NATO askeri ittifakı bu hafta Washington’da yapılan zirvede Ukrayna içinde bir ofis kurulacağını ve Rusya’ya karşı savaşı yönetmek üzere Almanya’da üç yıldızlı bir general tarafından yönetilecek bir NATO komutanlığı oluşturulacağını duyurdu.

Bu adımlar, savaşta yeni bir aşamaya geçildiğini göstermektedir. Bu aşamada NATO askeri ittifakı, NATO kuvvetlerinin çatışmaya konuşlandırılmasının bir girizgâhı olarak, Ukrayna ordusunun silahlandırılması, finanse edilmesi ve yönlendirilmesinde açıkça sorumluluk üstlenecektir.

Zirvede açıklanan adımlar provokatiftir. NATO ittifakı aktif bir savaş bölgesine sivil yetkililer yerleştirdiğini ilan ediyor. Bu yetkililer ateş altında kalırsa ne olacak? NATO o zaman Rusya’ya karşı savaş ilan etmek için NATO antlaşmasının 5. maddesine mi başvuracak?

Foreign Policy dergisi bir NATO yetkilisinin şu sözlerini aktarıyor: “Washington’da tüm müttefiklerin 5. madde için hem askeri planlama hem de sivil planlamayı bir araya getiren bir tür ulusal planlama sürecine sahip olmayı taahhüt etmeleri gerektiği fikrini zorlayacağız.”

NATO Ukrayna’yı silah yağmuruna tutarken, dün yayımlanan zirve bildirisinde Çin “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının kararlı bir destekçisi” olarak kınandı ve Rusya’ya “silah bileşenleri” sevkiyatının durdurulması talep edildi.

New York Times’tan David Sanger, bu dilin “2019’a kadar Çin’den resmi olarak hiç söz etmeyen, o zaman da sadece yumuşak bir dil kullanan NATO için büyük bir değişiklik” olduğunu belirtti. Bildiride Çin “çıkarları ve itibarı olumsuz etkilenmeden Avrupa’da yakın tarihin en büyük savaşını mümkün kılamaz,” deniyor.

Zirvenin Çin’i kınaması, olağanüstü ikiyüzlülüğünün ötesinde -”Avrupa’da yakın tarihin en büyük savaşı”nın ateşini körükleyen güçlerden gelen bir kınama- NATO’nun küresel ölçekte bir savaşa hazırlandığını açıkça ortaya koyuyor.

NATO’nun artık Ukrayna savaşının örgütlenmesinde başrolü oynayacağının açıklanması, NATO’nun bu savaşa doğrudan müdahil olmadığını defalarca iddia eden Biden yönetimi, ABD düşünce kuruluşları ve medyanın yıllardır sürdürdüğü yalan propagandayı çürütüyor.

Gerçekte, emperyalist güçler, Rusya ile bir savaş çıkarmak için on yılı aşkın bir süredir sistematik olarak çalışmaktadır. NATO, 2014’ten bu yana Ukrayna’yı cephe hattındaki bir ileri karakola dönüştürmüş ve Ukrayna’nın resmi bir üye devlet olmamasını onu tepeden tırnağa silahlandırmak için bir kılıf olarak kullanmıştır.

Rusya’nın gerici ve iflas etmiş Ukrayna istilası, bir dizi feci siyasi yanlış hesaba dayanıyordu. Rus oligarşisinin bir hizbini temsil eden Putin, istilayı başlatırken, askeri güç gösterisinin “Batılı ortaklarını” “yola getireceğine” ve NATO’nun Rusya’nın kapısına kadar genişlemesini ve Doğu Avrupa’nın militarizasyonunu durdurmaya ikna edeceğine inanıyordu.

Ancak ABD ve emperyalist müttefikleri çatışmanın barışçıl çözümleriyle ilgilenmiyorlar. Ne kadar Ukraynalının hayatına mal olduğuna bakmaksızın, savaşın müzakere yoluyla çözülmesini sürekli olarak engellemeye çalıştılar.

NATO güçleri de kendi açılarından büyük hesap hataları yaptılar. Ukrayna’ya on milyarlarca dolarlık silahlar akıtarak Rusya’yı hızla “stratejik bir yenilgi”ye uğratabileceklerine, Putin hükümetinin çökmesine, ülkenin istikrarsızlaşmasına ve hatta dağılmasına yol açabileceklerini sandılar.

Geçen yıl Vilnius’ta düzenlenen NATO zirvesi, Ukrayna’nın birkaç hafta önce başlattığı “bahar taarruzu”nu kutlamak üzere bir “galipler zirvesi” olarak tasarlanmıştı. Ancak taarruz kanlı bir fiyaskoya dönüşmüş, Ukrayna birlikleri hava desteği olmaksızın Rus hatlarına atılmış ve binlerce kişi katledilmişti.

Şimdi, yüz binlerce Ukraynalının öldürülmesiyle birlikte, Ukrayna’nın her şehir ve kasabasında dolaşan ve erkekleri savaşa sokan suç çetelerine rağmen, Kiev’in ölüme göndermek üzere kullanacağı canlı bedenler büyük ölçüde tükendi.

Washington’da toplanan çeşitli hükümetler, bir yandan savaşı tırmandırırken aynı anda derin iç krizlerle boğuşuyor ve kendi halkları tarafından hor görülüyorlar.

Fransa’da Emmanuel Macron hükümeti, emekli maaşlarına ve diğer sosyal programlara yönelik saldırıya ve savaşa karşı geniş halk muhalefetinin bir sonucu olarak büyük bir seçim yenilgisine uğradı. Bununla birlikte, tarih, ciddi iç krizlerle karşı karşıya kalan hükümetlerin genellikle iç hastalıklarına çözümü savaşta aradıklarını göstermektedir.

Birleşik Krallık’ta Rishi Sunak liderliğindeki Muhafazakâr Parti hükümeti, geçen hafta yapılan seçimlerde, benzer şekilde, halkın ezici bir çoğunluğu tarafından reddedildi. Ancak Sunak’ın yerini, kendi oy toplamındaki keskin düşüşe rağmen iktidara gelen bir İşçi Partisi hükümeti aldı. Yeni Başbakan Keir Starmer, ilk resmi icraatı olarak NATO zirvesine katılıyor ve selefinin tüm temel politikalarını sürdüreceğini açıkça ortaya koyuyor.

Ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden, kendi partisi içinde, sadece dört ay sonra yapılacak seçimlerde Demokratların başkan adaylığından çekilmesine yönelik çağrıları geri püskürtmeye çalışıyor. Biden, NATO zirvesinde sergileyeceği kavgacı ve savaş çığırtkanı tavrın, egemen sınıf içinde, açıkça azalan zihinsel kapasitelerinin etkisine dair endişeleri bertaraf edeceğini umuyor.

Amerikan egemen sınıfı içinde Biden’ın kaderi üzerine yapılan tartışmalardaki bir faktör, Trump’ın dış politikaya “işlemsel” yaklaşımı göz önüne alındığında, Biden’ın seçim yenilgisinin Rusya’ya karşı savaş açısından sonuçları olabileceği endişesidir. Trump ve Cumhuriyetçiler emperyalist savaşa Demokratlardan daha az bağlı olmasalar da, medyada NATO’yu ve Ukrayna savaşını büyük bir askeri ve mali yardım taahhüdü yoluyla “Trump’a dayanıklı” hale getirme ihtiyacına ilişkin tartışmalar var.

2023 yılında Avrupa ve Kanada’daki NATO ülkelerinin savunma harcamaları yüzde 8 oranında artmıştır. Bu yıl ise harcamalar yüzde 18 oranında artacak. Önümüzdeki beş yıl içinde NATO müttefiklerimiz 650’den fazla beşinci nesil F-35 uçağı, 1.000’den fazla hava savunma sistemi, yaklaşık 50 savaş gemisi ve denizaltı, 1.200 muharebe tankı, 11.300 savaş aracı ve yaklaşık 2.000 topçu sistemi ilave edecek.

Peki, tüm bunların bedeli nasıl ödenecek? İşçi sınıfının sosyal konumuna yönelik topyekûn bir saldırıyla. Bu, tüm dünyadaki sınıfsal gerilimleri daha da yoğunlaştıracaktır.

NATO zirvesi, Dünya Sosyalist Web Sitesi ve Sosyalist Eşitlik Partisi tarafından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Kongre’nin ortak oturumuna hitap etmek üzere gerçekleştirdiği ziyarete cevaben, Gazze’deki soykırıma karşı 24 Temmuz’da düzenlenecek mitingin kritik önemini teyit etmektedir.

WSWS Uluslararası Yayın Kurulu Başkanı David North, mitinge ilişkin dün yayımlanan açıklamasında, mitingin amacının “emperyalist militarizmin küresel patlamasıyla, Rusya ve Çin’e karşı nükleer savaşa doğru amansız tırmanışla ve işçi sınıfının demokratik ve sosyal haklarına yönelik saldırıyla ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olan Gazze soykırımını sona erdirecek bir kitle hareketinin inşasına stratejik bir yön sağlamak” olduğunu belirtti.

NATO savaş zirvesine işçilerin ve gençlerin yanıtı bu olmalıdır.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz