Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının suçlama konusu edilerek, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, muhabir Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper’in tutuklu bulunduğu davaya bugün İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.
1 yıl önce bugün yapılan operasyonla gözaltına alınarak tutuklanan gazetecilerin yargılandığı davanın 4. duruşması öncesinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması için milletvekilleri, basın meslek örgütü temsilcileri ve vatandaşlar bir araya geldi. Grup adına basın açıklamasını ise CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş yaptı.
Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, muhabiri Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper ile ‘Jeansbiri’ hesabının sahibi olduğu iddia edilen Ahmet Kemal Aydoğdu’nun tutuklu olduğu 19 sanığın yargılandığı davanın 4. duruşması İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.
Duruşma öncesi yargılanan Cumhuriyet çalışanlarına destek vermek için aralarında CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Barış Yarkadaş, Muharrem Erkek, Hilmi Yarayıcı ile Uluslararası Basın Enstitüsü Başkanı John Yearwood, Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff, Uluslararası PEN’den Sarah Clarke’nin de olduğu çok sayıda yabancı basın mensubu adliye önünde toplandı.
[Haber görseli]
“SADECE GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN YARGILANMAKTADIRLAR”
“Susma haykır gazetecilik haktır”, “Hemen şimdi özgürlük” sloganları atıldıktan sonra “Dışarıdaki Gazeteciler” adına Canan Yıldız basın açıklaması yaptı. Yıldız, bugün Çağlayan adliyesinde gazetecilerin yargılandığı Cumhuriyet Gazetesi ile Özgür Gündem Gazetesi davalarının görüleceğini hatırlatarak, “Biz her iki davadaki tutsak arkadaşlarımız Ahmet Şık’ın, Murat Sabuncu’nun, Akın Atalay’ın, Emre İper’in, İnan Kızılkaya’nın ve Kemal Sancılı’nın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Çünkü defalarca söylediğimiz gibi Cumhuriyet ve Özgür Gündem gazetelerine açılan davalardan tutuklanan arkadaşlarımız sadece ve sadece gazetecilik yaptıkları için yargılanmaktadırlar” dedi.
YABANCI BASIN ÖRGÜTÜ TEMSİLCİLERİ DE AÇIKLAMALARDA BULUNDU
Uluslararası Basın Enstitüsü Başkanı John Yearwood, bu davayı başından beri takip ettiğini belirterek, “Umarım bu izleyeceğim son duruşma olur” ifadesinde bulundu. Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff da, tutuklu bulunan gazetecilerle dayanışma için defalarca buraya geldiğini belirterek, “Dostum Aziz Nesin bir keresinde demişti ki, ‘bir gazetecinin böyle zamanlarda, bulunabileceği en doğru yer hapishanedir…’ diye konuştu. Uluslararası PEN’den Sarah Clarke de, Uluslararası Pen’in bu davayı başından beri takip ettiğini belirterek, “Pen, Cumhuriyet davasını Türkiye’de ifade özgürlüğü üzerindeki en büyük kırılma olarak görüyor” dedi.
CHP’Lİ YARKADAŞ: İSMİ ADALAET OLAN AMA İÇİNDE ADALET OLMAYAN BU BİNA…
CHP Milletvekili Barış Yarkadaş da, “Bugün olağan Salı toplantımıza hoş geldiniz. Neden her olağan taoplantı diyorum. Çünkü her Salı adında adalet olan ama içinde adalet olmayan bu bina içinde tutuklu gazeteci meslektaşlarımız için buluşuyoruz. Ne yazık ki AKP iktidarında kaderimiz bir türlü değişmiyor. Şuan 182 gazeteci demir parmaklıklar arkasında, yazdıklarının, çizdiklerinin, söylediklerinin, attıkları tweetlerin, yaptıkları yorumların bedelini ağır bir şekilde ödüyorlar” diye konuştu.
Açıklamanın ardından da grup duruşmayı izlemek için adliyele girdi.
CANLI BLOG
09:38 – Saat 09:30’da başlaması gereken duruşmanın, saat 10:05’te başlayacağı bildirildi.
09:15 – Bazı sanık yakınları, listede isimleri olmadığı gerekçesiyle mahkeme salonuna alınmadı
11.10- Cezaevinden getirilen Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanımız Akın Atalay, muhabirimiz Ahmet Şık ve muhasebe çalışanımız Emre İper duruşma salonuna alındı.
11.20- Duruşmanın başlamasının ardından Mahkeme Başkanı kısa bir açıklama yaptı: Eksik belgelerimiz gelenlerden daha fazla, dedi.
11.25- Mahkeme Başkanı, Doğan Satmış röportajı dosyaya girdiğini hakim açıkladı.
11.30- Mahkeme Başkanı istenen bilirkişi raporlarından hangilerinin ulaştığını açıkladı.
11.35- Tanık olarak son iki oturumdur beklenen  Mehmet Faraç’ın son oturuma da gelmediği açıklandı.
11.40- Aydın Engin’in avukatı Doğan Satmış’ın röportajının dosyaya kabul edilmesine itiraz etti. Avukat, MİT haberinin gazetecilik içinde olup olmaması konusunda Satmış kendi görüşünü dile getirmiş, algı yaratmaya çalışmıştır. Doğan Satmış röportajı delil olarak kullanılamaz. Dosya dışına çıkarılmalıdır.
11.45- Avukat Tora Pekin: Tanık Mehmet Faraç’ın mahkemeye istikrarlı olarak katılmamasını mahkemenin dikkatine sunuyorum. Mehmet Faraç  asla tarafsız değildir. Faraç’ın husumetinin başka boyutu var: Aydınlık’ın Cumhuriyet ile rekabeti.
11.55- Avukat  Tora Pekin: Emre İper ile ilgili olarak Tuncay Beşikçi’nin tanık olarak dinlenmesini istiyoruz.
12.00- Avukat Tora Pekin: Dosyada Emre İper’in telefonunda ByLock olduğuna ilişkin tek 1 teknik açıklama yok, sadece MİT’in listesinden alınmış bir girdi var. O listelerde nasıl haksızlıklar yapıldığına dair burayı gazete haberlerine boğmak mümkün. Bilirkişi “ByLock vardır” diye rapor veremedi.Emre İper’in telefonunda ByLock olduğuna dair bir rapor dosyanıza asla gelmeyecek.
12.10- Gelen evraklar çerçevesinde,  Ahmet Kemal Aydoğdu, ByLock bulundurduğu suçlamalarına yönelik ek savunması alınıyor.
12.40- Savcı, Adli Bilişim Uzmanı Tuncay Beşikçi’nin dinlenmesi talebinin reddedilmesi yönünde görüşünü açıkladı. Savcı ayrıca dosyaya giren Doğan Satmış’ın röportajının delillerden çıkarılması ve Mehmet Faraç’ın tanık olarak dinlenmemesi taleplerinin reddini talep etti.
12.41- Duruşmaya taleplerle ilgili kararın açıklanması için ara verildi.
13.47- Dava yeniden başladı ve taleplerle ilgili alınan kararlar açıklandı. Mahkeme bilirkişinin salonda dinlenmesine ve Doğan Satmış röportajının dosyaya delil olarak konmasına karar verdi. Tanık listesinden çıkarılması talep edilen Mehmet Faraç için ise mahkeme, “Tanıklığından vazgeçilmesine yer yok” şeklinde karar verdi.
TANIK OLARAK DİNLENEN BİLİRKİŞİ: FETÖ BAĞLANTISI GÖRMEDİM 
13.50 – Duruşmaya Bilirkişi Adli Bilişim Mühendisi Tuncay Beşikçi’nin dinlenmesiyle devam ediyor.
Beşikçi: 19 yıllık bilişim deneyimim var. FETÖ bağlantılı pek çok davada savcılıkla birlikte çalıştım, mütalaa sunduk. Sanığa ait incelenen telefon 9 Kasım 2013’te kullanılmış. Telefon ilk kullanıldığından beri hiç formatlanmamış. İnceleme açısından çok uygun çünkü geriye dönük silinmiş dosyaları kurtarabiliyoruz. Android olması da avantaj, Apple ve Blackberrylerde şifreleri kıramayabiliyoruz. İçerik araması yaptım, FETÖ ile ilgili anahtar kelimeler oluşturdum ve sonucunda FETÖ bağlantısı göremedim. Telefonda en çok Whatsapp kullanılmış. Yedekleriyle saklanmış.Bilinen tüm yöntemlerle ByLock aradım. hiçbir ByLock emaresine rastlamadım.
Sadece Fuat Avni hesabını takip ettiğini gördüm, gerçi onu ben de takip ediyorum. ByLock kullanılmamış bir telefon nasıl ByLock sunucusuna bağlanmış diye baktım. Bunu ancak başka bir uygulama yapmış olabilirdi. 3 Haziran 2014’te yüklenen bir müzik programında bir kod yer alıyor. Freezy ya da Kıble ap sinyükleyen bilmeden Bylock IPsine bağlanıyor. O kod sayfaya giren her ziyaretçiyi ByLock sunucusuna yönlendiriyor. Siz müzik dinlemek isterken bir anda ByLock sunucusuna bağlanıyorsunuz.
BU PROGRAMI ÖRGÜT ÜYELERİ GELİŞTİRDİ 
Sanık Emre İper 22 Haziran’da bu programı telefona yüklemiş, 3 gün sonra ByLock bu programda reklamını yapıyor, bir gün sonra ise ByLock’a bağlanıyor. Sonra da programı kaldırıyor. Bazı kıble programları da bu sunucuya yönlendirilmiş. ByLock örgüt tarafından geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Sanık hiçbir zaman ByLock kullanmadı. Sanığın telefonuna. Freezy programı yüklenmiştir. Bu program örgüt üyelerince geliştirildi. Sanığın konumunda birçok insan olabilir. Namaz kılmak isteyen insanlar bu sunucuya yönlendirilmiş olabilir. Bunu anlamak da çok kolay, sadece bir satır kodla anlaşılır. Gerçek ByLock kullanıcılarıyla sunucuya yönlendirilenler kolayca ayrıştırılabilir.
 
Mahkeme Başkanı: Freezy programının Litvanya’daki sunucuya yönlendirmesi mümkün mü?
Beşikçi: Teknik olarak çok mümkün. Sistemde bunu yaptım. Bir kodu koyarak bu sunucuya yönlendirdim. Böylelikle benim siteme giren herkes de ByLock’a yönlendirilmiş oldu.
Mahkeme Başkanı: Bir insanın telefonda ByLock izine rastlanmamış olması onun ByLockçu olmadığına delil teşkil eder mi? Çünkü başka telefondan bağlanmış olabilir. Başka örneklerde yönlendirilerek kullanıldığını gördük.
Beşikçi: Apple ve Blackberry’lerde bunu tespiti zor ama ben bunu inceledim. 26 Ağustos -13 Eylül arası kayıtlarını tüm operatörlerden isterseniz, gerçekten ByLockçu mu yoksa yönlendirilmiş mi görebilirsiniz.
14.43- Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ Osman Kavala’nın soruşturması kapsamında cep telefonu inceleme tutanağının dosyaya girdiğini açıkladı. Kavala ile Aydın Engin arasındaki bir yazışmayı okudu.
‘BEN BUNA KUMPAS DİYORUM’
Söz alan Fikret İlkiz, gelen yazılar usul konusunda haklı olduğumuzu gösteriyor. Beklersek başka belgeler de gelir. Kavala’nın bugün Emniyet’te sorgusu yapılıyor. Demek ki Kavala tutuklanacak. Böyle bir belgeyi Basın Savcılığı gönderdiğine göre depo dava olarak bekleyeceğiz ve bir sanık hakkında soruşturma gizliliği söz konusuyken bu yazı gönderilerek gizliliği ihlal etmiyor mu? Hiçbir talebim yok ama durum bu. Savcılık Kavala ile ilgili soruşturmayla bağlantılı bilgileri yolluyor ve biz duruşmada sanık oluyoruz.
Avukat Ergin Cinmen: “Terör savcılığı medyayla ilginç bir şekilde ilişki kuruyor. Bu, görevi kötüye kullanmaktır. Ben buna kumpas diyorum artık…
Ahmet Şık: Ben iki celsede de suç duyurusunda bulunduğumu söyledim ama siz karar almaktan kaçtınız. İktidara yakın gazetede duruşma savcısının adıyla belge dolaşıyor ama siz suç duyurusunda bulunmuyorsunuz. Bizim manşetlerimizden örgüt arıyorsunuz. Ama örgütün yerini size söyledim. Örgüt bu adliye binasının içinde, hakim savcı kılığında, işbirlikçileri de medya.
Mahkeme başkanı: “Bu davayı uzatmayı düşünmüyoruz, bitirmeyi istedik ama bilirkişi raporları eksik. Mehmet Faraç gelecek celse dinlenecek.”
SAVCI TUTUKLULARIN MEVCUT HALİNİN DEVAMI YÖNÜNDE GÖRÜŞÜNÜ AÇIKLADI 
Taleplerle ilgili görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıkların tutukluluk halinin devamı yönünde görüşünü açıkladı.
14.58 – MURAT SABUNCU: SAVCI AYNI DEJA VU’YU YAŞATTI 
Murat Sabuncu: Ara karar aynı, savcı mütalaası aynı, son anda size ulaştırılan belgeler aynı bir yılı doldurduk, her şey aynı! Özgürlüğümüzü kaybedişimizin üstünden bir yıl geçti. Sayın savcı aynı deja vu’yu yaşattı bize. Cumhuriyet kimseden emir almaz. Cumhuriyetçilere emir verecek kimse daha anasından doğmadı. Biz gazeteciliği savcılardan mı öğreneceğiz? Yaşı kadar gazetecilik yaptığım bilirkişi mi öğretecek bize gazeteciliği?
15:15 – AKIN ATALAY: ÖRGÜT ADINA İŞLENEN BİR SUÇ BULAMAYAN SAVCILIK YARDIM ETMEYE ÇEVİRDİ
“İddianamenin mahkemenize verilmesine kadar geçen yaklaşık beş aylık sürede çeşitli sulh ceza hakimleri tarafından verilen tutukluluğun devamı kararlarında bizlere yöneltilen suçlamanın Türk Ceza Kanunundaki karşılığı “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” (TCK 220/6. Madde) olarak gösteriliyordu.
Soruşturmayı yürüten savcılığın, her defasında, bu suçtan tutukluluğun devamına yönelik mütalaası doğrultusunda, nöbetçi sulh ceza hakimleri tarafından da tutukluluğun devamı kararları verildi.
Ortaya örgüt adına işlenen bir suç çıkaramayan savcılık, düzenlediği iddianamede suçlamayı bu defa terör örgütlerine yardım etmeye çevirdi. O tarihten bugüne kadar geçen yedi aylık sürede ise, heyetiniz, değiştirilen bu yeni suçlamadan dolayı tutukluluğumuzun devamı kararları veriyor.
Aslında tutukluluğun devamı kararlarında yer verdiğiniz gerekçeye değinmek, bu gerekçe üzerinde değerlendirme yapmak istemiyordum. Çünkü, açık ve samimi konuşmak gerekirse, sürecin başından beri bizim tutukluluğumuzun, yasal veya hukuki bir gerekçeye dayanmadığını, bir siyasi plana ve karara dayalı olduğunu; tutukluluğun devamı kararlarında gerekçe olarak yer verilen ifade ve sözlerin ise bir gerekçe olmaktan çok bir bahane, bir yasal kılıf bulma çabası olduğunu düşünüyordum; hala da öyle düşünüyorum. Böyle düşünmek ve bu düşüncemi ifade etmek, umarım ki savunma hakkı kapsamındadır.”
“DÜNYAYA YÜZ DEFA GELECEK OLSAYDIM HER DEFASINDA BU DAVADA SAVUNMA MAKAMINDA OLMAYI TERCİH EDERDİM”
“Bu yargılamadaki iddialara ve savunmalara bakınca kimin kimi yargıladığını tespit etmek için görüntüyle, şekli görünümle yetinmemek gerekir. Dünyaya yüz defa gelecek olsaydım, her defasında bu davada savunma makamında bulunmayı tercih ederdim. Çünkü adalet, özgürlük ve demokrasi değerlerinin yanında saf tutmak onurdur. Çünkü vicdanım rahat ve huzurluyum. Elbette bu davada ilk kararı heyetiniz verecek. Ama bunun nihai karar olmayacağı ve bu kararla bu davanın bitmeyeceği şimdiden hepimizin öngörebildiği bir durum. Bu nedenle heyetinizin hakkımda vereceği kararlar beni ne endişelendiriyor, ne de korkutuyor. Bu yargılamanın, bizlerin aklanması, suçlama yöneltenlerin ve mağduriyet yaşatanların ise haksız olduklarının tespiti ve mahcubiyetiyle biteceğinden hiç şüphe duymuyorum. Adalet, hakkaniyet, insaf, ve vicdan duygusunu koruyan herkese şunu söylemek isterim. Hiç merak etmeyin; hiç şüpheniz olmasın, bugün güçlü gibi görünenler değil haklı olanlar kazanacaktır. Tutukluluğumuzla ilgili olarak son sözlerim şudur;
Bizler burada Türkiye’nin en eski, köklü ve itibarlı gazetelerinden birini temsilen bulunuyoruz. O gazeteyi temsil edenler de, gazetenin kendisi de bunun gibi badirelerden, zorlu dönemlerden çokça geçti, sınandı.
Bu sınavlardan, her defasında alnının akıyla, onuruyla geçti. İktidar sahiplerine kapıkulu olmayı, gerçeği gizlemeyi ya da iğdiş etmeyi, gazeteciliği kirletmeyi her zaman reddetti. Kimseden aman dilenmedi, merhamet istemedi. İçinde bulunduğumuz dönemin gazetecilik ve yargı realitesi karşısında, gazetemizin ileride utanacağı, başını öne eğeceği bir talepte ve arayışta bulunmamızı hiç kimse bizden beklemesin. Bizimki gibi yargılamalar bakımından adalet talebi ve arayışının, adliyede değil külliyede olduğunun işaret edildiği bir durumda, bizlerin külliyelerde arayacağı, oralardan talepte bulunacağı herhangi bir husus yoktur. Bunu hem kendimiz, hem gazetemiz açısından zul sayarız; aynı zamanda da hukuka ve yargıya karşı yapılmış ağır bir saygısızlık olarak görürüz.
Bu nedenle, tutukluluğun sona erdirilmesi bakımından bu koşullar altında daha fazla söze gerek görmüyorum”
16.28- Avukat Duygun Yarsuvat söz aldı: Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nin AİHM’de müdahillik talebinde bulunması çok ender bir durumdur ve mahkeme bunu kabul etti. Türk hükümeti 6 haftalık süre istedi ve bu süre bu davanın sanıklarını bazıları için 7 Kasım’da biri için de 15 Kasım’da sona erecek. Komiser dilekçesinde görüşlerini iletti, basın hürriyeti açısından Türkiye’de gerilemelerin olduğunu belirtti. İfade özgürlüğünün OHAL’in ilanının ardından hızla geriye gittiğini söyledi. Dosyada delil yok; Cumhuriyet’çilerin tahliyesi mahkemenizi de, Türkiye’yi de rahatlatır
16.59 – ‘BİLGİ VE BELGELERİN GÖNDERİLMESİNİ İSTİYORUZ’
Avukat Fikret İlkiz: 26 Aralık 2016’da tüm tutuklu sanıklar için AYM’ye başvuru yaptık. AYM, başvurumuza 62 gün sonra yazdığı yazısıyla cevap verdi. Bu arada Cumhuriyet muhabiri Ahmet Şık’ı bu davayla birleştirdiler. 30 Ocak 2017’de Şık için de AYM’ye başvuruda bulunduk. Biz bir ilke kararı alacağız hem Turhan Günay hem Ahmet Şık başvurusu var, soruşturma için bilgi istiyoruz diye Başsavcılığa yazdık. Bilgi ve belge gönderilmesini istiyoruz dedik.  22 Mayıs’ta AYM’ye görüş bildirdik. 2 Mart 2017’de Cumhuriyet yöneticileri için AİHM’e başvurduk. Hükümet Ekim’de yanıt süresinin uzatılmasını istedi, davanın karmaşıklığından dolayı24 Ekim’de yeniden süre istediler, son tarih 7 Kasım 2017. O gün bize cevap verecekler 9 aydır bireysel başvuruları uzadığı için mahkemeye Hükümet ya da Adalet Bakanlığı cevap vermiyor. Bir yetkinizi amaç dışı kullandığınız zaman sözleşmenin 18. maddesini ihlal etmiş sayılırsınız. Hükümetten buna yanıt isteniyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Konseyi ve 13 örgüt müdahillik talebinde bulundu ve AİHM onları da kabul etti. Bir yanda bakanlığın “karmaşık dosya” diye sürekli AİHM’de süre istemesi, bir yanda görüşümüze yanıt vermeyen AYM ortada da biz varız, siz varsınız. Kişi hürriyeti ilkesini uygulamamak için ne gibi sebebiniz var? Birisi “tanımıyorum” diyebilir ama bizi ilgilendirmez.
17.50 – Av. Fikret İlkiz: Kanun sadece kanun olduğu için uyulmayı hak etmez. Adalet içeriğinden yoksun, adaleti sağlamayan, ağır insan hakları ihlallerine neden olan, eşitlik ilkesine aykırı kanunlara hakimler direnebilir.ağır insan hakları ihlallerine neden olan, eşitlik ilkesine aykırı kanunlara hakimler direnebilir. İnançların ve düşüncelerin söz ve yazıyla açıklanması, itiraznamede gördüğünüz şekilde kısıtlanması anayasanın güvence altına aldığı haklara ters düşer. Belirli görüş ve düşüncelerin dar yorumlarla kösteklenmesi, değişik akımlara yaşama hakkının tanınmaması gelişmeye engel olur. Yargıçlar yasaları uygulamakla sorumludur ama onlar yasaların tutsağı olmazlar. onlar yasaları uygulayan makineler değildir. Gerçek yargıçlar ruhsuz ve cansız yasaları uygularken vicdan ve adalet duygularıyla yasalara can verirler. Bizim hakikatlerimizi lütfen bize verin, bundan sonra da kelepçeli su içmelerini engellemek için kelepçelerini çözün.
18.02- Av. Fikret İlkiz’in konuşmasından sonra Ahmet Kemal Aydoğdu’nun Avukatı Adnan Yıldız söz alarak tahliye talep etti. Yıldız, Müvekkilinin iddia makamının söylediği gibi “jeansbiri” hesabının sahibi olmadığını ilk günden beri savunduklarını söyledi.
18.09 – Duruşmaya saat 19:00’a kadar ara verildi.
19.10 – Sanıklar ve izleyiciler ara kararın açıklanması için salona alındı. Mahkeme heyeti bekleniyor.
19.26 – Mahkeme heyeti salona girdi.
19.28 – Mahkeme Başkanı ara kararı açıklıyor: Can Dündar ve İlhan Tanır’ın yakalaması bekleniyor. Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Doğan Satmış tanık olarak dinlenecek. Emre İper’e ait bilirkişi raporu bekleniyor. Bir sonraki duruşma 25 ve 26 Aralık’ta gerçekleşecek. Tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Kaynak: Cumhuriyet


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz