Reyhanlı Katliamı Davası’nda savcı mütalaasına karşı taraflar beyanlarını sunarken, katliamda sorumluluğu bulunan Emniyet’in davaya katılma talebi kabul edildi. Dava 22 Kasım’a ertelendi.

Antakya’nın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te 52 kişinin yaşamını yitirmesi, 156 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan katliamın davasında sona gelindi. Davanın bir önceki duruşmasında, dosyadaki hiçbir hususu araştırmayan savcılık, “araştırılacak husus kalmadığını” belirterek mütalaasını sunmuş, üç sanığın beraatını, diğer sanıkların ise cezalandırılmasını istemişti.
Toplumsalhukuk.net’in haberine göre; Ankara’da görülen son duruşmada ise taraflar mütalaaya karşı son savunmalarını sundu. Duruşmada, katliamda sorumluluğu bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü katılma talebinde bulundu. Mahkeme talebi kabul ederken, mağdur-müşteki avukatları bu katılıma tepki gösterdi.
“ÖZCAN ŞİŞMAN ANLATTI, HEYSEM TOPALCA PRTAYA ÇIKTI AMA KARANLIK HUSUSLAR AYDINLATILMADI”
Duruşmada ilk sözü mağdur-müşteki avukatlarından Av. Aslıhan Aksoy Arıkan aldı. Davanın başından bu yana katliamı azmettirenlerin, yönlendirenlerin araştırılmasını istediklerini ancak bu taleplerinin her defasında reddedildiğini belirten Arıkan, üç yılı geçen yargılama sırasında kamu görevlilerinin ihmalinin adım adım ortaya çıktığını ancak bu karanlık noktaların aydınlatılması için hiçbir adım atılmadığını kaydetti. Arıkan, katliam faillerinin cezalandırılmasını ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun ortaya konmasını talep ettiklerini söyledi.
Av. Sevinç Hocaoğulları da kamu görevlilerinin yargılanmaması durumunda Reyhanlı Katliamı Davası’nın yarım bir yargılama olacağının altını çizdi. Emniyet’in davaya katılma talebine ve bu talebin kabul edilmesine tepki gösteren Hocaoğulları şöyle konuştu:
EGM bu katliamda sorumludur. EGM’nin personeli bu katliamdan doğru sorumluğu olduğundan Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaktadır. Bu dosyada da bir karar çıkmadı. 10. ayda bu dosyanın da duruşması var. Bu iki dosyanın hem biz hem Hatay Mahkemesi birleştirilmesini istedi ancak mahkemeniz bu taleplerimizi reddetti.
Sonrasında katliamın iddianamesini düzenleyen savcı Özcan Şişman kendi yargılandığı davanın duruşmalarında katliamda kendisinin ve emniyet görevlilerinin nasıl sorumluluğu olduğunu anlattı ancak Şişman’ın bu dosyadaki ifadeleri de dosyaya dahil edilmedi, Şişman’ın dinlenilmesi taleplerimiz de reddedildi.
Bu dosyada önemli bir yere sahip olan firari sanık Heysem Topalca ile ilgili de bir çok şey dosyada açığa çıktı. Öğrendik ki Topalca katliam öncesi-sonrası yüzlerce kez sınırdan resmi giriş çıkış yapmış ama yakalanmamış. Savcı Şişman bu şahsın MİT görevlisi olduğuna dair ifadesi var. Bunun araştırılmasını istedik ama mahkemeniz bu hususu araştırmadı buradaki karanlık husus açığa çıkarılmadı.
“Bu katliam göz göre göre gelmiş bir katliamdır. Yargılama esnasında bu katliamda kamu görevlilerinin sorumluluğu açık bir biçimde ortaya çıkmış ve yeterli şüphe varken mahkemeniz kamu görevlileri ile ilgili hiçbir hususu araştırmamıştır. Bu anlamda yargılama eksik ve yarım devam etmiş ve bu haliyle sona yaklaşmıştır. Bu durumu kabul etmediğimizi kamu görevlilerinin de bu dosyada yargılanmaları gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.”
Av. Özay Arıkan, iddianame savcısı Özcan Şişman’ın “Ben ihaneti gördüm, ihaneti Reyhanlı’da gördüm” sözlerini anımsattı. Davanın başından bu yana sorumluların açığa çıkarılmasını istediklerini ifade eden Arıkan, “Burada yargılanan sanıklar alt işveren, taşerondur. Asıl işverenler yargılanmamaktadır. Bunların kim olduğu da araştırılmamıştır” dedi.
Avukatların beyanlarının ardından Emniyet temsilcisi, iddianamede araçlarında ve kurum binalarında meydana gelen zararlardan dolayı davaya katılma talebinde bulunduklarını söyledi.
“BU TİYATRO BİTSİN, ADALET SAĞLANSIN”
Duruşmada Reyhanlı’da yaşamını yitirenlerin aileleri tarafından kurulan Reyhanlı 11 Mayıs Şehitler Derneği Başkanı ve aynı katliamda oğlu Oğulcan Tuna’yı kaybeden Ahmet Tuna söz aldı.
Dört yıldır adalet aradıklarını, acılarının bir nebze dinmesini istediklerini söyleyen Tuna sözlerine şöyle devam etti:
“Biz aileler olarak dört yıldır bu davanın peşindeyiz. Acaba bir tiyatro mu oynanıyor diye düşündük ama ne olduysa bu tiyatronun, yargılamanın bitmesi gerekiyor artık. Biz bu katliamda eline, aldığı nefese katliam sorumluluğu bulaşan kim varsa cezalandırılsın istiyoruz. Tahliye olanların da bu katliamda sorumluluğu vardır. Biz yargısız infaz olsun istemiyoruz. Adil bir yargılanma olsun 52 kişinin katilleri hesap versin istiyoruz.”
Duruşmada sanık avukatları da son beyanlarını yaptı. Bazı sanık avukatlarının mazeret bildirmesi üzerine dava, 22 Kasım 2017 günü saat 13.00’a ertelendi.

Ne olmuştu?

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde katliamdan üç gün önce ayrıntılı bir biçimde bir patlama gerçekleştirileceği, patlamayı kimin gerçekleştireceği, kimlerin organize ettiği, patlamada kullanılan araçların plakaları ve konumları Emniyet’e ihbarla bildirilmiş, akabinde araçlar ve kişiler teknik takibe alınmış ancak katliam öncesi araçlara ve kişilere müdahale edilmemiş, neticede 11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı Katliamı meydana gelmişti.
Adana’da başlayan katliamı yargılaması önce Hatay’a, ardından da güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya nakledilmişti. 3,5 yıldır devam eden duruşmalarda hem mağdur-müştekiler hem sanıklar hem de iki tarafın avukatları kamu görevlilerinin katliamdaki sorumluluklarının araştırılmasını istemiş ancak bu talepler araştırılmaksızın reddedilmişti. Devam eden yargılamalar sonrası firari sanıkların hiçbiri yakalanamamıştı.
Davanın 7 Temmuz’da görülen önceki duruşmasında savcı şu mütalaayı sunmuştu:

  • Firari sanıklar Mihraç Ural, Ömer El Hatip, Muhammet Dip Korali, Yusuf Nazik, Cengiz Sertel, Ercan Bayat, Temir Dükancı ve Aykan Hamurcu’nun yakalanamaması nedeniyle bu kişiler yönünden dosyanın ayrılmasını,
  • Sanıklardan Muhammet Gümüş, İnan Köseoğlu ve Mahmut Alper Düzgün’ün beraatını,
  • İskender Şahin, Nebil Kabasakal, Ali Ekşi, Ferdi Gazel, İsmail Gürbüz, Umut Düzel, Hacet Sat, Ali Düzel, Muhmamet Ali Sertel, Süleyman Okur, Yıldıray Çetin ve Aykan Hamurcu’nun patlamayı icra eden sanıkların terör örgütü üyesi olduğunu bildikleri, patlama ve öncesi sonrası patlamayı icra eden sanıklara yardım etmeleri sebebiyle terör örgütüne üye olma ve suçu ve suçluyu kayırma suçlarından cezalandırılmalarını,
  • İlhan Küçükdüveyki ve Mehmet Gümüşlü’nün örgüte dahil olmamakla birlikte, patlamayı planlayıp organize eden sanıklarla görüştüğü, onların terör örgütü üyesi olduklarını bildikleri, fiillerinin bomba yüklenen araçlara zula yapmak olduğu bu araçların suç için kullanacaklarını bildikleri bu sebeple; örgüt içerisinde yer almaksızın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılmalarını
  • Nasır Eskiocak, Mehmet Genç, Yusuf Büyükkasım, Ahmet Mansuroğlu, Doğan Özdemir, Süleyman Evet, Ergin Ördek, Fikret Nazik ve Mehmet Kılıç’ın patlamayı planlayıp organize ettikleri ve gerçekleştirdiklerinden dolayı; 52 defa kasten öldürme, 156 defa kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrıca devletin birliği bozmak ve egemenliğini zayıflatmaktan, patlayıcı madde temin etmek, bulundurmak, nakletmek ve gerçek ve tüzel kişiliği bulunanların taşınır, taşınmaz mallarına zarar vermekten mağdur sayısınca cezalandırılmalarını.

Sendika.Org/ Ankara


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz