Karakolda çıplak aramaya maruz kalan ve işkence şikayetleri dikkate alınmadıktan sonra intihar eden Onur Yaser Can’ın sorgusunda bulunan polis Hakan Aydın’ın yargılandığı davaya müdahillik talebi kabul edilmişti. Bugün görülen duruşmada Hakan Aydın’ın evrakta sahtecilikten yargılandığı dava, bilirkişi raporu hala hazır olmadığı için 18 Nisan 2018 saat 14.00’a ertelendi. Duruşma Çağlayan Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Avukat Çiğdem Şat bianet’ten Ayça Söylemez’e yaptığı açıklamada “mahkemenin, Can ailesinin suçtan zarar gördüğüne karar verdiğini” belirtmişti.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi polis ekiplerinin amirliğini yapmış olan Aydın, “FETÖ/PDY [Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması] davası” kapsamında Urfa, Hilvan Cezaevi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor.
“SAVCI VE POLİSLER YA İHRAÇ EDİLDİ YA YARGILANIYOR”
Onur Yaser Can’ın Haziran 2010’da işkence gördüğü karakolda amir konumunda bulunan polis Hakan Aydın, dava kapsamında Temmuz 2016’da tutuklanmıştı. 15 aydır tutuklu yargılanan Aydın’ın katıldığı 20 Ekim’deki ikinci duruşmaya, Can ailesi de avukatları Çiğdem Şat ile katıldı.
Avukat Şat, müdahillik başvurusunda, “polis Aydın’ın başında bulunduğu ekip tarafından Onur Yaser Can’a sorgu sırasında işkence yapıldığını, kötü muamele ve cinsel taciz uyguladığını” ifade etti.
Başvuruda ayrıca, dönemin Narkotik Şubesinden başka bir ekipçe ikinci kere emniyete çağırıp ifadesinin zorla değiştirildiği, bir üçüncü polis ekibinin görevlendirilip muhbirliğe zorlandığı ve bütün bunların emrini o sırada komiser olduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi’nde Aydın’ın verdiği açıklandı.
Şat, işkenceyle ilgili yapılan tüm başvuruların takipsizlikle sonuçlandığını, takipsizlik kararı veren, itirazları reddeden ve teknik takip emrini veren tüm savcıların ve olayla ilgisini olduklarını belirttikleri polislerin aynı davalar çerçevesinde ihraç edildiklerini veya yargılandıklarını belirtti.
Avukat Şat, “sanığın örgütsel yapı çerçevesinde hareket ederek işkence ve sonrasındaki delil karartma işlemini bu örgütsel yapı çerçevesinde gerçekleştirdiklerini” mahkemeye anlattı: “Hakan Aydın’la bağlantılı olarak suça iştirak etmiş olan polisler de ihraç edildi. Bağlantılı olduklarını duruşmada ifade ettik.”
“SORGUYA KATILMADIM” DEDİ, FOTOĞRAFLARI MAHKEMEYE SUNULDU
Avukat Çiğdem Şat, “sanık Aydın’ın mahkemedeki ifadesinde gerçekleri söylemediğini” anlattı:
“Hakan Aydın, Onur Yaser Can’ı hiç görmediğini, yakalama işleminde bulunmadığını ileri sürdü. Bunun üzerine, Can’ı gözaltına aldığı, Emniyet binasına ardından asansöre götürdüğü, sonra da kontrol işlemi için hastaneye götürdüğüne dair kameradan alınmış fotoğrafları mahkemeye sunduk.”
Hakan Aydın’ın avukatı ise müdahillik talebinin kabulü için “Can ailesinin maddi bir kayba uğraması gerektiğini, böyle bir durum olmadığı için talebin reddedilmesi gerektiğini” ileri sürdü.
Mahkeme ara kararında Can ailesinin müdahillik talebini “suçtan zarar gördüklerine” hükmederek kabul etti.
20 polisin yargılandığı davada dosyalar ayrıldığından, duruşma tarihi daha sonraki bir tarihte belirlenecek. Çiğdem Şat sonraki duruşmaları da takip edeceklerini belirtti.
Polislere açılan “evrakta sahtecilik” davasının bir sonraki duruşması da Çağlayan Adliyesindeki İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 1 Aralık 2017’de görülecek.
Avukat Şat, bu davada da yeni bilirkişi raporunun beklendiğini, rapor sonucuna göre ilerleneceğini ifade etti. Ailenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda da henüz sonuç çıkmadı.
NE OLMUŞTU?
Onur Yaser Can, 2010’da Narkotik Şube’de iki defa ifade verdikten sonra kötü muamele ve çıplak aramaya maruz kalıp üçüncü kez ifadeye çağrılınca intihar etti. Ardından, annesi Hatice Can da Mart 2014’de intihar etti.
Onur Yaser Can öldüğünde 28, annesi Hatice Can 57 yaşındaydı.
Can ailesi, Onur Yaser’i alıkoyan ve ifadesine giren polisler hakkında “işkence, görevi kötüye kullanma ve cinsel saldırı”dan suç duyurusunda bulunsa da, savcı Muammer Akkaş takipsizlik kararı verdi. Dava 2014’te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı.
Yazdıkları tutanakta değişiklik yaptıkları bilirkişiyle saptanan polisler Sonay Gündoğdu ve Salih Bahar ise “evrakta sahtecilikten” suçlu bulundu.
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Mayıs 2012 tarihli kararına göre, iki polise 2 yıl 6 ay ceza verildi. Yargıtay’ın bozma kararının ardından “evrakta sahtecilik” suçlamasıyla polislerin yargılaması devam ediyor.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz