Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Arteche (Esitaş Elektrik) fabrikasında işten atılan 145 işçi yazılı bir açıklama yaptı. “Sesimizi, haklılığımızı her yere duyuracağız” diyen işçiler, bayram dönüşü kapı önü direnişlerine de devam ettiklerini ifade etti.

Birleşik Metal-İş Gebze 1 No’lu Şubede örgütlenen işçiler, Şubat ayında yetki belgesini almıştı. Patron ile sendikaları aracılığıyla masaya oturan işçiler, taleplerinin karşılanmadığı ve 3 temsilcinin görevden alınarak işten atıldığı için fabrika önünde eylem yapmıştı. 12’si izinde olan, diğerlerinin de fabrika önünde eylem yaptığı toplamda 145 işçi Kod 49’dan kapı önüne konuldu.

Dilovası Makine İhtisas OSB’de bulunan Arteche Turkey (Esitaş Elektrik) fabrikasında çalışan işçiler direnişleni fabrika önünde sürdürüyor. Bayramın ardından direnişine devam eden işçiler, yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamanın detayları şöyle:

“Ya hep beraber, ya hiç birimiz”

“Bizler 10 Haziran 2024 Tarihinde Esitaş (Arteche) iş yerinden hukuksuz ve tazminatsız bir şekilde işten çıkarılan 145 onurlu işçileriz.

04 Şubat 2024 Tarihinde başarılı bir şekilde 5 gün gibi kısa bir sürede organize olarak salt çoğunluğu sağlayıp Birleşik Metal-İş Sendikası çatısı altında 14 Şubat 2024 tarihinde yetki belgesi alarak sendikalı çalışanlar olduk. Bu süre zarfında öncümüz olan, sonradan seçim ile baştemsilcimiz olan Yunus Emre Taşdemir’in işten kovulmasıyla başarılı bir direniş göstererek işe geri alınmasını sağlayarak sendikal düzene geçişe başladık. Bu süre zarfından sonra sendikanın yaptığı atamayı kabul etmeyerek seçime gittik. Yüzde 95 gibi ciddi bir oranla baştemsilci ve temsilcilerimizi seçtik. Bundan sonraki süreçlerde çeşitli mobinglere maruz kaldık. Birlik ve beraberliğimizi bozmak için çeşitli adımlar atıldı. Fakat bizler birliğimizi koruyarak bertaraf ettik ve daha da güçlendik. Daha önce 35 yıldır iş yerinde verilmeyen banka promosyonlarını aldık. İletişim özgürlüğümüzün kısıtlanmasına karşı tavır alıp bu özgürlüğümüzü de aldık. Ekstra 1 mola talebimizi uzun uğraş sonucu hayata geçirdik. Ustabaşı ve amirlerin önceden işçiye karşı kibirli ve aşağılayıcı tavırlarının değişmesine dik duruşumuz ile ön ayak olduk. Bölüm değişikliği gibi işçilere mobbing uygulamasına karşı durduk ve başardık. Zorunlu mesai adı altındaki insanlık dışı faaliyetleri kaldırdık ve gönüllülük esasına dayandırdık. Bu ve bunun gibi işçi sınıfının yararına birçok yenilik getirerek insanca yaşam insanca çalışma mottomuzu tamamiyle hayata geçirebilmek için uğraştık ve insan üstü bir çaba sarfettik. Toplu sözleşme sürecinde 6 oturum gerçekleştirdik. Tüm işçiler ile ortak isteğimiz olan yüzde 99 zam talebimiz için kararlı duruşumuzu bozmadık. Toplu sözleşme sürecinde işveren küçümseyici tekliflerle gelerek çeşitli baskılarla bizleri yıldırmaya, sindirmeye çalıştı. Her gün onlarca tutanak tutarak, çeşitli söylemlerle direnç kırarak her yolu denediler. Bizlere ‘Ev hanımlarına ve emekliler’ bu maaşı veremeyeceğini ve işten çıkmaları gerektiğini söylediler. Bu yola çıkarken ‘Ya hep beraber ya hiç birimiz’ sloganımızdan yola çıkarak hiçbir yol arkadaşımızın çıkışına onay vermedik. ‘Emek bizim, iş bizim’ dedik ve direndik.

“Mücadelemizi görmezden gelmeyeceklerdir”

Bizler sendikalaşma yolunu seçerken köklü geçmişine ve mazisine güvenerek bizlerin haklarını kanuni yönden de sonuna kadar savunacağına inandığımız Birleşik Metal-İş Sendikasını seçtik. Bizlerin Birleşik Metal-İş’e güvenimiz hala kırılmadı. Genel merkezimizin işçi sınıfının mücadelesini görmezden gelmeyeceğini biliyoruz ve inanıyoruz. Bizler çoğunluğumuz kadın işçi olmak üzere 9 gündür fabrika önünde, güneş altında, maddi sıkıntılarla, sendikanın hiçbir desteği olmadan tamamen kendi imkanlarımızla direnen 145 onurlu işçiyiz.

“12 işçi sıcaktan baygınlık geçirdi”

Sürecin bu raddeye gelmesinde iki neden vardır. Bunlardan birincisi yüzde 99 zamda ısrar etmemiz ve son olarak bizlerin havalandırma sorununun çözülmesini istememiz. Fabrika yönetiminin 31 Mayıs’ta çalışmalara başlayacağını taahhüt ettiği fakat 4 Haziran olmasına rağmen herhangi bir adım atmadığı, bu zaman zarfında 12 işçimizin sıcaktan baygınlık geçirmesi ve 1 işçimizin kalbinin sıkışarak ambulans ile hastaneye kaldırılması konunun önemli boyutunu göstermesidir. İşverenin kalıcı çözümü maliyeti yüksek olduğundan reddetmesi, geçici çözümler ile sorunun üstünü kapatmak istemesi bu süreçte de sendikanın onayını alması bizleri tepki göstermemizden başka çare bırakmaması kanaatine vardırdı. Bu bardağı taşıran son damla oldu ve protesto kararı aldık.

“Bu bir kıyımdır, tasfiyedir”

1 Baştemsilci, 2 temsilci, 32 kurul, komisyon, komite üyesi ve toplamda 145 onurlu sendika üyesi işçi işten kovuldu. Bunların içinde eylem ile hiçbir şekilde bağlantısı olmayan, yıllık izinde olan, raporlu olan, cenaze izninde olan ve protesto saatinde çalışma saati dışında olan, hiçbir söylemde bulunmayan sadece kurul ve komisyon üyesi oldukları için kovulan 12 işçi arkadaşımız var. Bu bir kıyımdır, bu bir tasfiyedir. Bu yüzde 95 oy ile seçilen ve işten kovulan temsilciler üzerinden iradenin kırılmasıdır. Buna sessiz kalınmamalı, sesimizi duymalısınız. Hiç bir vicdan 145 emekçinin bayram öncesi işten kovulmasına razı gelmemeli. Bizler kültürümüz gereği zulme karşı gelen bir milletiz ve burada zulüm var. Bizler 145 sendika üyesiyiz. Kimse istifa etmedi. Sendika 145 işçinin hakkını savunmak zorundadır. STK’lar ve yayın kuruluşlarının korkularını yenmesini ve sesimizi duymasını istiyoruz. Lütfen kimse zulme sessiz kalmasın.

Biz onurlu işçiler neler yapacağız?

  • Fabrika önünde eylemlerimize kesintisiz devam edeceğiz.
  • Sesimizi, haklılığımızı her yere duyuracağız.

Yaşasın onurlu mücadelemiz.”


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz