Gözaltına alınan meslektaşları için açıklama yapmaya hazırlanırken polis tarafından darp edilerek gözaltına alınan ve haklarında “toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefet” suçlamasıyla dava açılan 6 gazeteci, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde hâkim karşısına çıkacak. Bu gazeteciler arasında bulunan Esra Soybir, baskıların her geçen gün artmasına karşı direniş ve mücadelenin de artması gerektiğini ifade ederken, Yadigar Aygün de yargının gazeteciler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmasını eleştirirdi ve mücadele hattını büyütme çağrısında bulundu.

Basın açıklamasına son anda yasaklama geldi

Diyarbakır ve Ankara merkezli soruşturmalarda gözaltına alınıp tutuklanan meslektaşları için geçen 29 Nisan’da Kadıköy Süreyya Operası önünde açıklama yapmak isteyen gazeteciler, henüz eyleme bile başlamadan ablukaya alındı. Gazeteciler Eylem Nazlıer, Pınar Gayıp, Esra Soybir, Zeynep Kuray, Serpil Ünal ve Yadigar Aygün darp edilerek gözaltına alındı. 6 gazeteci de aynı gün emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı ancak, haklarında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamasıyla dava açıldı.

‘Tacize uğradım, yüzüme tokat atıldı!’

O gün yaşadığı şiddet ve tacizi anlatan Gazeteci Yadigar Aygün, şunları söyledi:

“Önce bir yasak olmadığını belirten polis, basın açıklamasına başlayacağımız esnada son anda yasaklama olduğunu söyledi. Daha kendi aramızda karar almaya çalışırken bir anda etrafımız abluka altına alındı. Darp, şiddet ve işkence ile keyfi bir şekilde gözaltına alındık. Sadece polis işkencesi ile sınırlı kalmadı. Polis tarafından tacize maruz bırakıldım. Yüzüme tokat atıldı. Aldığım darbeler nedeniyle film çekilmek zorunda kaldım.”

Aygün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde hakim karşısında olmalarının ironik olduğunu ifade ederek “10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününde yargılanıyoruz. Biz gazeteciler her gün keyfi polis şiddetine işkencesine darbına maruz bırakılıyoruz. Sahada çalışmamız engelleniyor. Polis yaptığı işkenceyi belgelemememiz için elinden gelen her şeyi yapıyor. Ancak biz tüm baskılara rağmen işimizi yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘İşkence gözaltı süreci boyunca devam etti’

Darp edilerek gözaltına alınan bir diğer gazeteci Esra Soybir, polis işkencesinin gözaltı süreci boyunca devam ettiğine dikkat çekti. Gözaltı aracında keyfi bekletildiklerini belirten Soybir “Doktor kontrolüne bile kelepçeyle gittik. Kontrolden sonra kelepçeleri çıkarmalarını istedik fakat polis kelepçeleri çıkarmadı. Pınar Gayıp’ın elinde morarma ve his kaybı oluştu” dedi.

Yasal haklarını kullanmak ve meslektaşlarına destek olmanın suç sayıldığını dikkat çeken Soybir, hukukun yok sayıldığını belirterek, “Yaşadığımız süreçte Saray Rejimi iç savaş hukukunu işletiyor. İşçi direnişlerine, öğrencilerin, kadınların eylemlerine saldırmak, deprem için yapılan eylemlere, Cumartesi Anneleri’ne saldırmak, grevleri yasaklamak bunun bir parçası” diye konuştu.

Meslektaşlarını ve meslek hakkını savunmak için anayasal hakkını kullanan ve gözaltı işlemleri sırasında polis tarafından darp edilen gazetecilerden Eylem Nazlıer de yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Kadıköy emniyet amiri olduğunu düşündüğüm polis ‘Sen bana cevap veremezsin lan, konuşamazsın, kes sesini diyerek’ yüzüme tokat atmaya başladı.”

‘Saray rejimi iç savaş hukukunu işletiyor’

Haklarında dava açılmasını topluma göz dağı vermek olarak değerlendiren Gazeteci Serpil Ünal da görüşlerini şöyle dile getirdi:

“Her türlü eylem ve etkinliğin keyfi şekilde yasaklanması, gazetecilerin haber takibinde bile darp edilerek engellenmesi, çok sayıda gazetecinin tutsak olması ülkedeki baskı ve devlet terörünün göstergesi. Bu şekilde aynı zamanda topluma gözdağı verilmek isteniyor.”

Tüm baskılara rağmen mesleklerini icra etmekten geri adım atmayacaklarına vurgu yapan Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Evet, gerçekten ironik. İktidar basın emekçilerine, ‘Ya bizim istediğimiz gibi haber yaparsanız ya da tutuklanır, gözaltına alınırsınız, biz öyle özgür basın, gazeteciler günü falan tanımayız, en azından böyle adliyelerde duruşmaya gelirsiniz’ diyor. Biz de tutuklanan, gözaltına alınan arkadaşlarımızın da söylediği gibi özgür basın emekçileri olarak diyoruz ki; gerçekleri yazmaktan, belgelemekten ve halka ulaştırmaktan hiç vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceğiz. Özgür Basın Susmadı Susmayacak!”


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz