Filistin’de İşgale Son Platformu, “İsrail’le ticarete son! İşgal ve soykırımı besleme” pankartıyla İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Platform üyeleri basın açıklaması sırasında “Katil İsrail, Filistin’den defol”, “Deniz’den nehire özgür Filistin”, “Katil İsrail, işbirlikçi AKP”, “Katil İsrail, işbirlikçi sermaye” sloganları attı.

Ezgi Önalan’ın okuduğu açıklamada Filistin halkının soykırım faillerine gıda ürünleri, askeri hammadde ve enerji kaynakları akışını derhal durdurun uyarısında bulunuldu.

Önalan, başta ABD olmak üzere emperyalist Batı devletlerinin siyasi, askeri ve ekonomik desteğine sahip olan Siyonist işgal devleti İsrail’in, işgale ve sömürgeciliğe karşı bir özgürleşme hamlesi olan 7 Ekim’deki Aksa Tufanı’na karşılık, kullanımı yasak olan silah ve bombalarla, binlerce Filistinliyi öldürdüğünü ifade ederek “Yüz binden fazlasını yaraladı, 2 milyona insanı da yerinden etti.” dedi.

İşgal devleti İsrail’in dünyanın gözü önünde Filistin halkına karşı bir soykırım gerçekleştirdiğinin altını çizen Önalan, “Bu süreçte sayısız savaş suçu işleyen Siyonist işgalciler, 2 milyon 300 bin kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’ni tamamen ablukaya alıp, bölgeye başta gıda ve ilaç girişini engelleyerek, Gazze’nin geriye kalan nüfusunu yavaş bir ölüme mahkûm ediyor. Özellikle Gazze’nin kuzeyindeki 700 bin Filistinli, 3 aydır tamamen kuşatma altında ve insani yardıma erişemiyor. Bölgeye az miktarlarda ulaşan insani yardımın dağıtımı için toplanan halka ise hava saldırıları düzenleniyor.” dedi.

Önalan, abluka şartlarının ağırlaşmasıyla birlikte en az 18 çocuğun açlığa bağlı nedenlerle yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek, “BM verilerine göre Gazze’de halkın tamamına yakını düzenli gıda erişiminden yoksun. Halkın yüzde 71’i şiddetli açlık yaşıyor ve yüzde 64’ü açlığını çiğ yiyecek, hayvan yemi, yabani ot ve son kullanma tarihi geçmiş ürünlerle bastırmaya çalışıyor. İşgal ordusu meskûn mahallerin yanı sıra tarım alanlarını da bombalıyor.” dedi.

Ezgi Önalan açıklamanın devamında şunlara dikkat çekti:

“Türkiye’den İsrail’e 40 bin ton meyve-sebze ihracatı yapıldı”

“İşgal devleti İsrail’in resmi sayfasında açıkladığı üzere 7 Ekim’den sonra başlayan soykırım saldırısı sürecinde işgal devletinin en fazla meyve-sebze ithal ettiği ülke: Türkiye. Başta çocuklar olmak üzere tüm Filistin halkı kıtlık içindeyken Türkiye’den İsrail’e 40 bin ton meyve-sebze ihracatı yapıldı.

Suç ortakları: Zorlu, AkçanSA, Limak, Eren Holding, MNG Air, Kalyonlar, Kalkavanlar, Tosçelik, Kardemir, İsdemir ve Erdemir

Filistin’de bunlar yaşanırken Türkiye’den hareket eden gemiler ve kargo uçakları, Filistin halkına soykırım uygulayan işgal ordusunun kullandığı mühimmatın çeliğini, askeri kıyafetlerini ve gıda tedariğini sağlıyor. Bu ticarette başı ise iktidar ve avanesi çekiyor. AKP yöneticisi veya destekçilerine ait, en çok devlet teşviği alan şirketler İsrail’le ticari ilişkilerde de ön sıralarda yer alıyorlar. Bu şirketlerin başında Zorlu, AkçanSA, Limak, Eren Holding, MNG Air, Kalyonlar, Kalkavanlar, Tosçelik, Kardemir, İsdemir ve Erdemir geliyor. Türkiye limanlarından taşınan petrol İsrail’in sanayi altyapısının ve savaş makinasının düzenli olarak işlemesini sağlıyor. İhraç ettikleri ürün ve hammaddelerle, bu şirketlerin yanında bu ticarete onay veren hükümet de Filistin halkına yönelik soykırımın suç ortağıdır.

“Filistin halkının tarihsel haklarını yanında olmaya devam edeceğiz”

Etnik ve dini tüm unsurlarıyla Filistin halkı, 100 yıldır yaptığı gibi bedeniyle, aklıyla ve ruhuyla kendi toprağında özgür bir halk olarak yaşamak için direnişini sürdürüyor. Tüm dünyada eşitlik ve özgürlük mücadelesinin tarafında olan bizler, koşulsuz Filistin halkının direnişinin yanındayız ve Filistin halkının tarihsel haklarını elde etmesi için de yanında olmaya devam edeceğiz.

“Filistin halkının tarihsel özgürlük mücadelesini ağızlarına sakız eden devlet yetkilileri”

Filistin halkının tarihsel özgürlük mücadelesini ağızlarına sakız eden devlet yetkilileri ve şirketler ise Filistinlileri yok etme amacıyla hareket eden Siyonist işgal gücüne desteğini her geçen gün arttırıyor.

Savaş suçu işleyen bir devlete yaptırım ve tecrit uygulamak yerine “özel ticareti engelleyemeyiz” bahanesine sığınmak, dökülen kana ortak olmaktır. Bu ilişkiyi kesmeme kararı politik bir tercihtir ve tarihe bir utanç vesikası olarak kaydedilecektir.”


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz