir… Şarkılarda bunun ayak izlerini göremeyiz… Çok daha kötü günler bizi bekliyor ve biz bunun için pek bir şey yapmıyoruz gibime geliyor. Son yasaklar festivallerin iptali… Kimseden bir ses çıkmadı ve bunu yapanlara ortak bir tepki olamadı. Çünkü adacıklarımızda yaşıyorduk ve onu kaybetme riski vardı. Bu yenilmişliğin ortasında umutsuz şarkılar denizi olması gayet normal geliyor bana.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz