Dersim’de devlet baskısına, sermayenin rant ve tan politikalarına karşı uzun yıllardır yapılan Munzur Kültür ve Doğa Festivali, bu yıl “Madencilik Yağmasına Karşı Doğayı ve Yaşamı Savunuyoruz” şiarı ile gerçekleşecek. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, 2 Ağustos’ta Düzgün Baba İnanç ve Kültür etkinliği ile başlayıp, 3-6 Ağustos tarihleri arasında il merkezinde ve ilçelerde yapılacak.

Dersim Dernekleri Federasyonu(DEDEF) Munzur Kültür ve Doğa Festivali ile ilgili program hakkında bilgi vermek için Taksim Hill Otel’de basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında, ”Haydi Dersimliler Haydi Dersim Dostları” ve “Madencilik Yağmasına Karşı Doğayı ve Yaşamı Savunuyoruz” pankartı açıldı. Basın metnini DEDEF Yönetim Kurulu üyesi Ulaş Yeğin okudu.

‘HES projelerine ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu’

Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin saray rejiminin ve sermayenin doğa talanına karşı ve devlet baskısına karşı ortaya çıktığını belirten Yeğin:

Munzur Kültür ve Doğa Festivali 23 yıl önce OHAL koşullarında siyasi iktidarlar ile sermayenin; Dersim halkını doğasız, Dersim doğasını ise insansız bırakan zalim uygulamalarına karşı ortaya çıktı. Festival, sokağa çıkma yasaklarıyla oluşturulmaya çalışılan korku çemberini kırdı. Her şeyin karneye bağlandığı zamanlarda ekmeği, tuzu ve birçok şeyi özgürleştiren unsurlardan oldu. Sürgüne ve toprağa özlemin bir nebze de olsa dermanı oldu. 1994 köy boşaltmalarına, barajlara, HES projelerine ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Bir kentin varoluş mücadelesinde yerini aldı. Halklarımızın ilgisini ve teveccühünü kazandı ve bugünlere kadar taşındı”.

‘Devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudu’

Festivalde, müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlik olacağını söyleyen Yeğin, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne tüm halkı davet etti. Yeğin:

Munzur Kültür ve Doğa Festivali, 23 yıldır tüm baskı ve engellemelere rağmen devrimci ve demokratik kurumların çabasıyla ve seçilmiş belediyelerimizin katkılarıyla bugünlere kadar taşındı. Her yıl biraz daha güçlendi ve gelişti. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasına dönüştü. 23 yıldır, devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudunun bir parçası oldu. Bu yıl ‘Madencilik Yağmasına Karşı Doğayı ve Yaşamı Savunuyoruz’ şiarı ile dört günlük süreye yayılan festival günleri programımız, müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle sizlerle buluşmaya hazırlanıyor. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. Tüm Dersimlileri ve Dersim dostlarını 2-6 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan 21. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne davet ediyoruz”.

‘Akbelen halkı yalnız değildir’

Basın açıklaması okunduktan sonra konuşan DEDEF Genel Sekreteri Hasan Şen, Akbelen’deki doğa talanına karşı mücadele edeceklerine dikkati çekti. Akbelen halkının yalnız olmadığını söyleyen Şen:

Kendi yaşam alanlarımızı koruma mücadelesi veriyoruz. Bugün Akbelen’de kendi koyduğu hukuk kurallarını bir devlet organı ile karşı karşıyayız. Adeta halkın değil Limak ve benzeri şirketlerin koruma ordusu gibi davranıyorlar. Akbelen’de 6 arkadaşımız dövülerek gözaltına alındılar. Şu anda Türkiye’nin farklı illerinde Samsun’da, Ordu’da, Çanakkale’de , Muğla’da, Antalya’da başka illerde Akbelen ile dayanışma eylemleri yapılıyor. Bizde Dersimliler olarak Akbelen halkı ile birlikte olduğumuzu haykırmak istiyoruz. Akbelen onurdur. Onurumuzdur. Ormanımıza, doğamıza, meralarımıza, suyumuzu sahip çıkmaya devam edeceğiz. Akbelen halkı, İkizdere halkı, yalnız değildir“.

‘Emperyalist ve kapitalist sistemin kıyımına karşı birlik olmalıyız’

Munzur Koruma Kurulu Yusuf Demirçivi ise emperyalist ve kapitalist sistemin Türkiye’de doğa ve canlılar için kıyım politikalarına karşı ekoloji mücadelesinin sahiplenmesi gerektiğini söyledi. Ekoloji talanına karşı örgütlenme çağrısı yapan Demirçivi:

Çok söylenecek söz var dün Akbelen’den bir ananın feryadını dünyaya duyuracak yürek yangını bir bütün olarak Akbelen’de ve ülkemizde yaşanan doğa katliamını tarif eder bir noktada . Emperyalist ve kapitalist sistemin ülkemizde doğa ve canlılar için kıyım politikalarına karşı olmanın gerekliliği tüm demokrat , yurtsever çevreler tarafından sahiplenmelidir. Ekoloji mücadelesi sınıf mücadelesinden ayrı değildir. Ekoloji mücadelesi sınıf mücadelesinin öğelerinden olmaya başladı. Nasıl ki İkizdere’de ki 90 yaşında ananın sopasını yere vurarak ben devletim diyerek kapitalist sistemin doğa üzerinde kıyıma karşı duruşunu simgelediyse bizlerde ülkedeki ekoloji mücadelesinin temel dinamiği olan Munzur Koruma Kurulu’nun Kazdağları’nda, gerek Erzincan Ilıç’ta, ekoloji mücadelesinin temel dinamiği olmaya çalıştık. Yeni dönemde mutkala egemenlerin doğa talanına karşı bir arada olmalıyız”.

Basın açıklaması sloganlar ile son buldu.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz