Ankara merkezli soruşturma kapsamında 29 Nisan’da 15 kentte düzenlenen operasyonlarda DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Sedat Yılmaz da gözaltına alınmıştı. Müftüoğlu, Yılmaz ile birlikte çıkarıldıkları Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmıştı. Ankara Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’ne konan Müftüoğlu, 8 ay sonra 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde  hakim karşısına çıktı.

Duruşmaya Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye temsilcisi Özgür Öğret, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye temsilcisi Zeynep Gültekin, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Diyarbakır HEDEP Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, HEDEP Diyarbakır İl Eş Başkanı Pınar Sakık, gazeteciler ve avukatlar katıldı.

Dicle Müftüoğlu’nun savunuculuğunu üstlenen avukatlar Resul Temur, Veysel Ok, Emine Özhasar mahkeme salonunda hazır bulundu. Müftüoğlu Ankara Sincan Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.

Duruşma Müftüoğlu’nun savunması ile başladı. Müftüoğlu gazetecilik faaliyetlerinin örgütsel faaliyet olarak adlandırıldığını belirterek şöyle devam etti: “Ben savunmamı anadilinde yapmak isterdim. Ama asimilasyon politikası sonucu bugün Türkçe savunma yapacağım. Musa Anter’den Hrant Dink’e kadar birçok gazeteci Türkiye’deki gerçekleri ortaya çıkardıkları için katledildiler. Bugün benimle birlikte tutuklu bulunan 63 gazeteci gerçekleri yazdıkları için tutuklu bulunuyorlar. Kadınların, çocukların sesi oldukları için benim gibi tutuklular. Biz gazeteci olduğumuz için tutukluyuz. Benim hakkımda hazırlanan iddianamede gazetecilik faaliyetlerim, ‘terör’ faaliyetleri olarak lanse edilmiş. Kopyala yapıştır bir gizli tanık ifadesi var. Benim dosyamdaki tanık herhalde gazetecilikten çok uzak olmalı ki benim gazetecilik faaliyetlerimi tamamen ‘örgütsel faaliyet’ olarak aktarmış. 34 insanın bombalanarak katledildiği Roboski’de biz DİHA olarak anında olay yerine giderek haber yaptık. Ana akım medya ise yukarıdan talimat beklediği için, 18 saat sonra haber yaptı.”

“DFG kriminalize ediliyor”

43 sayfalık iddianamede gazeteci Müftüoğlu’nun Eşbaşkanı olduğu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin faaliyetleri de ‘örgütsel faaliyet’ olarak ele alındığı görüldü. Bu suçlamalara yönelik Müftüoğlu, “Ben DFG’nin Eşbaşkanıyım. Ve dosyada bu dernek de kriminalize edilmiş. Bu dernek hakkında herhangi bir soruşturma yok. Gazetecilerin mesleklerini daha sağlıklı, daha iyi koşullarda yapabilmesi adına mücadele eden bir alan. Derneğimiz aynı şekilde gazeteciler için çeşitli atölyeler düzenliyor. Gazetecilerin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar düzenliyor. Bu dernek İçişleri Bakanlığı onaylı bir dernek. Burada yapılan her faaliyet resmi ve yasaldır” dedi.

Müftüoğlu, “Ben gazeteciyim, senelerdir bu işi yapıyorum. Şu an MA çalışanıyım. Bundan önce DİHA’da çalıştım, editörlük yaptım. Adımı Google yazarsanız aleni bir şekilde gazeteci olduğum ortaya çıkacaktır. Bu haksız tutukluluğa bir son verilmeli. Gazetecilik suç değildir” diyerek savunmasını sonlandırdı.

“Yargılanan gazetecilik faaliyetidir”

Savunmanın ardından söz olan avukat Resul Temur, suçlamalarla ilgili savunma yaptı. Temur, “Müvekkilin yurt dışına çıkışından bir gün sonra neden çıktığına dair bir röportaj yayınlıyor. Müvekkilimin gazetecilik faaliyeti yürüttüğü açık bir şekilde görünüyor. Yine bir gizli tanık var. Ve kendisine sorulan ‘devlet adına faaliyette bulundunuz mu?’ sorusuna ‘Evet’ cevabı veriyor. Bu tanığın beyanları esas alınamaz. Hukuka aykırıdır. Para transferi eğer örgütsel bir faaliyetse, parayı aktarana da üye olmaktan işlem yapılmalı. Hiç olmazsa tanık olarak çağırılıp ‘neden para yolladın?’ diye sorulabilir. Ama dosyayı kabartmak için ekleniyor bunlar. Bu aşamada müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyoruz” dedi.

“Savcı savunmaları dikkate almadan Müftüoğlu’nun örgüt üyesi olduğunu iddia ediyor”

Avukatlar Veysel Ok ve Emine Özhasar’ın savunma yapması beklenmeden DFG Eş Başkanı gazeteci Dicle Müftüoğlu ile ilgili ‘tutukluğuna devam kararı’ verildi.

Savunma yapılmamasına itiraz eden avukatlar, “Savunmamız alınmadan karar verdiniz” diyerek bunun tutanağa geçirilmesini istedi. Hakim yanlış anlaşıldığını söyledi.

Savunmasına başlayan Veysel Ok, “İddianame ve dava dosyası, bu davanın hukuki olmadığını tescil ediyor. Aylarca hedef alınan Dicle Müftüoğlu’yla ilgili ‘yandaş’ diye tabir edilen medyada haberler yapıldı. Anadolu Ajansı avukatlar dosyayı görmeden haber yaptı. Yandaş medyada Dicle’nin tehlikeli bir örgüt üyesi olduğu algısı yaratılmaya çalışıldı. Aylarca tutukluluk, bunca saldırı, suçlama, hedef göstermeden sonra karşımıza 43 sayfalık iddianame çıktı. Dicle’yle ilgili kısım sadece 3 sayfa. Burada da sadece açık ve gizli tanık ifadeleri yazılmış, tek bir delil yok. Özetle savcı savunmaları dikkate almadan, dosyaya lehe, hatta aleyhe yeni bir belge sunmadan, iddianameye hukuken paramparça eden savunmalara en ufak bir atıf yapmadan, müvekkili aylar boyunca alıkoyan bu iddianameyle müvekkilin örgüt üyesi olduğunu iddia ediyor” diye savunma yaptı.

MLSA Hukuk Birimi Koordinatörü Emine Özhasar ise hakimin savunma almadan kararını vermesine tepki göstererek, “Müvekkilin tahliyesini istemiyorum. Zaten kararınızı verdiniz” dedi.

Dava 18 Ocak’a ertelendi

Mahkeme heyeti açık ve gizli tanıkların ifadelerinin alınması için emniyete yazı yazılmasına karar verdi. Dicle Müftüoğlu’nun tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, davayı 18 Ocak 2024’e ertelendi.

“Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın”

Duruşmanın ardından Adliye önünde basın açıklaması yapıldı. DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, “Tamamen yalan beyanlar ile dosya oluşturulmuş. Nitekim yapılan savunmalar ile de bu ortaya kondu. Yargılanan gazetecilik, bu açıkça anlaşıldı. Sıradan bir yaklaşım gösterdi hakim heyeti. Maalesef Dicle tahliye edilmedi. Bizler gazeteciyiz. Çok sayıda arkadaşımız hakkında soruşturma açılıyor, tutuklanıyor. Gazetecilere yönelik bu yaklaşımlar onları sahadan koparamayacak. Bu hukuksuzluktan vazgeçilsin. Arkadaşlarımız Dicle Müftüoğlu, Sedat Yılmaz ve diğer tüm tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın” dedi.

“Gazetecilik suç değildir”

Ardından söz alan Veysel Ok, “Ortak savunmalar alınmadan karar verildi. Bütün iddianame Dicle’nin gazetecilik faaliyetleridir. Türkiye’de hukukun yok olduğunu biliyorduk. Ama bu kadar da yok olduğunu bilmiyorduk” diye konuştu.

TGS adına konuşan Banu Tuna ise, “Dicle savunmasının bir kısmını gazeteciliğin ne olduğunu aktararak geçirdi. Bu dava beraat ile sonuçlanmak zorunda. Ben sözlerimi Dicle’nin son sözleri ile bitireceğim, gazetecilik suç değildir” dedi.
MKGD sözcüsü Roza Metina, “Tutuklu gazeteci kalmayana kadar mücadele edeceğiz. Biz umuyoruz ki bu hukuksuzluk son bulacak. Dicle Müftüoğlu hak savunuculuğu yapan bir kadın gazetecidir” diye konuştu.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz