OHAL kapsamında çıkarılan KHK ile ihraç edildikten sonra açlık grevine başlayan ve tutuklandıktan 151 gün sonra tahliye olan Semih Özakça, meşru talepleriyle iktidarı sarstıklarını ve insanların kendileri için endişelenme yerine, eylemlerine destek olmaya çağırdı.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildikten sonra 351 gün önce Yüksel Caddesinde oturma eylemi başlatan ve 231 gün önce açlık grevine başlayan Semih Özakça, açlık grevinin 75’inci gününde tutuklanarak cezaevine konuldu. Geçen Cuma günü görülen davanın 3. duruşmada tahliye olan Semih Özakça yaşadığı sürece ilişkin Mezopotamya Ajansı’na konuştu.
‘Meşru taleplerimiz AKP’yi sarstı’
Meşru taleplerinin AKP iktidarını sarstığını belirten Özakça, OHAL ve KHK’lere karşı duruş sergilendiğinde büyük küçük tüm seslerin bastırılmaya çalışıldığını ifade etti. Özakça, iktidarın en büyük korkusunun direniş olduğunu söyledi.
Eylemin 195’inci gününde tutuklandıklarını hatırlatan Özakça, “Ancak iddianamede sadece 20 gün üzerinden suç isnat edildi, 195 gün aynı eylemi yaptık, fakat iddianamede sadece 20 gün yer aldı” dedi. İddianamede yer alan bir diğer suçun “Eskişehir’e gitmek” olduğunu hatırlatan Özakça, tutuklamaya ve iddianamede yer alan suçlamalara ilişkin “Talimat ile tutuklamanın kanıtıdır” diye belirtti. Özakça, “Direnişimizi bu yolla bitirmek istediler ancak direnişimiz de, açlık grevimiz de devam ediyor. Halkımız da daha fazla sahiplendi” diye konuştu.
‘Tüm çabaları boşa çıktı’
Tutukluluk ve dava sürecini değerlendiren Özakça, “Birçok adaletsizlikle karşılaştık, zorla müdahale, işkence ve tehditler ile karşı karşıya kaldık. Duruşmalara getirilmedik, avukatlarımız gözaltına alınıp tutuklandı. Daha sonra binlerce avukat bizi sahiplendi ve AKP’nin tüm çabaları boşa çıktı” ifadelerini kullandı.
‘İtirafçı değil, iftiracı’
Mahkemede tanık sıfatı ile dinlenen itirafçı Berk Ercan’a dikkat çeken Özakça, Ercan için “İtirafçı değil, iftiracıdır” dedi. Özakça, “Yaptığımız savunma ile itirafçının tüm söylediklerinin yalan olduğunu ortaya çıkarttık” diye devam eden Özakça, Ercan’ın cezaevinden çıkarılıp karakolda ifadesinin alındığını ileri sürdü.
‘Cezaevi sağlıklı insanları hasta ediyor’
Cezaevi koşullarının kalmaya müsait olmadığını ifade eden Özakça, Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanan bir kişinin koğuşunda kaldığını ve temizlik gibi temel ihtiyaçlarını o tutuklunun yardımıyla giderdiğini söyledi. Özakça, “Cezaevi koşulları sağlıklı bir insanı dahi ağır hasta haline getiriyor, kaldı ki açlık grevindeki insanlar için hiç uygun değil” diye belirtti.
‘İrade ortaya çıkıyor’
Motivasyonunu coşku ve moral ile arttırdığını vurgulayan Özakça, “Basit veya zor, sizin bir amacınız varsa ve yaptığınız şeye inanıyorsanız, irade ortaya çıkıyor” dedi. Özakça, dışarıdan hiçbir ilaç veya müdahale kabul etmediğini de kaydetti.
‘Nuriye’nin sesinde en ufak tereddüt yoktu’
Nuriye Gülmen ile cezaevi hastanesine zorla götürüldüğünü de hatırlatan Özakça, kendisinin 5 No’lu hücrede Gülmen’in ise 3 No’lu hücrede kaldığını aktardı. Hücreler arası diyaloga da vurgu yapan Özakça, şöyle devam etti: “Nuriye Abla ile birbirimize seslenebiliyorduk. Selam yolluyorduk birbirimize, sesi çok iyi geliyordu ve kafasında hiç bir tereddüt yoktu.”
‘Aramızda bir fark yok ama ben tahliye edildim’
Nuriye Gülmen ile aralarında hukuksal açıdan hiçbir fark olmamasına rağmen yalnızca kendisinin bırakılmasına dikkat çeken Özakça, “Eyleme ve açlık grevine beraber başladık. Beraber tutuklandık ancak ben tahliye edildim Nuriye hala içerde” diyerek davanın iktidarla bağlantılı olduğunu dile getirdi.
‘His kayıpları var’
Sağlık durumuna ilişkin bilgiler de paylaşan Özakça, şunları söyledi: “Vücudumun çeşitli yerlerinde his kayıpları var, iç organlarımda bir yıkım olduğunu hissediyorum, ağrılarım var, yağ oranım çok azaldığı için oturmakta zorlanıyorum. Her şey beyinde bitiyor. Biz bu direnişi kazandığımızda eskisi kadar sağlıklı bir şekilde yaşayacağımıza inanıyorum.” Nişan yüzüğünü parmak parmak dolaştırdığını gösteren Özakça, “Bu yüzük, eskiden yüzük parmağımdaydı, oradan düşmeye başlayınca orta parmağıma aldım, artık orta parmağıma da bol gelmeye başladı, düşüyor” diye belirtti.
‘İnsan halkını da düşünmeli’
Kendisi gibi açlık grevinde olan eşi Esra Özakça ile olan ilişkisine de değinen Semih Özakça, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her güzellik emek ile oluyor. Sevda da emek ile güzelleşiyor. Daha öncesinde bir emek vardı ancak bu süreçte o emek doruk noktasına ulaştı. Düzenin sevda ve aşk anlayışında baktığımızda kendi mutluluğu adına o sevdayı ve aşkı yaşıyor. Burada bir fedakarlık var, bir bütünün mutluluğu, halkın mutluluğu var. İnsan sevdasını düşünürken halkını da düşünmeli. Bu aslında aşkı ve sevdayı güçlendiren ve değerli kılan şeylerdir.”
‘Bize daha çok destek olmalılar’
İnsanların, bize bir şey olma endişesi taşımak yerine mücadeleyi büyütüp adım atması gerektiğini vurgulayan Özakça, “Bu endişeyi anlıyoruz ancak yine bu endişeye rağmen bize daha çok destek olmalılar diye düşünüyorum” dedi.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz