Yazar, yönetmen, müzisyen, sanat eleştirmeni, oyuncu, ressam, dengbêj ve akademisyenlerinin de aralarında olduğu edebiyat ve sanat dünyasından 571 isim, 7 Ocak’ta Amed ve İstanbul’da “Barışa Ses Olalım” başlıklı deklarasyon açıkladı. Jülide Kural, Sırrı Süreyya Önder, Cevdet Bağca, Nur Sürer, Mikail Aslan, Firat Cewerî, Feyyaz Yaman ve Şanar Yurdatapan gibi isimlerin çağrıcısı olduğu deklarasyonda, Kürt sorununun çözümü, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması ve toplumsal barışın sağlanması yönünde çağrı yapıldı.

Açıklanan deklarasyonda imzası bulunan isimlerden biri de sanatçı Ferhat Tunç oldu. Tunç, deklarasyonun içeriği ve amacına dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu.

“Deklarasyon, umudu büyütmenin çağrısıdır”

Hakkında devam eden dava ve kesinleşmiş cezalar nedeniyle 2019’dan bu yana yurtdışında yaşadığını anımsatan Tunç, aradan geçen 5 yıllık sürece rağmen Türkiye’de barışın sağlanmasına dönük umudunu kaybetmediğini söyledi. Açıklanan deklarasyonun bu anlamda büyük bir anlam taşıdığını vurgulayan Tunç, “Bu deklarasyon aslında bu umudu büyütme çağrısıdır. Çünkü ülkemizin çözüm bekleyen bir Kürt sorunu var. Soruna dönük süren bir savaş ve sarsıcı sonuçları ortadadır. Bu gidişatı durduracak ortak bir akla ve vicdana ve en önemlisi de diyaloga ihtiyaç vardır. Açıklanan deklarasyon, bu sorunun barışçıl çözümüne dair bir çağrıyı içeriyor kuşkusuz” dedi.

“Öcalan ile ilgili endişeler giderilmeli”

Kürt sorununun çözümsüzlüğünün ülkede yaşayan tüm halkları etkilediğini ve bu anlamda sarsıcı sonuçlar yarattığını söyleyen Tunç, çözümün PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yürütülecek diyalog sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Tunç, “Bugün İmralı tecrit koşullarını protesto etmek adına cezaevlerinde açlık grevlerinin yeniden başladığı bir döneme girildiğini görüyoruz. Mevcut hükûmet ve devlet yetkilileri çözüm sürecinde, Kürt halkının temsilcisi olarak Öcalan’la görüştüler. Bu görüşmeler Türkiye’de bir barış ikliminin yaşanmasına yol açtı ve doğruydu. Çözüm süreci devam edip gerçek manada bir sonuca bağlanmış olsaydı, savaş, ölüm, gözyaşı; bütün kötülüklerin ayyuka çıktığı bu karanlık günleri yaşamıyor olacaktık, bu kesin. Bu nedenle yıllardır tecrit altında tutulan Abdullah Öcalan ile ilgili endişeler giderilerek yeni bir süreç başlatılabilir” diye belirtti.

“Sanatçı zulmün seyircisi olmamalı”

Bugün ülkede kendisini muhalif olarak tanımlayan birçok sanatçının bahsi geçen Kürt sorunu karşısında sessiz kaldığına dikkat çeken Tunç, “Sanatçıdan, haksızlıklara itiraz etmesi beklenir. Dolayısıyla sanatçılar, göz göre göre yaşanan zulmün tarafı ve seyircisi olmamalı. Bugün ülkemizde hiç kimsenin görmezden gelemeyeceği bir zulüm gerçeği var. Zulme karşı durmak, sanatçının en temel hak ve görevdir öncelikle. Bugün ‘muhalif’ kimliğiyle de bilinen birçok sanatçının itiraz etmek yerine, sessizliğini koruduğunu üzülerek görüyorum. Daha çok konser yapmanın telaşındalar sadece. Konser yapıyorlar diye kimseyi suçlamıyorum kuşkusuz. Ancak ülke olarak hapsolduğumuz bu karanlıktan nasıl çıkılacağını sorgulamayı aklımızdan geçirmeliyiz. Üzücü olan tam da budur. Demokratik bir hukuk devleti olmadığımız gerçeğini unutuyoruz sanki. Sırf düşünceleri nedeniyle bugün cezaevinde ve sürgünde yaşamak zorunda kalan binlerce insan var” ifadelerini kullandı.

“Krizin reçetesi demokrasi ve diyalogdur”

Bu anlamda açıklanan deklarasyonun çözüm noktasında bir başlangıç olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Tunç, devamında şunları kaydetti: “Koşulların değişmesini ancak bu tür duyarlı çıkışlarla sağlamak mümkün. Yaşanan sorunların çözümünün farklı kimlik ve değerlere saygıdan geçtiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu krizden çıkmanın reçetesi de yine demokrasidir, normalleşme ve elbette diyalogdur. Kürt halkı bir gerçektir, bu gerçekliğin kendi varlığını korumak için savaş değil barışa ihtiyacı var. Kalıcı bir barışın sağlanması için herkes elinden ne geliyorsa yapmalıdır diye düşünmekteyim.”


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz