Koşulsuz sorgusuz İsrail yanlılığında ABD’yi geçen Almanya’da Siyonist İsrail’in Gazze’deki işgal ve soykırım saldırılarını protesto ederken polis şiddetine uğrayan öğrencilere açık mektupla destek veren akademisyenleri Eğitim Araştırma Bakanlığı’nın yaptırımla tehdit etmesi, ortalığı karıştırdı.

“Kamptaki somut taleplere katılıp katılmadığımızdan bağımsız”

Almanya’da çok sayıda öğretim görevlisi, 7 Mayıs’ta Berlin’deki Özgür Üniversite’de (FU) Gazze dayanışma çadırı kuran öğrencilerin polis şiddetine ve gözaltılara maruz kalmalarına tepki gösteren açık mektuba imza atmıştı. Açık mektupta “Kamptaki somut taleplere katılıp katılmadığımızdan bağımsız olarak öğrencilerimizin yanında duruyor ve onların barışçı protesto hakkını savunuyoruz” vurgusu yapılmıştı.

“Akademik özgürlüğün ihlali anlamına gelir”

İşgalci İsrail’i protesto eden öğrencilere sahip çıkan akademisyenlere ödenek kesintisi için inceleme başlatan Eğitim ve Araştırma Bakanlığı, akademik özgürlüğü ihlal ettiği eleştirileriyle karşılaştı. Almanya Yüksekokul Rektörler Konferansı (HRK) Başkanı Prof. Dr. Walter Rosenthal, “Cezai kovuşturmaya tabi olmayan bir ifadeyi, akademik çalışmaların finansmanı için uygunluğunun devam edip etmeyeceği sorusuyla ilişkilendirmek, akademik özgürlüğün ihlali anlamına gelir” tepkisini gösterdi.

Hükümet daha da köşeye sıkıştı

Öğretim görevlilerinin bakanın istifasını istemesi, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde hezimete uğrayan ve halk desteği dibe vuran Sosyal Demokrat Partili (SPD) Başbakan Olaf Scholz’un koalisyon hükümeti üzerinde yeni bir basınç yarattı.

Müsteşar: Yanlış anlaşıldım

Dün gece “Profesyonel kariyerimin bu aşaması artık aniden sona erecek” paylaşımını yapan bakanlığın yükseköğretimden sorumlu müsteşar Sabine Döring, 12 dakika sonra “Az önce bir telefon aldım, mesajımı silmem gerekiyor” diyerek dediğini yaptı.

Personele verdiği emrin yanlış anlaşıldığını da savunan müsteşar, “Açık mektubu imzalayanların mali sonuçlarla karşılaşmalarına yönelik inceleme istemedim” dedi.

Bakan hem akademisyenleri suçladı hem özgürlüğü savundu

Ardından sessizliğini bozan Hür Demokrat Partili (FDP) Eğitim Bakanı Bettina Stark-Watzinger, bir yandan akademisyenleri “anayasayı ihlal etmek”, “Hamas destekçiliği”, “Yahudi karşıtı kışkırtma ve şiddet içeren saldırılara ortaklıkla” itham etti. Diğer yandan koltuğunu korumak için piyonunu feda edip Döring’i görevden aldı.

Döring’i kovmasını söz konusu incelemeyi başlatan kişi olmasıyla gerekçelendiren Stark-Watzinger, bunun akademik özgürlük ilkeleriyle çeliştiğini söyledi: “Bir grup öğretim görevlisi, üniversitelerdeki protesto kamplarına ilişkin açık mektup kaleme aldı. Bu, tartışmanın ve fikir özgürlüğünün meşru bir parçasıdır. Farklı görüşe sahip olmak da bir o kadar doğaldır.”

Felsefe profesörlüğünden gelen Eğitim Bakanı, zkademik özgürlüğün çok değerli olduğu ve anayasal hukuk kapsamında korunduğunu belirterek “Akademik özgürlüğü her yönüyle savunuyorum. Bilim için finansman siyasi ideolojiye değil, bilimsel kriterlere dayanır. Bu, akademik özgürlüğün temel bir ilkesidir” dedi.

Akademisyenler bakanın istifasında ısrarcı

Oysa 11 Haziran’da Stark-Watzinger’e bakanlığın iç yazışmasıyla açık mektubu imzalayanların potansiyel mali sonuçlara uğramasıyla ilgili incelenme başlatıldığı bildirilmişti.

Dolayısıyla bakanın açıklamasıyla yetinmeyen 2700’den fazla akademisyen, FDP’li Eğitim Bakanı’nın istifasında ısrar etti.

“Anayasaya aykırı”

“Akademik özgürlüğe kabul edilemez müdahalesi” nedeniyle Stark-Watzinger’ın istifasını isteyen açık mektupta, “siyasi açıklamalar nedeniyle kişisel finansmanın geri çekilmesinin anayasaya aykırı” olduğu belirtildi. İmzacıların başını Axel Honneth, Hartmut Rosa ve Wolfgang Merkel gibi Alman üniversitelerinde ders veren tanınmış profesörler çekti.

“Güvenin geri kazanılması lazım”

SPD ise “nihayet sessizliğini bozmasından memnuniyet” açıklaması eşliğinde eğitim bakanının artık güveni geri kazanması ve bu tür süreçlerin tekrarlanmamasını sağlaması gerektiğini belirtti.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz