Haziran Direnişi’nde polis saldırısında hayatını kaybedenler halkın hafızasında ölümsüz bir yer edinirken, suçlular ve emri verenlerin belli olmasına rağmen davalardan hiçbir sonuç çıkmadı. Haziran Direnişi’nde gençleri katledenler, emri verenlerin talimatıyla ödüllendirildi.
Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Berkin Elvan, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan ve Medeni Yıldırım…
Haziran Direnişi sırasında polisin saldırıları sonrası hayatını kaybeden bu isimler, halkın hafızasında unutulmaz bir yer edinirken, bu gençleri katledenler de emri verenler de ellerini kollarını sallayıp gezmeye devam ediyor.
Haziran’ın üzerinden geçen 7 yılın ardından bu 7 davada ya bir arpa boyu yol alınamadı ya da davalar ödül gibi cezalarla sonlandırıldı.

Mehmet Ayvalıtaş davası beraatle sonuçlandı!

Haziran Direnişi’nde Ümraniye’de TEM Otoyolu üzerinde gerçekleşen yürüyüşteki kitlenin içine dalan bir araç, Mehmet Ayvalıtaş’a çarparak ölümüne neden oldu.
Ayvalıtaş davası 6 yıl sonra beraatla sonuçlandı.
Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş mahkemedeki son sözlerinde, “Bu basit bir trafik kazası değil. Gerçekten adaleti sağlayın. Bu gençtir, evde tutamazsın. Eşim gitti, oğlum gitti, biraderim gitti. Ben size sığınıyorum, son sözüm budur” dedi.

Berkin Elvan davası: Israrla adım atmıyorlar!

Haziran Direnişi’nde aramızdan koparılanların en küçüğüydü Berkin…
Evden ekmek almak için çıkan Berkin’i kafasından hedef alarak gaz bombasıyla vuran polisler, bu açık cinayetten sonra yargı tarafından tam 7 yıldır korunuyor.
Hazırlanan raporlarda 14 yaşındaki Berkin “kusurlu” ilan edilmeye çalışılırken, Berkin’i hedef alarak vuran polis “suçsuz” gösterilmeye çalışıldı.
Aradan geçen 7 yılın ardından Berkin’in katilleri hâlâ iktidar tarafından korunurken, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting meydanında 14 yaşındaki Berkin’i terörist ilan etmesi, annesini yuhalatması da unutulamayacaklar arasına girdi.

Ahmet Atakan’ın katillerine değil, annesine dava açıldı

Hatay’ın Armutlu Mahallesi’nde, Haziran Direnişi sırasında polisin saldırısı sonucu hayatını kaybeden Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan hakkında, Dilek Doğan’ın ölüm yıldönümünde yaptığı paylaşımlar nedeniyle “Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama” suçlamasıyla dava açıldı.
Anne Atakan, “7 yılı aşkın süredir oğlum Ahmet Atakan için adalet arayışım sürerken oğlumun davasını bile açmadılar ancak bugün benim hakkımda dava açılıyor. Tüm Türkiye’nin gözü önünde Dilek Doğan’ın evinde nasıl katledildiğini herkes gördü. Katile katil dediğim için cezam talep ediliyor. Oysa katile katil denilir. Bizler değil, katiller hesap verecektir. Katledilen çocuklarımız için adalet talep ediyoruz” dedi.

Abdullah Cömert davasında ‘ödül’ gibi ceza…

Abdullah Cömert, Hatay’da 3 Haziran 2013’te Gezi eylemlerindeki polis şiddetini protesto ederken zırhlı araçtan atılan biber gazı fişeğiyle başından vurularak hayatını kaybetmişti.
İlk yargılamada sanık polis Ahmet Kuş’a 13 yıl dört ay hapis cezası verilmiş, Yargıtay tarafından bozulan kararın ardından yapılan yargılamada ceza 6 yıla düşürülmüştü.
Hedef gözetilerek katledilen Cömert için verilen bu şaka gibi cezanın ardından polisin tutuklanması ise geçtiğimiz Mart ayında gerçekleşebildi.
Ancak AKP tarafından çıkarılan infaz düzenlemesi sayesinde Abdullah’ın katili de kısa sürede tahliye edilecek.

Ali İsmail Korkmaz davası: Skandal kararlar bitmek bilmedi

Haziran Direnişi’nde polisin ve yandaş esnafın saldırısında yaşamını yitiren Ali İsmail Korkmaz davası da skandallara sahne oldu. Uzun süren adelet mücadelesinin ardından sanıklara ödül gibi cezalar verildi, üstelik AKP tarafından çıkarılan infaz düzenlemesinden katillerin de yararlanmasının önü açıldı.
Bu da yetmedi, Ali İsmail’in katillerinden olan ve aldığı 13 yıl hapis cezası 10 yıla düşürülen Mevlüt Saldoğan, “mesleki itibarını ve kariyerini kaybettiği”ni iddia ederek İstanbul’da görülen Gezi Davası’na müdahil olarak kabul edildi.
Bu karara tepki gösteren Korkmaz Ailesi ve Ali İsmail Korkmaz Dava Komitesi, şu açıklamayı yapmıştı:
Ali İsmail’i kaybettiğimiz 2013 yılından beri onun anısını yaşatma, düşlerini hayata geçirme mücadelemizin yanı sıra hepinizin bildiği gibi dört yıl süren bir de adalet mücadelesi verdik.
Kamu görevlilerinin soruşturma sürecinden başlayarak failleri koruma, olayı örtbas etme çabalarına rağmen avukatlarımızın yoğun emekleri ve basın mensuplarının ısrarlı takibi sonucu Ali İsmail’in ölümüne neden olan dördü polis sekiz kişi yargılandı ve çeşitli düzeylerde cezalara mahkum oldu.
Bu sanıklardan, dosyada birinci derecede fail olarak yer almış olan Mevlüt Saldoğan, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 13 yıl hapse mahkum edildi. Uygulanan indirimle bu ceza 10 yıl 10 aya düştü ve yerel mahkemenin diğer sanıklar hakkında verdiği karar gibi bu karar da Yargıtay tarafından onandı.
Bugün Mevlüt Saldoğan’ın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren “Gezi Davası”na müdahil olarak kabul edilmesi gerçeğiyle karşı karşıyayız. Kendisi 30. Ağır Ceza Mahkemesi talimatıyla 28 Haziran 2019’da verdiği ifadesinde “mesleki itibarını ve kariyerini kaybettiği” iddiasıyla şikayetçi olduğunu belirtmiş, buna karşılık 30. Ağır Ceza Mahkemesi de Saldoğan’ın davaya katılma talebini uygun görmüştür.
Bu karar herhangi bir yargısal işlemin ötesinde anlamlar içermektedir. Bizim açımızdan 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin, iki mahkemenin vermiş olduğu kararı sanığın hanesine “mağduriyet” olarak işlemesi en basit anlamıyla bir suçlunun aklanması, en geniş anlamıyla ise yargının bir hesaplaşma aracı olarak kullanılmasıdır.”

Ethem Sarısülük’ün katiline ödül!

Ethem Sarısülük, 1 Haziran 2013’te Kızılay’da düzenlenen eylem sırasında polis Ahmet Şahbaz’ın silahından çıkan kurşunla katledildi.
7 Temmuz 2014’te tutuklanan Şahbaz, 3 Eylül 2015’te tahliye edildi.
Mahkeme, Şahbaz’a 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası verdi ancak bu karar bozuldu.
Şahbaz’a “taksirle ölüme neden olmak suçundan 10 bin 100 TL adli para cezası verildi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, cezayı az bularak kararı bozdu. Aynı mahkeme, cezayı 15 bin 200 TL’ye çıkardı!
Ethem’in katiline sadece 15 bin lira para cezası verildi…

Medeni Yıldırım davasında hiçbir ilerleme yok

Medeni Yıldırım, Haziran Direnişi günlerinde, Diyarbakır’daki kalekol yapımı protestosunda hayatını kaybetti.
Dava ancak 2 yıl sonra açılabildi. Emri verenler değil, sadece er Âdem Çiftçi mahkemeye çıkarıldı, bu süreç bile hiçbir şekilde ilerletilmedi.
Medeni Yıldırım davasında mahkemenin 1 yıl önce TRT, TÜBİTAK ve ATK’den istediği raporlar hâlâ hazırlanmadı, mahkeme süreci uzatıldıkça uzatıldı.