Obalar Caddesi, Seyhan’ın güney mahallelerini şehir merkezine bağlayan uzun bir cadde. Çoğu tekstil, ayakkabı atölyelerinde çalışan işçinin kullandığı caddenin dar kaldırımı üzerinde kadınlara asgari ücret taleplerini soruyoruz. Adana’da tekstilde yaşanan durgunluk nedeni ile cadde eskisi kadar canlı değil. Uzun adımlarla işe yetişmeye çalışan işçilerin çoğu yanımızdan geçerken cevap veriyor; “Her şey pahalı, hiçbir şeye güç yetmiyor”, “Gider çok ama gelir yok”, “İnsanlar açlıktan ölüyorlar, bunu yazın”.

Haftalık 2 bin 500 Lira ile geçim savaşı

Yanında çocuğu ile yaklaşan Nihal’e mikrofon uzatıyoruz. Kızını okula bıraktıktan sonra atölyenin yolunu tutacak. Nihal savaş nedeni ile Suriye’den gelmiş. Burada hayatını yeniden kurmaya çalışırken okutmak zorunda olduğu bir çocukla birlikte yalnız kalmış. Eski eşi cezaevinde olduğu için çocuğun ve evin yükü Nihal’in omuzlarında. Eski eşi vatandaş olduğu için çocuğu vatandaş olsa da kendisi yabancı olmasının zorluklarını yaşıyor.

Haftalık 2 bin lira ile geçinmeye çalıştığını anlatan Nihal, “Evde tek ben ve kızım varız. Ev kiraları çok pahalı, elektrik, su faturası, çocuk okulda masrafı var. Haftalığın ancak yetişir. İstediğim her şeyi alamıyorum. Evde tek bir makarna ve ona benzer şeyler alırım, ancak yetişiyor” dedi.

Masraflara iki iş ancak yetişiyor

Ücreti yetmediği için eve parça başı iş götüren Nihal, “İp temizliyorum. Bu ücretlerle masraflara iki iş ancak yetişir” diyor. Eline ayda 8 bin lira ücret geçen Nihal’in asgari ücret beklentisi de 15-16 binde. “Biraz geçinsek yeter” diye düşünüyor. Çünkü kendi ile aynı işi yapan bir vatandaş 4 bin 500 lira haftalık alırken onun ücreti 2 bin lira, makinede çalışırsa en fazla 3 bin 500 lira oluyor. Bu şekilde çalışmayı mecburiyetten kabul ettiklerini dile getiren Nihal, “Mecburiyetten çalıştığımız için bize az ücret veriyorlar. ‘Beğenmiyorsanız başka yere gidin’ diyorlar. Başka yere gitsek aynısını yapıyor. Haftalığa zam geliyor, öbür taraftan her şey pahalı oluyor. Bir ekmek 6-7 lira. Nasıl geçineceksin?

Tost 20 Lira harçlık 10 Lira

Eski eşinden ayrıldıktan sonra tek başına çalışarak geçinmenin zor olduğunu anlatan Nihal, en önemli sorunun yüksek ev kiraları olduğunu belirterek şunları söylüyor, “Babası cezaevinde. Çocuğa tek başıma ben yetişiyorum. Çocuklar okula elma götürüyor, armut götürüyor. Bazen ben alamıyorum. Çocuğum ‘Sen neden almıyorsun?’ diye sorduğunda çok zor geliyor. Tost 20 lira oldu. Ben günde en fazla 10 lira verebiliyorum. Her şey çok zor oldu. İşte bak simit aldık”.

Bu pahalılığa 20 Bin Lira bile yetmez

İşe giderken zorlukla durdurduğumuz Sevilay, “Hiç sormayın. Beter durumdayız. O bile yetmez ama asgari ücret 20 bin lira olmalı. Çünkü her gün her şeyin fiyatı artıyor. Artık yaşam diye bir şey kalmamış. Ben de artık geçinemiyorum. Yarım günlük işe gidiyorum. Bir yağ alıyorsun 5 kiloluk, 200 lira olmuş. Kazancım yetmiyor ki” dedi.

Asgari ücretin bu yıl tek sefer belirlenecek olmasına tepki gösteren Sevilay, “O zamana kadar insanlar ölür. Her şeye zam geliyor. Saraylarda oturuyorlar, ceplerini dolduruyorlar, millet burada açlıktan hiçbir şey alamıyor. Yeşil zeytin alamadım bu sene” dedi.

Evin geçimi çocukların omzunda

Felek ve Emine çocuk yaşta ev geçindirmeye çalışan iki kardeş. Mültecilerin yanında çocuk işçiler de düşük ücret cenderesinde. İki kardeş haftalık 2 bin lira ile evlerini geçindirmeye çalıştıklarını anlatıyor. İki kardeş okulu bırakıp çalışmaya başlamış. Felek, kendi isteği ile okulu bıraktığını söylese de sadece ikisinin çalışması bunun bir zorunluluk olarak karşılarına çıktığını düşündürüyor. Babasının düzenli çalışmadığını ifade eden Felek, “Çay ocağında çalışıyordu ama çay ocağı kapandı. Evde iki kişi çalışıyoruz. Haftalık 2 bin lira yetmiyor. İyi bir yaşam için en azından 4 bin lira olması gerekir” dedi.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz