GÖZLERİN DÜŞÜYOR ALEVLERE

Hangi aşk yaşadı böyle bir ayrılığı
Kendi sesimizi bile susturamadık
Otuzbeş damlası buharlaştı ömrümüzün
Kendi yüreğimizi bile inandıramadık
Anılar da avutmadı bizi
Ağıtlarda yakmadık
Türküler oğul verirken dudaklarımızda
Akarsuların boğulduğuna inanamadık
Öyle bir leke ki sabahın yüzünde
Biz böyle kalleş ölümlere alışamadık
Sulara bakışlarını yansıtma artık
Çıldırma vaktinin gecesidir yaşadığın
Yüreğin tam otuzbeşe bölünmüş
Özür dilemen yetmez gelinciklerden
Gül olup alevler içine düştün mü hiç
Ya da güneşin ışıktan urganlarında
Pir Sultanca yeniden dirildin mi
Yok başka türlü ufukların ışıması
Turaç seslerinde nar patlaması
Adı yok boynumuzda çürüyen iplerin
Ağzında ateş çiğniyorsun yine
Gözbebeklerinde alev tüketiyorsun
Asım Bezirci Karacaoğlan ı soruyor
Kaçıncı şiirdesin
Uğur kendini kuşatıyor kendi sesinde
Hangi sesin kaçıncı rengindesin
Asaf bir otel bahçesinde
Kirpiklerini çiziyor türküler üstüne
Elinde anılar tutsağı bir fotoğraf
Behçet in kolları siliniyor omuzlrından
Gözlerin şimdi kaçıncı mevsimde

Hasret in sesi tutuşuyor iliklerinde
İsyanlar nöbet değiştiriyor
Ateşte semaha durmak diyor bir dost
Yakıyor seni bu sessizlik-beter yakıyor
Yemekler utançla pişiyor ocaklarda
Ateşten kan sıçrıyor ellerine
Güneşten önce gözlerin düşüyor alevlere
ADNAN YÜCEL