Fotoğraf: Evrensel

İstanbul’da DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve TDH tarafından oluşturulan Tertip Komitesi, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs için Taksim’i adres gösterirken, emekçilere Saraçhane’de buluşmak üzere çağrı yaptı. Saraçhane’ye götürülen DİSK’e bağlı sendikalara üye işçiler ise hiçbir hazırlık yapılmadan götürüldüklerini, 1 Mayıs günü “Önlüklerinizi giyin, alana gidiyoruz” denildiğini anlattı.

İstanbul 1 Mayıs’ı için Taksim’e çağrı yapan Tertip Komitesi, buluşma noktası olarak Saraçhane’yi belirledi. Bozdoğan Kemeri önüne duvar ören polis kitlenin Taksim’e yürümesini engellerken, Tertip Komitesi ise birkaç saat sonra ‘faaliyetin son bulduğunu’ açıklayarak geri çekildi. Emekçiler bu tutum nedeniyle Tertip Komitesi’ni protesto ederken, alana götürülen işçiler ise umdukları ile bulduklarının zıt olduğunu aktardı.

Evrensel’den Murat Uysal’a konuşan işçiler Özellikle seçimden sonra gerek hükümetin hayata geçirmeye çalıştığı plan ve programlara gerek ceplerine giren paranın çabucak erimesine karşı 2024 1 Mayıs’ının görkemli geçeceğini umduklarını anlatarak, Saraçhane’de yaşananların kendilerini “dumura uğrattığını” söyledi.

20-25 işçiye bir broşür düştü

DİSK’in en fazla üyeye sahip olan sendikası Genel-İş’in bir şubesiyle gelen bir belediye işçisi, 3 bine yakın işçinin çalıştığı belediyeden sadece 11 kişiyle Saraçhane’ye geldiklerini söyledi. Belediye işçisi, “Bunun böyle olacağı hazırlıklardan belliydi. Oysa bizler bu sene 1 Mayıs’ın en görkemli bir şekilde planlanacağını, seçimlerde darbe vurulan AKP’ye 1 Mayıs’ta gücümüzü göstereceğimizi sanıyorduk. Kürsülerden 1 Mayıs’ta Taksim’e çağrı yapan Genel-İş Genel Merkezi ne yazık ki bizlere gönderdiği programlarda bu çağrının çok gerisinde kalıyordu. Sayılarla size bunu anlatayım: Geçen sene 1 Mayıs’a hazırlanırken 1 Mayıs gününe neredeyse 1 ay kala hazırlıklarımız başlamıştı. Kadro talebimizin öne çıktığı afişler, taşeron çalıştırmaya karşı çıkan dövizler çok önceden elimize ulaşmıştı. 2 bine yakın böyle afiş vardı, ellerimizle astık. Bir bu kadar da broşürümüz vardı, bunları da dağıttık. Ancak bu sene bu sayı sadece 300’dü. 100 tane de broşür elimize ulaştı. Düşünebiliyor musunuz 20-25 işçiye bir broşür düşüyor? Hazırlıklarda genel merkezimiz sanki bu sene 1 Mayıs yapılmasını istemiyormuş gibiydi” dedi.

“İşçiler ikna olmadı”

Sayısı az olan ve kendilerine geç ulaşan afişleri 30 Nisan günü asabildiklerini anlatan işçi belediye işçilerini 1 Mayıs’a katılmaları için ikna etmekte de güçlük çektiklerini söyledi. Genel-İş Genel Merkezi tarafından ellerine ulaşan broşürlerde ne kadro talepleri ne eriyen ücretlerine dair bir ibaret olduğunu söyleyen işçi, “Doğal olarak işçiler Taksim’den başka ibarenin olmadığı, nasıl Taksim’e girileceğinin dahi tarif edilmediği bir çağrıyla ikna olmuyor, aksine çekiniyorlardı. İktidarın baskısı bu seviyeye ulaşmışken gözaltından biber gazından çekinilir mi, diye soranlar olacaktır. Oluyor maalesef, sendikalar 1 Mayıs’ı anlatmazsa, eğitimler yapılmazsa, 1 Mayıs’tan bihaber işçiler senin dibini doldurmadığın ‘Haydi Taksim’e gidelim’ çağrına ‘Gözaltına alınırsam ne olacak’ diye tepki verir” diye konuştu.

“Bu halde Taksim’e çıksak ne ifade edecekti” diyen işçi şöyle devam etti: “Şimdi herkes eleştiriyor ya DİSK neden barikata yüklenmedi diye. Yüklenseydi, barikatı da yıksaydı biz Taksim’e hangi talebi götürecektik? Üzerimizde Genel-İş önlüklerinden başka bir şey yoktu. İşçilerin elinde ne bir döviz ne bir pankart vardı. Kadro talebimizin eriyen ücretlerimizin sözünün dahi edilmediği bir 1 Mayıs geçirdik. Özeleştiri yetmez, buna sebep olanlar kimlerle ne pazarlık yaptıysa ortaya dökülsün isterim.”

“1 Mayıs yeterince anlatılamadı”

DİSK’in en çok üyeye sahip sendikalarında bir diğeri olan Birleşik Metal-İş’in İstanbul’da örgütlü olduğu çok fazla iş yeri yok. Bu nedenle Birleşik Metal-İş Taksim kararı alınan İstanbul 1 Mayıs’ı için Gebze’de örgütlü olduğu fabrikalardan işçi getireceğini söylemişti. Her yıl Gebze’de kutlanan yerel 1 Mayıs’a da bu sene katılmayacağını duyurmuştu. Gebze’den Saraçhane Meydanı’na gelen Birleşik Metal-İş üyesi fabrikadaki 1 Mayıs’a hazırlık sürecini şöyle anlattı: “Genel Merkez cephesinde nasıldı bilmiyorum ama bizim fabrikamızda hem temsilciler hem de şube 1 Mayıs’ı anlatmakta zayıf kaldı. En azından bizim temsilcilerimiz Taksim’de yapılmayacağına çoktan ikna olmuş, ‘Ya Maltepe’ye gideriz ya Gebze’de kutlarız’ diyorlardı. Taksim işi netleşmeye başlayınca bu söylemlerin yerini ‘Çok kalabalık gitmeye gerek yok, engellenebiliriz’ sözleri aldı. İstanbul’a gideceklerin isim listesi dahi işçileri zoruyla hazırlandı. Genç işçilerin genç oldukları için haberdar olmadıkları, yaşlı işçilerin ise çoktan unuttukları 1 Mayıs’ın biz işçiler için anlamı yeterince anlatılamamış oldu”

“Sendikalara olan güveni zedelediler”

Birleşik Metal-İş olarak alana zaten geç girdiklerini söyleyen bir metal işçisi, “Alanda taş çatlasın 1 saat kalmışızdır. Hemen otobüsün dibindeydik zaten, önümüzde bağlı bulunduğumuz şubenin adının yazdığı pankarttan başka pankart yoktu. Bazı fabrikalardan gelen işçiler önceki yıllarda kullandıkları pankartları getirmişti. Bunlar dışında bir talep yoktu. Alanda bekleme salonunda gibiydik. Sıkış tepiş geçen 1 saatin ardından Tertip Komitesinin “Eylemi bitirdik” duyurusuyla neye uğradığımızı şaşırdık. Gerisin geri otobüslerimize gönderildik. 1 Mayıs bir eşiktir, fabrikalarımıza geri döndüğümüzde patronlarımıza karşı daha bir özgüvenli olmamız beklenir sonuç olarak bunu kırdılar. Sendikalara güveni zedelediler, bugünkü kötü tablodan çok yarın işçileri sendika ile hareket etmeye nasıl ikna edeceğimizi düşünüyorum. Çünkü ertesi gün zaten AKP’li olan işçi televizyonlarda müdahaleyi görüp ‘İyi ki gelmemişim’ dedi. Alana gelen işçinin ise savunacak hiçbir şeyi yoktu, sendikacılar elimizden bunu aldı” diye konuştu.

“Talepler yankılansın istedik ama…”

Enerji-Sen ile Saraçhane Meydanı’na gelen bir enerji işçisi ise sitemini şu sözlerle ifade etti: “Çok öfkeliyim. Yarı yolda bırakıldı, kandırıldık, terk edildik. Böyle bir karar alacak, alanda böyle davranacaksanız neden izinli eylem yapmadınız? Biz Enerji-Sen üyeleri olarak Taksim iradesini savunmaya geldik ancak konfederasyon böyle davranmadı. İsterdik ki iktidarın bu ablukası dağıtılsın, şehrin en kalabalık meydanlarında işçilerin talepleri yankılansın, ancak böyle olmadı.”


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz