Ankara İbn-i Sina Hastanesi’nde taşeron temizlik şirketi ABAM, işçileri sözlü talimatla işten çıkardı.

İşten çıkarılan işçilerden Cevahir Güzel ve Ulaş Karslı ile İşçi Gazetesi konuştu.
Merhaba. Öncelikle geçmiş olsun. 1 hafta önce işten çıkarıldınız. Kendiniz ve işten çıkarılma süreciniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ulaş Karslı– Merhaba. Ben Ulaş Karslı. İbn-i Sina Hastanesi’nde 12 yıldır hasta bakıcısı olarak çalışıyordum. Yaklaşık 4 ay önce işten çıkartılma tehdidi ile temizlik bölümüne alındım. Bana zorla kendi rızamla geçtiğime dair kâğıt imzalattılar. 4 aydır ibn-i Sina Hastanesi’nin acil bölümünde temizlikteyim. Temizlik dışında hastanenin inşaat molozlarını taşıttılar. Bölüm şefimiz Esin Bölük sürekli tutanak tutmaya başladı. Sadece bize değil tabi. Çaya, yemeğe 15 dakika erken çıktın, tuvalet temizlik çizelgesini doldurmadın, şefe karşı geldin gibi sebepler ile tutanak tutuyordu.
Yani Şefiniz çalışanlara mobbing uyguluyor. Sizce bunun sebebi nedir?
Ulaş Karslı– Evet, sürekli baskı kuruyorlar. Yaklaşık 2 yıl önce sendikalaştık. Sendikalaşma sürecinde de sürekli baskı ve tehdide başvurdular. Sendika gelince şirket alelacele kendi bir sendika getirdi. Belediye-İş’e üye olmamız konusunda zorladılar. Birçoğu işten çıkarılma korkusu ile üye oldu; ama biz geri adım atmadık. Tüm tehditlere rağmen Belediye-İş kazanamadı. Müdür ve şefler daha da fazla baskı uygulamaya başladı. İstifa edeceksiniz yoksa işinize son verilir dediler. Biz de sendikaya söyledik. Öyle böyle bizim üye olduğumuz Genel-İş Sendikası kazandı ve 1 yıllık sözleşme imzalandı.1 yıl sonra da Hak-iş Sendikası’nı getirdiler. Bu sefer de oraya üye olmamız konusunda başladı baskı. Hasta bakıcısıyken temizlik bölümüne aldılar. Suç olmasına rağmen işimiz olmayan işler yaptırdılar. Derdimiz ekmek sonuçta ne iş veriyorlarsa yaptık.
Şuan iş yerinde hangi sendika yetkili?
Ulaş Karslı– Şuan hala görüşmeler yapılıyor Hak-İş ve Genel-İş ile. 1 yıllık sözleşme bitince, işçilere Hak-İş’e geçmesi yönünde baskı yapılırken, bir yandan da DİSK hakkında karalama propagandası yapıldı. 10 Ekim katliamı üzerinden DİSK için pkk’li terörist bir sendika dendi. Birçok kişi hem baskılardan hem de bu söylemlerden dolayı Genel-İş Sendikası’ndan istifa edip Hak-İş Sendikası’na geçti. Biz pes etmeyenlere de böyle eziyet ettiler. En sonunda da bir cümle ile işimize son verdiler.
İşten sadece sözlü beyanla çıkarılmışsınız. Peki, gerekçe olarak ne söylediler?
Ulaş Karslı– Bizi çağırdılar, sadece ‘tek taraflı fesih ettik’ dediler. Sebebini sorduğumuzda bir açıklama yapmadılar. Muhasebe ile görüşmek istedik. Ama bizi oyaladılar, 3 gün boyunca yazılı kâğıt vermediler. Bizi işimizden eden şef Esin Bölük’e gittik: ‘Bizi işimizden ettiniz. Sizin de çocuğunuz var. Siz de bizim düştüğümüz duruma düşersiniz’ dedim. Hastane güvenliğine haber vermiş. Kendisini tehdit ettiğimizi söyleyerek hastaneye girişimizi engelledi.
3 gün boyunca yazılı bir kâğıt vermemelerinin sebebi nedir?
Ulaş Karslı– Üç gün işe gitmediğimizde haklı olarak işten çıkarabiliyorlar. Bize de onu yapmak istediler. Biz 3 gün boyunca giriş kartımızı okuttuk giriş çıkışta; ama güvenlik tarafından hastaneye alınmadık. Sabahtan iş çıkışına kadar hastane çevresinde bekledik. 3 gün sonunda bize bir kağıt verdiler. 25. Madde gerekçesi ile işimize son verildiğini öğrendik.
25. Maddenin içeriği hakkında bilginiz var mı?
Ulaş Karslı– Yüz kızartıcı suçlar oluyormuş. En çok da bu zorumuza gitti. Haksız yere işimizden ettikleri yetmiyor bir de onurumuzla oynuyorlar. Ailemize, iş arkadaşlarımıza karşı bizim itibarımızı kötülüyorlar. Madde içerisinde hırsızlık, alkolü işe gelme, işveren hakaret ve tehdit, işe habersiz gelme gibi onur kırıcı sebepler var.
Hala Genel-iş üyesi olduğunuzu söylediniz. Bu süreçte sendikaya başvurmadınız mı?
Ulaş Karslı– Evet, üyesiyiz ve olmaya da devam edeceğiz. Sendikaya başvurduk tabi; ama yeterli desteği gördüğümüzü söyleyemem. Bu konuda sendikaya kırgınız. Sendika haksız yere işten atılmamıza karşı hiçbir eylemlilik göstermedi ve hukuki süreç için başvurumuzda bizden mahkeme masrafları için 1000 lira istedi. Vermeyiz demiyoruz tabi; ama işten çıkarılmışız nereden bulacağız biz 1000 lirayı? Ev kredisi ödüyorum, onu bile veremiyoruz. Biz de tanıdık bir arkadaşın yardımıyla özel avukat tuttuk.
İlk 3 gün yazılı tutanak alana kadar bir eylemlilik göstererek kart okutup hastane çevresinden ayrılmadınız. Hukuki süreç dışında bir eylemliliğiniz olacak mı?
Ulaş Karslı– Biz de bu haksızlık karşısında sessiz kalmak istemiyoruz. Daha önce de dedik, hem işimizden ettiler hem onurumuzla oynadılar. Ama iki kişi ne kadar etkili oluruz bilmiyoruz. Buradan hem duyulmasını istiyoruz yapılanların ve sendikanın bize sahip çıkmasını istiyoruz. Sendika henüz bir açıklama dahi yapmadı. Bu arada bizi ekmeğimizden eden şef Esin Bölük hakkında da hakaret davası açacağım.
Cevahir Güzel, siz de aynı gün sözlü olarak çıkarıldınız. Siz neler söylemek istersiniz?
Cevahir Güzel– Ben de 4 yıl önce başladım. Uzun süre belli bir yerim olmadı. Hep yıllık izinli olan, hasta olan personel yerine çalıştım. Sonra konuştum, ısrar ettim o zaman acile aldılar. Benim panik atağım var, ilaç kullanıyorum. Bu yüzden yarım saat işe geç kalmışlığım var, kabul ediyorum; ama bunu bilerek ya da keyfiyetten yapmıyorum. Daha önce söyledim durumumu. Bizim bölümde sabah 08.00 akşam 17.00 arası çalışanlar da var. Saatlerim değiştirilebilir; ama yapmadılar. Tutanak tutup bu senin son şansın dediler. Ben sabah geç kalıyordum; ama söz olmasın diye akşamları çıkış saatimden geç çıkardım. Kendi işimin dışında serumları taşıyordum, eczaneye gönderiyorlardı gidiyordum. Şefimiz Esin Bölük Hak-iş temsilcisiydi. Kendisi doğrudan demedi; ama sendikadan başkaları gelip DİSK’ten istifa edip Hak-iş’e geçmemi istediler. Baskı yapıyorlardı. Arkadaşımın bahsettiği sorunları hepimiz yaşadık. Ben ve bir kaç arkadaşı zorla Belediye-İş’e üye yaptılar; ama ben daha sonra istifa edip Genel-İş’e üye oldum. Sürekli iş konusunda tutanak tuttular hatta normalde erkek tuvaletlerini erkek, kadınlarınkini de kadın temizler; ama Esin Bölük bana zorla erkekler tuvaleti temizlemem konusunda baskı yaptı. Bu da onur kırıcı, tam tuvalet temizliyorsun içeri erkek giriyor. Bizi ne duruma düşürüyorlar. Esin hanımla tartıştık bu yüzden bana bura son şansın dedi. Ben de daha önce yine onun yüzünden çıkarılan arkadaşımızı kast ederek ‘sıra bana mı geldi Esin hanım? Beni de mi ekmeğimden edeceksin?’ dedim. Tutanak tuttu.
Ulaş arkadaş da kendi işiniz dışında işler yapmaya zorlandıklarından bahsetmişti. Yaşadığınız başka durumlar var mı?
Cevahir Güzel– Evet, sürekli oluyor. Daha önce şirketin sahibinin Ümitköy’deki villasını temizliğe götürdüler bizi. İki kere… Oturdukları villa en az 1 trilyonluk.
Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
Cevahir Güzel– Bizi sendikalı olduğumuz için çıkardılar. Daha başka çıkarılanlar olmuş ve olacakmış da. Kimler olduğunu öğrenemedik. Sendikanın bize sahip çıkmasını istiyoruz. Ben tek maaşla 18 yaşında bir kızımı, 3 yeğenimi ve yaşlı annemi geçindiriyordum. Ev kredisi ödüyorum. Bankadan aradılar, çok zoruma gitti. Annem 4 gün yemek yiyemedi. Şimdi ortada kaldık. Hem de yapmadığımız ‘yüz kızartıcı suç’ ile suçlandık. Biz istedikleri sendikaya üye olmadık diye onurumuzla oynadılar. Ama milletin cebindeki parayı çalanı sadece başka hastaneye sevk ettiler. Başka da diyecek bir şeyim yok.
İşçi Gazetesi / 13 Ekim 2017


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz