Anayasa Mahkemesi’nin ret kararının ardından AİHM’e taşınan Berkin Elvan davası “öncelikli dosya” olarak işleme kondu. Mahkeme hükümete gaz fişeği kullanımı ve kamu görevlilerinin soruşturulmamasına dair sorular sordu.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Berkin Elvan’ın öldürülmesine dair dosyayı işleme koydu.
Deutsche Welle Türkçe, Strasbourg’dan Kayhan Karaca’nın haberine göre, başvuruyu “öncelikli dosya” olarak işleme koyan AİHM, Türkiye hükümetine sorular yöneltti.
Berkin Elvan’ın ailesinin avukatları aracılığıyla Anayasa Mahkemesine yaptığı iki başvuru da reddedilmişti.
AYM, Berkin Elvan’ın ölümüne dair yaşam hakkı ihlali ve kamu görevlilerine soruşturma izni verilmemesiyle ilgili başvuruyu “dayanaktan yoksun” bularak reddetmiş, karar avukatlara 31 Mayıs 2019’da tebliğ edilmişti.
Kararla ilgili bianet’e açıklama yapan Elvan ailesinin avukatlarından Çiğdem Akbulut, “Yaşam hakkının ihlal edildiğine dair başvurumuza verilen ret kararında açıkça, ‘Polis orantısız güç kullandıysa da bundan talimat verenin sorumluluğu yok’ deniyor. Devletin idari yapısını, alt üst ilişkisini yok sayan bir değerlendirme. Fişeği ateşleyen polis kanunsuz emre uymaktan yargılanıyor ama kanunsuz emri verenle sorumluluk dışı bırakılıyor” demişti.
Anayasa Mahkemesi, Berkin Elvan’ın öldürülmesinde sorumluluğu bulunan diğer polislerin soruşturulmasına dair başvuruyu da Şubat 2020’de reddetmişti.
Elvan’ın ölümüne dair bir polisin yargılandığı dava ise devam ediyor.

5 ayrı maddeden ihlal başvurusu

Dosya, AYM’nin ret kararının ardından 29 Kasım 2019 tarihinde AİHM gündemine taşındı.
Başvuruda Berkin Elvan’ın ölümünün aşırı güç kullanımından kaynaklandığı belirtilip polis memurlarının gaz fişeklerinin kullanımı konusunda yeterince eğitilmediği, bu konunun yasal mevzuatta net olmadığı öne sürülmüştü.
Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan polis memuruyla ilgili ceza soruşturmasının uzunluğuna işaret eden davacılar, olayla ilgili etkin soruşturma yürütülmemiş olmasından da şikayetçi oldu.
Başvurularında, Berkin Elvan’ın 269 gün komada kalmış olmasının davacılar açısından oluşturduğu acıya da dikkat çeken davacılar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkıyla ilgili 2., insanlık dışı ve kötü muamelenin önlenmesiyle ilgili 3., ifade özgürlüğüyle ilgili 10., toplanma özgürlüğüyle ilgili 11. ve mahkemeler önünde etkin başvuru hakkıyla ilgili 13. maddelerinin ihlal edildiğini savundu.

Kamu görevlileri neden soruşturulmadı?

AİHM hükümetten, Berkin Elvan’ın yaşam hakkının AİHS kriterleri temelinde ihlal edilmediği iddiasını açıklamasını istedi. Ayrıca, Elvan’ın hayatını yitirmesinin “mutlak surette gerekli güç kullanımından” kaynaklandığını açıklamasını talep etti.
Gaz fişeği kullanımında yaşam hakkına yönelik riskleri en aza indirgemek için ne gibi önlemler alındığını soran AİHM, toplumsal eylemlerde bu tür silahların kullanımıyla ilgili yasal düzenlemeler hakkında bilgi istedi. Gaz fişeği kullanımı konusunda polis memurlarına verilen eğitimi sordu.
Berkin Elvan soruşturmasının bütünüyle ilgili bilgi isteyen AİHM, soruşturmanın AİHS’nin yaşam hakkıyla ilgili maddesine uygun yürütüldüğüne dair kanıt gönderilmesi talebinde bulundu. Soruşturma sürecinde hükümet yetkilileri hakkında kovuşturma talebinin reddedilmesiyle ilgili ayrıntı istedi.
Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili soruşturmanın etkinliği bakımından, cezai sorumluluğun sadece bir polis memurunun üstünde olmasını sorguladı.
Bu sorular aynı zamanda davacı tarafa da gönderildi. AİHM prosedürüne göre Berkin Elvan’ın davacı ailesi ve Türkiye hükümetinin şimdi olası bir dostane çözüm için 12 haftaları bulunuyor. Bu süre için taraflar kendi aralarında çözüm bulamazlarsa AİHM kendilerine yukarıdaki soruları yanıtlamaları için 12 hafta ek süre verecek.
AİHM, taraflardan gelecek yanıtlar temelinde davayı esastan görecek. Bu süreç içinde davayla ilgili Strasbourg’da duruşma düzenleme kararı da alabilir.
AİHM 2013 yılında aldığı bir kararda polisin toplumsal olaylarda biber gazı kullanımıyla ilgili Türkiye yasal mevzuatının AİHS ile uyumlu olmadığına hükmetmiş ve değiştirilmesi gerektiği yönünde görüş belirtmişti. Kararda, polisin gaz fişeklerini “eğik atış” yaparak (45-50 derece) kullanması gerektiği not edilmişti.