17 Nisan Çarşamba günü Kaldıraç Dergisi okuru Fatmanur Güçlü, kendisini MİT olarak tanıtan kişiler tarafından tehdit edilip ajanlaştırılmaya çalışıldı.

Güçlü’nün ailesine, eğitimine dair bilgiler veren şahıslar kız kardeşleriyle tehdit etti. Aynı zamanda’’ paran var mı? Maddi olarak sıkışık olduğunun biliyoruz. Sana yardım edebiliriz, sana iş bulalım part-time çalışmak ister misin?’’ gibi sorularla baskı kurdu.

Kaldıraç İzmir, tehdit ve ajanlaştırmaya karşı dün İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi’nde basın toplantısı düzenleyerek “Baskılarınız, gözaltılarınız, ajanlaştırma ve tehditleriniz bizi yıldıramayacak. Örgütlü gücümüzle kazanacağız” dedi.

Kaldıraç İzmir adına basın metnini okuyan Sibel Yaşar, okurları Fatmanur Güçlü’ye kendini MİT olarak tanıtan şahısların, Van eylemlerinden sonra tutuklanan Seda ve Sibel için “Ben onların tutuklanmalarını hiç istemezdim ama tutuklandılar. Dikkat et kendine bu aralar eylemlerde gözaltına alınma. Senin üzerine 4 aydır çalışıyoruz.” dediklerini aktardı.

“Devrimcilerin mücadelesi Saraylarının duvarlarından yankılanmaktadır”

Zayıflayan Saray Rejimi’nin zayıfladıkça devrimcileri mücadeleden koparmaya çalıştığını, ekonomik kriz ve baskıya karşı ortaya konan eylemliliklerin, dipten gelen direnişin ve halkların özgürlük arayışının Saray Rejimi’ni çözmeye devam ettiğini belirten Yaşar, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu çözülüş, en ufak bir karşıt sese, eyleme, harekete bile tahammül edemeyecek kadar hızlanmıştır. Ve Saray Rejimi sesten çok korkmaktadır. O yüzdendir ki bu yağmanın, bu yolsuzluğun, bu sömürünün, bu savaşın bu çürümüşlüğün odağı olmuş düzene karşı ortaklarımız katıldıkları basın açıklamalarıyla, astıkları afişlerle, gittikleri mitinglerle, sokak sokak 1 Mayıs’ta Taksim’e şiarını yükselten, mücadele eden devrimcilerdir.  Devrimcilerin bu mücadelesi Saraylarının bütün duvarlarından yankılanmaktadır. Ve bu korku onları uyutmamaktadır.”

“1997’de ajanlık dayatmasını kabul etmediği için fakültesinde öldürülen Ali Serkan Eroğlu’nun, Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde işkencede katledilen Burhanettin Akdoğdu’nun ortaklarıyız” diyen Yaşar, saldırılardan korkmadıklarını, bu saldırıların devletin kendi korkusunun yansıması olduğunu söyledi ve şunları ekledi:

“Ajanlaştirma politikalarınıza karşı cevabımız Ali Serkan’dır, saldırılarınıza tehditlerinize karşı cevabımız Burhanettin’dir. Devrimci mücadelemizin iradesi ve cesareti Mahir Çayan’dır İbrahim Kaypakkaya’dır, Deniz Gezmiştir. Bizler tarih boyunca işçi sınıfına karşı sorumluluğumuzun bilinci ile yoldaşlarımızın bize bıraktığı miras ile devrim ve sosyalizm için savaşmaya devam edeceğiz!Bizler, bu dünyayı yaratanlar, bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır, diyerek bu düzene karşı ilmek ilmek devrimi örgütlemeye devam edeceğiz!

Okurumuza yönelik baskı, tehdit ve ajanlaştırma çabasına dahil olanlar için  tüm basın önünde bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Saray rejiminin dili ile konuşanlar, Saray Rejimi ile birlikte tarihin çöplüğünde yerini alacaktır.

Baskıların, gözaltıların bizi doğru bildiğimiz yoldan ayıramayacağını, bu çürümüş düzenin sahipleri de bilmektedir.”

“Sorumlusu MİT, emniyet, valilik ve devleti yönetenler”

Tehditle, baskıyla, tacizle örgütlü iradeyi teslim alamayacaklarını ifade eden Yaşar, okurları Fatmanur Güçlü’nün başına gelecek her şeyden MİT’in, İzmir Emniyeti’nin, valiliğin ve bu devleti yönetenlerin sorumlu olduğunu söyledi. Yaşar, son olarak şunları aktardı:

“Ne baskılarınız, ne tutuklamalarınız, ne de tehditleriniz bizleri mücadelemizden alıkoymayacak. Siz öğrencilerin hareketini, kadınların, işçilerin, halkların hareketini engelleyemeyeceksiniz. Bu sesler çoğalıyor ve bu ses sizin saraylarınızın duvarlarını çatırtacak kuvvete sahip!”

 


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz