Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Urfa Barosu, İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında “28 yıllık hakikat arayışı: Cumartesi Anneleri” paneli düzenledi. Urfa Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda gerçekleşen panele, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, İHD Hakkari Şubesi yöneticisi Eren Baskın panelist olarak atılırken, paneli Urfa Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ve İHD Adıyaman Şubesi yönetici ve üyelerinin yanı sıra çok sayıda avukat dinledi.

Moderatörlüğünü İHD Urfa Şubesi Eşbaşkanı İsmail Tutal’ın yaptığı panelde konuşan Eren Baskın, babası Ankara Altındağ Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın’ın kaybedilmesi ardından yaşadığı süreci anlattı. Babasıyla birlikte 19 kişinin katledilmesine dair açılan JİTEM davası sürecine değinen Baskın, “O dönemlerde dava açıldıktan sonra bunu yapanların yargılanıp ceza alacağını umut ediyorduk, ancak böyle olmadı. Bir yüzleşme davası tamamen bir yüzsüzleşme davasına döndü. Bu davalarla yargılananların hepsi bir şekilde aklandı. Bizim davalarımızda da böyle oldu” diye konuştu.

Davalarda zaman aşımı tehlikesi

“Cinayetlerin kimler tarafından işlendiği kesinleşince mahkeme heyetleri davaları uzatarak zaman aşımına uğrattı” diyen Baskın, yargılananlar arasında dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın bulunduğuna dikkat çekti. Baskın, “Yazılarımda da, gittiğim her yerde de söylüyorum, Türkiye’de Mehmet Ağar’ı yargılayabilecek bağımsız bir mahkeme yoktur. Ağar’ı herhangi bir şekilde mahkeme salonuna getiremiyoruz. Ağar ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyordu. Dosyamızda 2’nci beraat kararı 3 ay kadar önce verildi. Ben hayatımın 30 yılını bu mücadele için verdim. Bundan sonra Anayasa Mahkemesine (AYM) ve olursa AİHM’e gideceğiz. İnsanlık onurunun devlet eliyle yerlerde sürülmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Sözleşmeyi imzalarsa zaman aşımı uygulanmayacak”

Cumartesi Annelerinin ilk nasıl bir araya geldiğini ve ilk eylemlerini anlatan İHD Eş Genel Başkanı Keskin, davaya dönüşen kayıpların dava süreçlerinden bahsetti. Keskin, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir politika olarak Birleşmiş Milletler (BM) Zorla Kaybetmelere dair sözleşmeyi imzalamıyor. Eğer bu sözleşmeyi imzalasa bu zaman aşamasını uygulayamayacak. O yüzden imzalamıyor. Dosyalar normal cinayet dosyaları olarak görülüyor. Dosyalarda delil toplanmadan ya da toplanan delillere her hangi bir şekilde dikkat edilmeden zaman aşımına uğruyor. Yani devlet, öldürüyor, yok ediyor, bunu herkes biliyor ama buna rağmen hukukun elindeki gücü kullanarak zaman aşımına karar veriyor” dedi.

Tüm bunlara karşı Cumartesi Anneleriyle birlikte mücadelelerini sürdürdüklerini hatırlatan Keskin, “Hiçbir şey için hiçbir zaman geç değildir. Resmi ideolojiyle mücadele etmeyi talep etmemiz gerekiyor. Biatsız mücadele hala geri adım attırabiliyor. Çünkü devlet gerçekten çok zor durumda” dedi.

Konuşmalar ardından katılımcılara plaket takdim edildi.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz