Konuya ilişkin yapılan açıklamada “İşçi sınıfının ortak mücadelesini büyütmek, sömürüye ve aşağılanmanın her türlüsüne dur diyebilmek için tüm işçi ve emekçileri mücadeleye, İşçi Birlikleri Sendikası’nda örgütlenmeye davet ediyoruz.” denildi.

Açıklama ile İşçi Birlikleri Sendikası’nın ilke ve işleyişine dair metin aşağıda yer almaktadır:

“İŞÇİ BİRLİKLERİ SENDİKASI (İŞÇİ-SEN) YOLA ÇIKIYOR!

Birleşik İşçi Kurultayı (BİK) olarak, işçi sınıfının ortak mücadelesini savunmak amacıyla “Örgütlüysek her şeyiz, değilsek hiçbir şeyiz” diyerek, çıktığımız yola İşçi Birlikleri Sendikası (İŞÇİ-SEN) olarak devam ediyoruz.

Yedi seneyi aşkın süredir BİK bünyesinde gerçekleştirdiğimiz faaliyet ve örgütlenmeler, işçi sınıfının ortak mücadelesinin geliştirilmesi noktasında bize önemli deneyimler kazandırdı. Bu süreç zarfında edindiğimiz tecrübe ve örgütlenmelerimizi İŞÇİ-SEN çatısı altında bir adım daha ileri taşıma azmindeyiz.

İktidarın; yağma-rant-savaş politikalarının ürünü olarak çöken ekonominin tüm faturası biz işçi-emekçilere kesiliyor.

Her ay 150-160 işçi kardeşimiz iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. Kazanılmış birçok hakkımız elimizden alınırken saldırıların da ardı arkası kesilmiyor. Çıkarılan yeni yasalar ile esnek ve güvencesiz çalışma dayatılırken; hayatı yaşanılmaz kılan pek çok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Biz işçiler günden güne yoksullaşırken, kapitalistler bizim ürettiğimiz artı-değer üzerinden zenginliklerini büyütüyorlar.

Sömürü bu kadar yoğun olmasına rağmen; işçi sınıfı hala topyekün cevap üretebilecek bir örgütlülükten yoksun.

Bir bütün olarak sınıfa yönelik saldırılar yoğunlaşırken, buna karşı direniş eğilimleri de güçleniyor. İşçi-emekçiler, pek çok alanda hakları, gelecekleri için mücadeleye atılıyor, seslerini yükseltiyorlar. Önümüzdeki dönemde mücadele daha kızışacak, sesler daha da yükselecektir.

Ancak, işçi sınıfı hala büyük oranda örgütsüz olduğu için bu saldırılara gereken yanıt verilememekte ve her anlamda ağır bedeller ödenmektedir.

İşçiler, emekçiler bu dünyayı elleriyle var edenlerdir. Ancak bugün işçi sınıfına reva görülen açlık ve yoksulluktur. Bu durumu tersine çevirmek ise sadece örgütlü mücadele ile mümkündür.

Eğer işçiler yüzbinlerle, milyonlarla tek yumruk olabilirse o zaman karşısında durabilecek hiçbir güç yoktur.

Geçtiğimiz on yıla tüm dünyada gelişen grevler ve işçi direnişleri damgasını vurmuştur. Aynı zamanda ülkemizde de irili ufaklı yüzlerce grev/direniş gerçekleşmiş, onlarcası kazanıma ulaşmıştır. Bu durum bir kez daha göstermiştir ki işçi sınıfının gücü örgütlülüğü oranındadır.

İşçi Birlikleri Sendikası işte bu düsturla; fabrikada, ofiste, depoda kısacası işçinin olduğu her yerde, örgütlenmeyi hedef olarak önüne koymaktadır. Bu koşullar altındaki işçi sınıfının, kendisini saran bu cendereyi parçalayabilmesi ancak ve ancak örgütlü bir mücadele ile gerçekleşecektir.

İşçi Birlikleri Sendikası; ülkenin dört bir yanından dağınık ve parça parça yükselen mücadeleleri birleştirmek, bu cenderenin parçalanması ve ortak bir mücadele hattının kurulmasını amaçlamaktadır.

Bu çerçevede işçi sınıfının ortak mücadelesini büyütmek, sömürüye ve aşağılanmanın her türlüsüne dur diyebilmek için tüm işçi ve emekçileri mücadeleye, İşçi Birlikleri Sendikası’nda örgütlenmeye davet ediyoruz.

İŞÇİ BİRLİKLERİ SENDİKASI”

Mücadele hattı, ilkeleri ve örgütlenme

İşçi-Sen ayrıca “Mücadele hattı, ilkeleri ve örgütlenme” başlıklarında çalışma ve işleyişini kamuoyu ile paylaştı.

İŞÇİ BİRLİKLERİ SENDİKASI (İŞÇİ-SEN)
MÜCADELE HATTI, İLKELERİ VE ÖRGÜTLENMESİ:

1-) İŞÇİ-SEN, ne işçi sınıfının siyasal partisidir, ne de işkolu bazlı bir sendikadır. Bu örgütlenmelere alternatif değildir. İŞÇİ-SEN, işçi sınıfının, sınıf bilinci ile hareket etmesi gerektiğine inanan; farklı siyasal görüşleri olsa da, bu asgari müşterekte birleşen; ülkemizin bugünkü koşullarında, işçi sınıfının örgütlenmesini temel mesele olarak gören işçilerin ortak örgütlenmesidir.
İŞÇİ-SEN; sınıfın ekonomik-sosyal ve siyasal haklarını savunur; sendikalı, sendikasız tüm işyerlerinde işçilerin örgütlülük düzeyini geliştirir. İŞÇİ-SEN, işçilerin sorun ve taleplerine sahip çıkmasını sağlamak, sendikalarını sendika mafyası ve bürokrasisinin işgalinden kurtararak yeniden işçi sendikaları haline getirmek için vereceği mücadelenin önünü açmak hedefiyle kurulmuş bir işçi örgütüdür.

2-) Tüm sınıflı toplumların tarihi, gerçekte sınıf savaşımları tarihidir;
Sınıflı toplumların tarihi, kölelerle köle sahipleri, serflerle feodal beyler, işçilerle kapitalistler arasındaki savaşımların tarihidir.
Köle sahipleri, feodaller ve kapitalistler üretim araçlarını ellerinde bulunduranlardır. İşçi sınıfı bugün kapitalistlere karşı yürüttüğü savaşımda köleler ile serflerin yerindedir. İşçi sınıfının emek gücünden başka satacağı hiçbir şeyi yoktur.
Eğitimden sağlığa, giysiden konuta, ulaşımdan haberleşmeye, silahtan ekmeğe, cep telefonundan uzay mekiğine, üretim araçlarına kadar hayatta akla gelebilecek ne varsa, biz işçilerin alın terinin, emeğinin ürünüdür. İşçi sınıfı bugün ücretli köle olarak varlığını devam ettirmektedir. Dünden farklı olarak sömürünün uygulanış biçimi farklılaşmıştır.
Üreten işçi sınıfı olduğu olduğu halde, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet nedeni ile tüm zenginliklere kapitalistler tarafından el konulmaktadır.
Bu savaş üretim araçlarının özel mülkiyetine son verilerek bitecektir.
İşçi sınıfı; varlığı başka bir sınıfın sömürüsü ve varlığına dayanmayan tek sınıftır. Bu nedenle, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son verme gücüne sahip tek devrimci sınıftır. Bu nedenle, toplumun kurtuluşu işçi sınıfının kurtuluşuna bağlıdır.

3-) Kapitalistler işçi sınıfını sürekli ve daha çok sömürebilmek, onu baskı altında tutmak ve bir vampir gibi kanını emebilmek için birçok örgütlenme geliştirirler. Kapitalistlerin en gelişmiş örgütlenmesi burjuva devlettir. Devlet ideolojik ve fiziki zoru kullanan bir baskı aygıtıdır. Devlet aynı zamanda kendini sınıflar üstü göstererek, toplumsal inançları, ulusal çıkar yalanını, dini, gelenekleri vb. kullanarak sistemin devamını sağlar.
Bu iş için ideolojik aygıtlar geliştirir. Eğitim sistemi, medya, reklamcılık, eğlence sektörü devletin günümüzdeki en önemli ideolojik aygıtlarıdır. Böylece devlet, tüm toplumu esir almaya, insanı insanlıktan çıkartmaya çalışır.
Burjuvaziye karşı yürüttüğü mücadelesinde işçi sınıfı, tüm bunlarla hayatın her alanında mücadele edecek örgütlenmeler geliştirmek zorundadır. Bu mücadele siyasal, ideolojik ve ekonomik alanlarda yürür. Bu alanlarda işçi sınıfı kendi örgütlerini geliştirmek zorundadır.
Örgütsüz bir işçi sınıfı hiç bir şeydir.
Örgütsüz işçi esirdir. Örgütsüz işçi yüz yılların mücadelesiyle kazanılmış haklarını kaybetmeye, kölece çalışmaya, çalışırken insanlıktan çıkmaya, çalışırken canından olmaya mahkûmdur. Örgütsüz işçi, üretim bandında makinenin uzantısı, seçimlerde oy deposu, savaşlarda 23 sentlik asker, ekonomik krizlerde fedakârlık abidesi olur.
İşçi sınıfının gücü örgütlülüğünden gelir.
İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır.

4-) İşçi sınıfının burjuvaziye karşı savaşımı, tek tek işçilerin, tek tek kapitalistlere karşı savaşımıyla sınırlı değildir. Bu, işçilerin kapitalist sınıfa karşı ortak savaşımıdır. İşçi sınıfı, bir sınıf olduğunun bilincine varmadan, bu savaşımı doğru bir temelde yürütemez.
İŞÇİ-SEN, işçi sınıfının kardeşliği ve dayanışmasına inanır.
Bu kardeşlik ve dayanışma sadece ulusal ölçekte değil, uluslararası ölçektedir.
İŞÇİ-SEN, “Dünyanın Tüm İşçileri Birleşin” şiarını benimser.

5-) Kapitalistler, tek tek işçileri değil, bir bütün olarak işçileri sömürürler. Kapitalizm üretimin toplumsal karakterini sürekli geliştirir. Bir metanın, örneğin ayakkabının, üretiminde farklı sektörlerde yüzlerce emekçi çalışır. Bu da işçiyi “kolektif emekçi” yapar.
Kadını-erkeği-göçmeni, çocuk işçisi ve işsizler ordusuyla işçi sınıfı, ülkemizde 40 milyonu aşkın nüfusuyla toplumun ezici çoğunluğunu oluşturmaktadır.
İster üretken bir emek harcasın, ister üretken olmayan tarzda bir emek harcamış olsun, üretim araçlarına sahip olmayan ve yaşamını sürdürmek için emek gücünden başka satacak bir şeyi olmayan herkes işçi sınıfının bir parçasıdır.
Tüm toplumsal sınıflar gibi işçi sınıfı da durağan, homojen ve değişmeyen bir kitle değildir. Kapitalist gelişim, bugün kentte ve kırda giderek daha geniş bir kesimi işçileştirmektedir. Emek yoğunluklu üretim alanlarının ucuz emek cennetlerine kaydırılması, perakendecilik, hizmet vb. sektörlerde pazarın kapitalistlerce büyük çaplı organizasyonu, doktor, avukat, mühendis gibi kendi hesabına çalışan kent orta sınıflarının eski sınıfsal konumlarını kaybetmesi ve tarımdan kopuş gibi süreçler, işçi sınıfının kapsamının genişlemesine yol açmaktadır.
İŞÇİ-SEN, “kolektif emekçi” tanımını temel alarak tüm alanlarda örgütlenmeyi hedefler.

6-) İşçi Sınıfının Durumu:

Bugün işçi sınıfı esirdir ve esaretinin temel sebebi örgütsüzlüğüdür.
İşçi sınıfı esaret koşullarında çalışmakta ve yaşamaktadır.
Milyonlarca işçi işsiz, milyonlarca işçi borç kıskacındadır. Bunalıma girip canına, ailesinin canına kıyan işçi sayısı artmaktadır.
Taşeronlaşma, özelleştirme, esnek çalışma, işyerlerindeki kölece çalışma koşulları ile birleşmektedir.
Günlük ortalama çalışma süresi 10,5 saate ulaşmıştır.
Ülkede her dört saatte, bir işçi, yeterli iş güvenliği önlemi alınmadığından, daha fazla kâr için hayatını kaybetmektedir.
Ortalama her iki işçiden biri açlık sınırının altında asgari ücretle çalışmaktadır. Arabuluculuk gibi yeni yasalar ile işçi hakları her gün törpülenmektedir.
İşçilerin hak araması, yasalarda yer alan haklarına sahip çıkma çabası baskı ve şiddetle engellenmeye çalışılmaktadır. Grevler yasaklanmakta, sendikal örgütlenme yapan işçiler suçlu muamelesi görerek işten atılmaktadır.
İşçi sınıfı siyasal alanda, toplumsal mücadelede bir sınıf olarak yer almamaktadır. İşçiler siyasal alanda kendi sınıfsal çıkarlarını her koşul altında savunacak devrimci-sosyalist örgütlenmelerden uzak durmakta, bu durum, sınıfı, kendi ekonomik örgütlenmelerine dahi sahip çıkamaz hale getirmektedir.
İşçi sınıfı, siyasal alanda varlık göstermediği gibi ekonomik, sosyal haklarını savunacak, kazanılmış haklarını koruyacak, üretimden gelen gücünü görmesini sağlayacak, mücadeleci sendikal örgütlenmelerden yoksundur. 44 yıl önce, 1980 yılında ülkemizde işçi sayısı bugünkü işçi sayısının 3’te birinden azken, sendikalı işçi sayısı bugünkünün iki katıydı. Bugün (2023 yılı verilerine göre) kayıt dışı işçileri de kapsayan fiili sendikalaşma oranı yüzde 10’u dahi bulmamaktadır. İşçilerin yüzde 90’ı sendikasızdır, yüzde 95’i ise toplu iş sözleşmesi hakkından yoksundur. Sendikalı işçilerin ise yaklaşık üçte biri toplu iş sözleşmesi hakkından yoksundur.
12 Eylül sonrası, sendikalar devlet denetiminde, sendika mafyasının ve sendikal bürokrasinin yönetiminde organize edilmiştir.
İşçilerin öz örgütleri olan sendikalar, işçilerin hak ve çıkarlarını korumak bir yana, büyük ölçüde ‘işçiye karşı sendika’ durumundadır. Sendikaların ana gövdesi; mevcut esaret düzeninin sürdürülebilmesinin, sınıfın enerjisinin tüketilmesinin, her adımda aldatılmasının ve sermayenin denetiminde tutulmasının aracıdır.
Devletin sendika mafyası ve bürokrasisi aracılığıyla sendikal alandaki denetimi ve işgali, bir yandan işçilerin sendikalarına yabancılaşmasına, güvensizleşmesine, öz örgütleri ile bağının zayıflamasına yol açarken, diğer yandan verili sendikal hareket ve yapılardaki çözülmeyi tetiklemektedir. Sendika mafyasının, bürokrasisinin varlığına ve sendikalardaki egemenliğine karşı son yıllarda sınıftan itirazlar yükselmektedir. Metal işçilerinin 2015’te Türk Metal çetesinin cenderesinden çıkmak için sergilediği direniş artık mızrağın çuvala sığmadığının göstergesidir.
Sendika mafyası ve bürokrasisinin, sendikalardan sökülüp atılmadan, işçilerin sendikalara güveni sağlanamaz. Sendikalaşma oranının bu derece zayıf olmasının nedeni, sendika mafyası ve var olan sendikal anlayıştır.
İŞÇİ-SEN, tüm bunlara karşı mücadele eder.

a) İŞÇİ-SEN, işçi sınıfının toplumsal sorunlara karşı mücadelesini ya da demokratik haklar için yürüteceği mücadeleyi sınıfın siyasal mücadelesinin içinde ve çıkarlarının gereği olarak görür. Sınıfın, taşeronlaştırma, kiralık işçi büroları gibi egemenler tarafından devreye sokulan saldırılara karşı mücadelesi; sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, lokavtın yasaklanması, kamuda grevli toplu sözleşmeli sendika hakkının yasallaştırılması, işçi cinayetlerinin son bulması için yürütülecek mücadelesi de siyasal mücadelenin bir parçasıdır. Bu mücadeleleri siyasal kılan; tek tek kapitalistlere karşı değil, bir bütün olarak kapitalist sınıfın saldırılarına karşı durulması ve tek tek işçilerin değil bir bütün olarak işçi sınıfının bütün kesimlerinin çıkarlarının savunulması, işçi sınıfının bir bütün olarak harekete geçmesidir.

b) İşçi sınıfı konumu gereği, kapitalizme karşı yürütülen her türlü mücadelenin önderidir. Bu nedenle işçi sınıfı, tüm toplumsal sorunlara duyarlı olmak zorundadır. Emperyalist savaşa, doğanın talanına, erkek egemen anlayış, dinsel, ırksal, cinsel vb. her türden ayrımcılığa karşı ezilen halklara dönük saldırılardan çocuk istismarlarına kadar tüm toplumsal sorunları sınıf mücadelesinin kapsamında ele alır. Bu yolda gelişecek her türlü örgütlenmeyi ilkesel olarak destekler.

İşçileri ve sendikaları, işçi sınıfının çıkarları doğrultusunda aktif bir politik mücadele yürütmeye çağırır.

7-) Sendikal mücadeleye yaklaşım:

a)Sendikalar, ekonomik mücadelede işçi sınıfının bugüne kadar geliştirdiği en önemli örgütleridir. Sendikalar işçi örgütleridir ve ne kadar gerici olursa olsun, her sendika işçi sendikası haline getirilmelidir. En geri sendikaların bile içinde olunması mücadelesi sonuna kadar verilmelidir.

b)Sendika mafyası ve sendika bürokrasisi aşılmaz değildir. Sendikal alandaki zayıflık, sendika mafyası ile sendikal bürokrasinin varlığı ve denetimi, işçilerin örgütlülüğünün ve eylemliliğinin geliştirilmesiyle aşılacaktır. Sendikalarını geri kazanma mücadelesinde işçiler sabırlı, kararlı ve uzun süreli bir örgütlenme ile yol alacaktır.
c)İŞÇİ-SEN, kendisini sendikal örgütlenmelere alternatif olarak görmez. İstisnalar hariç bugün büyük oranda sendika mafyası ve bürokrasisi aracılığı ile sınıfı denetleme aracına dönüşmüş sendikaların geri alınması mücadelesini ve sınıf sendikacılığı temelinde sendikal örgütlenmenin geliştirilmesini önüne görev olarak koyar.
Fabrika, işyeri bazlı örgütlenmeler işçi örgütlenmesinin, sendikal örgütlenmenin güvencesidir. İşçilerin mücadeleye dair öneriler geliştirebilecekleri, tartışabilecekleri, doğrudan karar alabilecekleri ve denetim yürütebilecekleri temel mekanizmalardır. İşçilerin gücü bu işyeri örgütlenmelerinden gelir, işçilere gerektiğinde sendikaları denetleme ve sendikalara müdahale etme olanağı sağlar. Bugün en iyi sendikalarda bile, işyeri örgütlenmesi ve işçi temsilciliği kağıt üzerindedir. Sendikal anlayış, işyeri örgütlenmesi ve işyeri temsilciliğini temel alacak şekilde değiştirilmelidir. İşçiler kendi temsilcilerini seçmeli ve gerektiğinde görevden alabilmelidir. Düzenli işyeri toplantıları ve sendikalarla işyerleri arasındaki canlı bağ, sendikal bürokrasinin en büyük panzehridir.
İŞÇİ-SEN, sendikalara bugün egemen olan ve iş barışını kutsayan, sınıf çıkarlarında ahenk-uyum arayan teslimiyetçi anlayışa karşı, ‘sendikalar işçilerindir’, ‘hak verilmez alınır’ ilkeleri etrafında, yasaların sınırlarına hapsolmayan, mücadeleyle yasaların sınırlarını zorlayan, fiili-meşru-militan mücadeleyi esas alan bir işçi sendikacılığı anlayışını egemen kılmayı hedefler.

😎 İşçi mücadelesinde grev ve direnişlere yaklaşım:
Grev, işçi sınıfının sömürüye karşı mücadelesinde en önemli silahlarından biridir. İşçi sınıfının üretimden gelen gücünü, sınıf mücadelesinde ortaya koymasıdır. Grevler, işçilerin kendi gücünü gördüğü, sınıf kardeşliğini ve birliğinin önemini kavradığı, patronların ve onlarının devletinin, mahkemelerinin, polisinin gerçek yüzünü tanıdıkları birer okuldur.
Mevcut sendikal anlayışta grev, işçi sınıfının elinde bir silah olmaktan çıkmıştır. Grevin işçi sınıfının elinde bir silah olabilmesi için, mevcut sendikal anlayışın değişmesi gerekir. İşyeri örgütlenmesine dayalı, sınıf sendikacılığının gelişmesi gerekir. Grev sadece çıplak ücret temelinde değil, işçi sınıfının tüm sosyal ve demokratik haklarını içerecek şekilde ele alınmalıdır.

9-) Sınıf dayanışması:
İşçi Sınıfının sınıf bilincinin en önemli göstergelerinden birisi de sınıf dayanışmasıdır. İŞÇİ-SEN, sınıf dayanışmasının her düzeyde, yerel ve uluslararası ölçekte geliştirilmesini amaçlar. Bu doğrultuda dayanışma grevlerini savunur ve eylemlilikler örgütler. Sınıf dayanışması, sınıf kardeşliğinin gelişiminin ve sınıfın ortak davranış kazanmasının teminatıdır. Her işçi eylemine, grev ve direnişine bu anlayışla yaklaşılmalıdır.

10-) Sınıfın birliği:

İŞÇİ-SEN, işçi sınıfının birliği mücadelesinde atılacak her adımı destekler. Birlik, Meclis, Konsey, Komite vb. örgütlenme biçimlerinin tamamını bu adım çerçevesinde değerlendirir, örgütler ve teşvik eder.

11-) Kadın işçiler:

Kadın işçiler yaşamın her alanında olduğu gibi çalışma hayatında da ayrımcılığa uğramakta, düşük ücret, güvencesiz istihdam, ağır çalışma koşulları, hak ihlalleri, cinsel ayrımcılık ve taciz gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. İŞÇİ-SEN, kadın işçilerin çalışma hayatında ve toplumsal yaşamda karşı karşıya kaldığı her tür ayrımcılığa karşı mücadelesini, kadın emeğinin görünür kılınmasını ve ‘eşit işe eşit ücret’, ‘her işyerine kreş ve emzirme odası’, ‘8 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesi’ vb. taleplerini destekler.
İŞÇİ-SEN, kadın işçilerin temsili yet ve örgütlenme sorununu önüne koyar ve bu doğrultuda gerekli çalışmaları yapar. Bu alanda çalışma komisyonu kurar.

12-) Çocuk işçilik:

Sermayenin ucuz işgücüne yönelmesinin sonucu olarak ülkemizde çocuk işçilerin işgücü içindeki oranı her geçen gün artmaktadır. İŞÇİ-SEN, çocuk işçiliği reddeder, kötü çalışma koşullarında, düşük ücretlerle ve iş kanunu yok sayılarak çalıştırılan çocuk işçiliğine karşı mücadele eder. Bu alanda çalışma komisyonu kurar.

13-) Güvencesiz ve Esnek çalışma:

İşçi sınıfının elde ettiği kazanımları elinden almak için burjuvazi ve onun ortak örgütü olan devletin başlattığı saldırının bir adıdır. Taşeron işçilik tuzlada kum torbası olmaktır. Yani daha fazla işçi cinayeti daha az ücret demektir. Gün geçtikçe özel istihdam büroları gibi saldırılarla da birleşerek yaygınlaşmaktadır. Dolayısıyla taşeronlaştırmaya karşı mücadele sadece taşeron işçiler tarafından değil, aynı zamanda tüm işçi sınıfı tarafından yürütülmelidir. Güvencesiz, esnek çalışmaya karşı mücadele eder ve bu alanda çalışma komisyonu kurar.

14-) İşsizlik:

Bugün işsizlik işçi sınıfı içerisinde 12 milyon kişiyle çok ciddi boyutlardadır. İşsiz kalma korkusu, çalışan işçi üzerinde daha az ücretle, fazla çalışma baskısı yaratır. İşçilerin bu baskı ile aşırı çalışmaya yönelmeleri, yedek işçi ordusunun iş bulma şansını azaltır. İşsiz sayısı artar, işsizler de daha düşük ücretlerle çalışmaya razı hale getirilir. Dolayısıyla işsizlik sermayenin her dönem ihtiyaç duyduğu, işçi sınıfı içerisinde rekabeti artıran, çalışma sürelerini uzatan ve ücretleri aşağıya çeken en temel mekanizmalardan biridir. İŞÇİ-SEN, bu konu da sınıfın birliği çerçevesinde gerekli örgütlenmeleri yapar. Bu alanda çalışma komisyonu kurar.

15-) Kamu emekçileri:

Eğitim, sağlık, ulaştırma, haberleşme, hizmet vb. işkollarında çalışan kamu emekçileri de işçi sınıfının önemli bir parçasıdır. 1990’lı yıllarda fiili-meşru-militan mücadele ile kazanmış oldukları haklar bugün tırpanlanmıştır. OHAL KHK’ları ile binlerce kamu emekçisi işlerinden atılmıştır. Bu alandaki örgütlenme ihtiyacı da kendini daha fazla hissettirmiştir. İŞÇİ-SEN, kamu emekçilerini işçi sınıfının önemli bir bileşeni olarak görür ve örgütlenme mücadelesini bu alanda da sürdürür. Bu alanda ihtiyaç duyulan örgütlenmeleri geliştirmeyi hedefler.

16-) Tarım işçileri:

Toprağa bağlı olarak mevsimlik ya da sürekli olarak çalışan emekçilerdir. Mevsimlik tarım işçileri ağırlıklı sigortasız çalıştırılan kadın ve çocuk işçilerden oluşmaktadır. Birçok haktan mahrum bırakılmakta, uzun çalışma süreleriyle karşı karşıyadırlar. Bununla birlikte birçok mevsimlik tarım işçisinin barınma alanları da yaşanabilir değildir. İŞÇİ-SEN, tarım işçilerinin sorunlarını da gündeme alır ve tarım işçileri içinde örgütlenme faaliyeti yürütür.

17-) Stajyer işçiler:

Bugün sermayenin ihtiyacına uygun, kalifiye iş gücünün yetiştirildiği alanlar meslek liseleridir. Meslek lisesi öğrencileri stajyer olarak çalıştırılmakta, ucuz işgücü deposu olarak görülmektedir. Staj döneminden itibaren meslek lisesi öğrencileri işçi güvenliğinden, iş güvencesinden yoksun, sendikasız, günde 10-12 saati bulan çalışma süreleri ile sömürü kıskacına alınmaktadır. Stajyer çalışma ile liseliler işçi sınıfının doğrudan bir parçası haline getirilmektedir. İŞÇİ-SEN, işçi sınıfının bu dinamik kesimi içinde örgütlenmeyi önemser ve bu konuda adımlar atar.

18-) Göçmen işçiler:

Bölgemiz Ortadoğu’da yoğunlaşan emperyalist yağma savaşının sonucu olarak bölgemizin ezilen halkları, milyonlarca emekçi kendi topraklarını terk ederek farklı coğrafyalarda yaşam sürer hale gelmiştir. Yağma savaşları ve ülkelerin kaynaklarının talan edilmesi kitlesel emek göçüne neden olmaktadır.

Göçmen işçiler bugün en güvencesiz, en ağır işlerde, en kötü koşullarda ve en düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Patronlar, göçmen işçileri sınıfı bölmenin, sömürüyü derinleştirmenin, sınıfın arasına rekabet sokmanın da aracı haline getirmektedir. İŞÇİ-SEN, göçmen işçilere karşı devlet eliyle yöneltilen rekabetçi, ayrıştırıcı milliyetçi, gerici yaklaşımlara karşı mücadele eder. Göçmen işçileri sınıfın bir parçası olarak görür ve örgütler. Rekabet böler, eylem birleştirir anlayışıyla birlikte mücadeleyi örgütler. Bu alanda çalışma komisyonu kurar.

Göçmen işçilere dair talepleri şöyle sıralar;

  •  Üç ayı dolan tüm göçmenlere vatandaşlık hakkının verilmesi.
  • Eşit örgütlenme ve grev hakkı, işyerindeki delege seçimlerine göçmen işçilerin de eşit haklarla dâhil edilmesi.
  • Aynı işi yapan işçilerin eşit işe eşit ücret yasasına tabi tutulması ve sendikaların toplu sözleşme anlaşmalarının eşitçe uygulanması İşsizlik yardımı, sosyal sigorta açısından göçmen işçi ayrımı yapmadan tüm işçiler arasında eşitlik.
  • Örgütlenmenin tüm evrelerinde ve görevlendirmelerde eşit oy – seçilme hakkı konusunda tüm işçiler arasında eşitliğin sağlanması.

19-) Enternasyonal Mücadele ve Dayanışma:

a) İŞÇİ-SEN uluslararası düzeyde örgütlenen kapitalist sömürüye karşı, işçi sınıfının da uluslararası bir mücadele vermek zorunda olduğunu savunur. Bu amaçla, bütün ülkelerde var olan ve benzer amaçlar için mücadele eden her tür örgütlenme ile enternasyonal mücadelesini geliştirmeyi amaçlayan yapılar kurmayı hedefler.
b) İŞÇİ-SEN Kapitalist-Emperyalist sistemin yarattığı ve ezilen halklar ile dünya proletaryasına dayattığı tüm savaş biçimlerine karşı işçi sınıfının Enternasyonal birliğini savunur ve örgütler.

ÖRGÜTLENME VE İŞLEYİŞ

I-ÖRGÜTLENME

1-) BİRLİKLER ve İYK

İŞÇİ-SEN, örgütlenmesini, işyeri birlikleri üzerinden yükseltir. İşyeri fabrika olabileceği gibi, ofis AVM, bir sanayi sitesi, ticaret merkezi vb. olarak da ele alınabilir. İşyeri örgütlenmesinin olanaklı ya da pratik olmadığı özel durumlarda çalışan işçilerin örgütlenmesi için (işsizler, esnek ve güvencesiz çalışanlar, kursiyer-stajyer vb.) işçi birlikleri kurulabilir.
Her işyeri birliği bir temsilci ve yedek temsilci seçer. Seçilen bu işyeri temsilcisi ve yedeği, İŞÇİ-SEN işyeri birliği tarafından çoğunluk kararı ile görevlerinden alınabilirler. Bu temsilcilerin katılımı ile İŞÇİ-SEN işkolu birliği oluşur. Bir ilde kurulan iş kolu birliklerinin seçilmiş temsilcileri bir araya gelerek il yürütme kurullarını(İYK) oluşturur.

Seçilen asıl ve yedek temsilciler, temsil ettikleri işçi birlikleri tarafından oy çokluğuyla görevden alınabilir.
Bir ildeki işçi birliklerin dışındaki örgütlenmeleri (meclis, dernek, konsey, sendika, kurul emek komisyonları vb.) İŞÇİ-SEN’in mücadele hattı, ilke ve işleyişlerini kabul ettiği müddetçe İŞÇİ-SEN bileşeni olarak, İYK’da temsil edilebilirler.
İYK’lar, ilin bütünündeki örgütlenmeyi geliştirmek ve yönetmekle sorumludur. İYK’lar yeni örgütlenme alanları belirleme ve bu doğrultuda görevlendirme yapma yetkisine sahiptir.
Tüm bu organlar belirli aralıklarla, 1 ayı geçmemek koşulu ile düzenli olarak toplanır.

2-) KURULTAY

İŞÇİ-SEN’in en üst yönetim organı merkezi kurultaydır. Mücadele hattının, ilke ve işleyişlerinin belirlenmesinde tek yetkili organdır.
Kurultay 2 yılı geçmemek kaydıyla toplanır. Merkezi kurultay tarihinden en az 1 ay önce, yerel kurultaylar toplanarak merkezi kurultayın katılımcısı delegeleri seçer.
Merkezi kurultay delegeleri, yerel kurultay delegeleri arasından 5’e 1 oranında seçilir.
Yerel kurultay, bölge bazlı olarak toplanır. Yerel kurultay, Merkezi Kurultay’a iletilecek gündem ve karar önerilerini belirler, yereli merkezi kurultayda temsil edecek delegasyonu seçer.
Yerel kurultayın delegasyonu, işkolu veya bölge temelli seçilir. Her işkolu veya bölge birliği, bünyesindeki üye sayısına göre delege seçimi yapar. Her 5 üye için 1 delege seçilir. Ancak her işkolunun veya bölgenin en az 1 en fazla 5 delegesi olabilir.
(Delege sayısı 2-9 üye için 1, 10-14 üye için 2, 15-19 üye için 3, 20-24 üye arası için 4, 25 ve üzeri üye sayısı için 5 delege seçer)
Yerel kurultay en az 10 delegeden oluşur. Eğer bir yerelde, kurultay oluşturacak asgari delege sayısına ulaşılamıyorsa, seçilen delegeler, yerel kurultay örgütlenen en yakın bölgedeki kurultaya dahil olur.
Kurultaya üyelerini seçtiği delegelerin yanı sıra işçiler aydınlar ve dost kurumların temsilcileri katılır. Karar alma yetkisi delegelerdedir.
MYK’da oy çokluğu veya kurultay delegelerinin üçte birinin yazılı talebi ile olağanüstü kurultay kararı alınabilir. Olağanüstü kurultay kararı alındıktan sonra en geç 3 ay içerisinde kurultay toplanmalıdır.

3-) MERKEZ YÜRÜTME KURULU (MYK)

Merkez Yürütme Kurulu, kurultay delegeleri içinden, 7 asıl, 7 yedek üye olarak seçilir. İki kurultay arasında MYK İŞÇİ-SEN’in en yetkili organıdır.
MYK, amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyetlerini (eğitim, araştırma…) yürütmek için, komisyon, kurul vb. mekanizmalar kurabilir.

II-İŞLEYİŞ

1-ÜYE

İŞÇİ-SEN’in mücadele hattı, ilke ve işleyişini kabul eden, İŞÇİ-SEN’in birimlerinde yer alıp çalışma yürüten, aidat veren herkes üyedir.
Her üyedir gönüllülük temelinde, aylık bir mali katkıda (aidat) bulunur. Katkısının miktarını içinde bulunduğu birliğe kendisi bildirir.
Her üye bağlı olduğu birimden, her birim bir üst birimden mali durumla ilgili rapor alabilir.
Her birlik toplanan geliri İYK’ya iletir, İYK gelirin en az %50’sini MYK’ya aktarır. MYK toplanan gelirinin %50’sini kendi örgütlediği grev, direniş ve İŞÇİ-SEN faaliyetleri nedeni ile işten atılmış olan üyeleri için bir fon olarak tutar.
Her üç ayda bir MYK ve İYK her birime açık mali rapor verir.
Toplanan gelirler hiç bir şekilde kişisel harcamalar için kullanılamaz.

2-TOPLANTI VE KARAR ALMA
Toplantılarda karar alma sürecinde fikir birliği esastır. Fikir birliği sağlanamadığı durumlarda oylama yapılarak oy çokluğu yöntemi seçilir. Alınan kararlar birimdeki tüm üyeler için bağlayıcıdır. Her birim kendi kararını alır ve uygular. Bir üst birimden gelen kararlar bağlayıcıdır. Üst birimden gelen kararı hayata geçirmeyen alt birim üst birime rapor sunar üst birim alt birimin raporunu değerlendirip karar verir.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz