Kaldıraç Hareketi Temsilcisi Mehmet Ali Ceylan Evrensel Gazetesi’nden Dilek Omaklılar’ın, Gökhan Zan’ın adaylığının çekilmesi ve Hatay’da tutumun ne olacağına sorularını cevapladı.

1- Gökhan Zan adaylığının çekilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz yerel seçimler süreci ilk başladığında tüm dostlarımıza bir çağrı yaptık. Bu çağrıyla ortak, ilkeli, devrimci bir ittifak ve mümkünse bağımsız bir aday etrafında şekillenecek bir birlikteliği önerdik. Kentimiz halkı geçmişten bu yana devlet tarafından imhaya, inkar ve asimilasyon politikalarına uğruyordu, 6 Şubat’tan sonra depremin bir katliama çevrilmesiyle ve sonrasındaki uygulamalarla devam ettirildi. İşte böylesi bir süreçte ortak, ilkeli, eşit temsiliyete dayanan devrimci bir ittifak için yaratılacak birlikteliğin önemi büyüktü. Bu yaklaşımla yaptığımız görüşmeler maalesef sol güçler tarafından kabul görmedi.

Buna karşın Hatay Büyükşehir Belediyesi’ni mahalle meclislerine dayanan özyönetimi önceleyen, bütçesi ve işleyişi şeffaf bir şekilde, ilkeli devrimci bir belediyecilik anlayışıyla yönetmek için gerekli olan bu birliktelik yerine halkımız “aday siyaseti popülizmi”ne kurban edilmiştir.

Hangi zeminde yan yana gelindiği belli olmayan, ilkesi, kurumları bilinmeyen “Hatay İttifakı”nın karşısına ortak bir tutum geliştirilememiştir. İlkesiz bir ittifaktan devrimci siyaset çıkmayacağı, halkın yararına bir tutum sergilenemeyeceği açıktı, nihayetinde böyle bir sonuç doğurdu.

2- Hatay’da tutumunuz ne olacak ?

Öncelikle şu konu bizim açımızdan çok net; deprem suçlarına bulaşmış, halkımızın katliamına sebebiyet veren hiçbir adayı desteklemeyeceğiz.

Lütfü Savaş’ın adaylığının netleşme sürecinde Halkevleri, TÖP, EMEP, SOL Parti, DEM Parti bu adaylığa karşı açıklamalar yapmıştı. Bu açıklamaların ardından adı geçen tüm kurumlarla ciddiyetle görüşmeler gerçekleştirdik. Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin deprem suçlularıyla değil, halkla beraber yönetilmesi iradesinin ortaya çıkabilmesi için irade koymamız gerektiği üzerine adımlar atmaya davet ettik. Bu kapsamda ortaya çıkabilecek ittifakın ilkeleri için de somut aday tartışmalarında da ciddi bir yol alınamamış, ortak bir tutum örgütlemekten kaçınılmış, sorumluluk almaktan uzak durulmuştur. Dolayısıyla TİP’in “siyaset”ine mahkum, irade koymayan, sorumluluk almayan bir tablo yaratılarak büyük bir fırsat kaçırılmıştır. Aynı sürecin benzeri hem Defne’de hem Arsuz’da hem Samandağ’da yaşanmıştır.

Bugün bu şehir için alınacak tutum; 6 Şubat’tan sonra dayanışmayı büyütmek, bu kenti ayağa kaldırmak, yeni bir yaşam inşa etmek için çaba harcamış herkesi, seferber olanları, işçileri, kadınları, öğrencileri, yönetmek için bir araya gelen örgütlenmeleri yaratan, mahalle meclislerini kuran canlı bir çalışmayı örgütlemek zorundayız.

Sol güçlerin böylesi bir süreci ilkelere dayanan, halkla beraber, devrimci ve ortak bir şekilde yürütmesi Antakya’nın en büyük kazanımı olacaktır. Aksi her tutum depremden sonra büyük bir dayanışmayla girişilen yeni bir yaşamın ilmek ilmek örülmesi çabasına zarar verecektir.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz